20 Temmuz 1969’da Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, Ay’ın yüzeyine indiler. Apollo 11 astronotları bu seyahatten önceki aylarda ABD’nin batısında Ay’a benzeyen ıssız bir çölde eğitim gördüler. Bu alan pek çok Kızıldereli topluluğuna ev sahipliği yapıyordu; bir yerliyle astronotlar arasında geçen bir diyaloğa dair şöyle bir hikaye vardır: “Bir gün eğitim esnasında astronot yaşlı bir Kızıldereliyle karşılaşır. Adam orada ne yaptıklarını sorar. Astronotlar kısa süre içinde Ay’a yapılacak bir araştırma seyahatinin parçası olduklarını söylerler. Yaşlı adam bunu duyunca bir an sessiz kalır, sonra astronotlardan kendisine bir iyilik yapmalarını ister. Astronotlar “ne istiyorsun ?” diye sorar. Yaşlı adam,”Kabilemdeki insanlar Ay’da kutsal ruhların yaşadığına inanır. Onlara halkımdan önemli bir mesaj iletmenizi isteyecektim.” Astronotlar ”Mesaj nedir?” diye sorar. Adam kendi dilinde bir şeyler mırıldanır, sonra da astronotlara bunu ezberleyene kadar tekrar etmelerini söyler. Astronotlar “Bu ne demek?” diye sorar. “Bunu size söyleyemem. Sadece bizim kabilemizle Ay ruhlarının bilebileceği bir sır,” der. Üsse geri döndükelerinde astronotlar uzun uğraşlardan sonra yerel dili konuşabilen birini bulurlar ve ondan mesajı tercüme etmelerini isterler. Ezberledikleri şeyi söyleyince çevirmen kahkahalarla gülmeye başlar. Nihayet sakinleşince, astronotların o kadar dikkatle ezberlediği sözlerin “Bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. Topraklarınızı çalmaya geldiler,” olduğunu söyler.
Sayfa 286·Kitabı okuyor
Doğa hazır Bir kum saati gibi akıyorsun bende Biliyorsun suçlu olan saçların Vadedilmiş bir küçük parmak bile değil Güneş yerine aldı Geceden kalmış bir yarım ay da burda Derken Bir telefon meleklerin Odaklandığı küreden Anlattım ona telefonda herşeyi "Ya o olmasaydı" Ya sevmek olmasaydı" Düştüm oyalandığım kayalıklardan
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ah bu katı, kaskatı beden bir dağılsa, Eriyip gitse bir çiy tanesinde sabahın! Ya da Tanrı yasak etmemiş olsa kendi kendini öldürmesini insanın! Tanrım! Ulu tanrım! Ne bunaltıcı, ne berbat, ne tatsız, ne boş geliyor bu dünya bana! Ah ne iğrenç! Bakımsız bir bahçe ki, azgın bitkileri tohuma kaçmış, pis, kaba ne varsa tabiatta sarmış içini. Bu muydu olacak iki ay sonra ölümden? Yerler, gökler; unutsam olmaz mı bunları?
Hayata Dair
Gördüğünden kuşku duyan kişi, Hafife alır senin ricalarını. Şayet güneş ve ay kuşkuya düşselerdi, Gökyüzünden hemen kaybolur giderlerdi.
Sayfa 55·Kitabı okuyor
Bir inancın içinde kök salması ile birlikte kin, ruhunun en derinlerinden gelen başlıca ses olmuştu.
Sayfa 72·Kitabı okudu
1996 yılında onaylanan paxil piyasaya sürüldüğünde ise halihazırda pek çok antidepresan kullanımdaydı. Bu nedenle GlaxoSmith-Kline, paxil için depresyonun yanı sıra anksiyete pazarını yarattı. İki yeni hastalık tanımlandı: Toplumsal Anksiyete Bozukluğu (Soci-al Anxiety Disorder SAD) ve Yaygın Anksiyete Bozukluğu (Generalizing Anxiety Disorder GAD). SAD ya da diğer adıyla sosyal fobi, ısrarlı ve aşırı utanma korkusu, GAD ise kronik, aşırı anksiyete (en az 6 ay) olarak manuel'de yerini aldı! FDA, SAD için 1999'da, GAD için 2001 yılında paxil kullanımı onaylandı. GlaxoSmithKline bun-dan sonra agresif bir reklam kampanyasına başladı. Kampanyanın temeli, hemen herkesin SAD ya da GAD olabilmesiydi. Paxil'e ait bir reklam cümlesi; 'imagine being allergic to people' (insanlara alerjiniz varsa) durumun vahametini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak paxil, viagra ve bir alerji ilacından sonra tüm dünyada tanı-nan üçüncü ilaç haline geldi. 2001'de reçete edilen ilaçlar arasında 6. sıradaydı. ABD'de 2001 yılında 2,1 milyar dolarlık paxil satıldı. Utanma ve endişelenme gibi doğal insan hissiyatları bir hastalığa dönüşürken tedavisi de paxil oldu (British Medical Journal 2002, Moynihan 2006).