Avaz avaz bağırmak geliyor içimden. Bağırmıyorum elbet. Susuyorum susmasına ya, boğulduğumu duyuyorum.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Alıntı
Bebekken itiraz edebiliyoduk avaz avaz, ama büyüdükçe kestik sesimizi, alıştık, insan her şeye alışır, sonunda da sandık ki o gösterdikleri yol bizim kendi gördüğümüz yoldur, başka yollar aramayı unuttuk. Hiç düşünmedik. Ama ben düşünüyorum, düşündükçe çıldırıyorum; bu doğru dediler, doğru dedik, bu yanlış dediler, yanlış dedik, bu ayıp, tamam ayıp, bu günah, tamam günah; bizi kendilerine benzettiler Tayfun, bizi bize bırakmadılar...
Sayfa 371 - Kerem - İletişim Yayınları, Genişletilmiş Yeni Baskı, 2025·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Batılı oryantalistler "İslam sadece kılıç zoruyla yayılmıştır" diye avaz avaz bağırmaktadırlar. Ancak Rasulullah zamanında gerçekleşen gazvelerin ve savaşların tamamında her iki taraftan ölenlerin sayısı, bindörtyüz kişiyi geçmemektedir. Aklı olan herkesin düşündüğünde, böyle bir devrimin kılıç gücüyle yapılması halinde bu kadar az kan ile gerçekleşmeyeceğini idrak etmesi gerekmez mi?
Düşüp dizlerini sıyırdıktan sonra annelerine bakan küçük çocukları hepimiz görmüşüzdür; anne endişeli görünmüyorsa , çocuk ağlamaz ama tam aksi bir ifade görürse, avaz avaz ağlamaya başlar. Bakıcıyla çocuk arasında duyguların birey tarafından düzenlenmesini öğreten tek en bariz örnek budur. Tabii, bazı çocuklar stres etkenlerine veya uyarılmaya genetik olarak daha fazla ya da daha az hassas olabilir ama güçlü ya da zayıf genetik özellikler çocuğun ilk ilişkilerinde ya büyük bir önem kazanır ya da körelir. Yetişkinler de dahil olmak üzere, birçoğumuz için tanıdık kişilerin yanımızda olması, sevdiğimiz bir kişinin sesi ya da onun bize doğru geldiğini görmek bile stres yanıt nöral sistemlerinin aktivitesini modüle edebilir , stres hormonlarının hızla salgılanmasını engeller ve sıkıntı hissimizi azaltır. Sevdiğimiz bir kişinin elini tutmak bile stresi azaltan güçlü bir ilaçtır.
Sayfa 133·Kitabı okuyor
Psikoloji
Ey Rupi,bu kadar ben olamazsın
dedin ki. eğer alnımıza yazılmışsa. kader kavuşturur yine bizi. gerçekten o kadar saf mısın diye düşündüm bir an. inanıyor muydun sahiden kaderin cilvesine. sanki gökyüzünde oturup bize bakıyormuş. sanki beş parmağı varmış da piyon gibi sürüyormuş bizi. sanki bizim seçimlerimiz değilmiş gibi. kim öğretti sana bunu. söyle. kim kandırdı seni. sana bir kalp verilmiş, bir de akıl ama sen değilsin kullanacak olan. kendi eylemlerin değil başına gelecekleri belirleyen. avaz avaz haykırasım var: her şey bizim elimizde aptal! kavuşmak sadece bizim elimizde. oysa susmuş oturuyorum. titrek dudaklarımla gülümsüyorum, düşünceli. ne hazin değil mi? sen her şeyi böyle apaçık görürken karşındakinin görmemesi.
Sayfa 84·Kitabı okuyor
Alıntı
Annenizin başınızı örtmenize tepkisi ne oldu?
Bebek’teki evinde oturuyor babamın ölümünden sonra. Ben onun pencereden bakıp: “Oh oh neyse bu başörtülü kızlar iyice azaldı…” gibi laflar etmesine şahidim. Birden, ön kapıdan başım örtülü olarak girdiğimi görünce, annem büyük bir şok yaşadı... Hiç unutmam, bir yaz günü, karpuz kesmiş, karpuz koyuyor önüme böyle, farkında değil tam; dikkati benim başörtümde. Birden, “Çıkar o başındakini!” diye avaz avaz bağırmaya başlıyor. Bir saat bir buçuk saat “Çıkar o başındakini, çıkar!” diye dönüp dönüp bağırıyor. Ben sessiz sedasız, karpuzumu yiyorum ve “Haydi anne, bana müsaade.” deyip evden çıkıyorum; hiçbir şey söylemiyorum, başörtümü de çıkarmıyorum tabii. Aradan üç ay geçtikten sonra bir gün annem koşa koşa geliyor buraya. Büyük bir sıkıntı, bunalım içerisinde… “Bana” diyor, “şu namaz meselesini bir öğret. Küçükken öğretmişlerdi ama unutmuşum!” Böylece anneme namaz konusunda bir şeyler öğretiyorum ve annem, namazlarını kılacağını söylüyor… Çok şaşırmış ve sevinmiştim.
Sayfa 118 - Timaş Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap