• -...Ben bir fin personum(2). Sen ise bir maladuruasın(3)...

    -Rica ederim amca Türkçe söyle.

    2. (Fr.) Personne fine: Düzgün insan
    3. (Fr.) Maladroit: Beceriksiz, sakar.
    Hüseyin Rahmi Gürpınar
    Sayfa 149 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • 144 syf.
    ·1 günde
    Merhaba!

    "Az okunan kitaplar" listesinden bir kitap incelemesi için yine buradayım.

    Sema Göktaş kimdir?

    (Özetle)
    Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dramatik Yazarlık Eğitimi mezunu, Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümünde Bölüm Başkanı.

    İnternette aradım, taradım hakkında pek bir bilgi yer almıyor, Yeni Tiyatro Dergisinin kurucularından biri ki çok değerli bir dergiye benziyor birkaç sayısını temin etmeye çalışıp inceleyeceğim...

    Sahne Sanatları konusunda hayatını adamış bir yazar olan Sema Göktaş için Erbil Göktaş ön sözde şöyle diyor:

    "Yirmi yıldır, bir yazarın çektiği sıkıntıları, yaratma sancılarını, üretme sorunlarını yakından izlemiş ve buna karşın "bencilleşmemiş", "alçalmamış", "kimsenin önüne geçmek için hiçbir güç kullanmamış" özellikleri karşısında hayranlığımı da açıklamak isterim.

    Ancak bu benim için aynı zamanda bir acı kaynağıdır da; çünkü en azından acısını belli etmek için haykırması gerekiyordu; onurundan bunu da yapamamıştır. Ona hak ettiği değerin verilmemesine üzülmesinin tek tanığı benim ve yapmacık nezaketlerden sıyrılıp bunları anlatmak zorundayım. Yaşamımızdaki bu sahteliklere izin verdiğimiz sürece, bir bakıyoruz ki, yaşadığımız hayatın kendisi sahte hale gelmiş. Tabii bu söylediklerim "gerçeğe" hâlâ bir gram bile olsa saygısı ve "tahammülü" kalanlar içindir. Sema Göktaş, Türkiye tiyatrosunda, bırakın yazar yetiştirmeyi, yazarları küstüren, hatta onların güdülenmelerini yok eden bir ortamda yine de "iyi" dayanmıştır ve "iyi" üretmiştir.

    (Erbil Göktaş)

    Ben bu satırları okurken çok zorlandım, buraya aktarırken de çok zorlanarak yaptım.

    Daha birkaç saat önce Nilgün Bodur diye bir şahsiyetin kitap yazdığını ve bu kitaba olumlu-olumsuz eleştiri yapanları gördüm ki o kitap binlerce okunma oranına ulaşmış onlardan sonra Erbil Göktaş'ın satırlarını okumak daha da acı veriyor.

    Bu edebi kirlilik içinde değeri bilinmediği için onurundan susan ve kahrolup giden nice yazarımız var ben denk geldiklerimin "onuru" adına onlar hakkında birkaç paragraf yazmayı ve onların eserlerini okumayı kendime görev edindim, belki bu sayede bu satırlar çoğalarak artar ve başka okurlara ulaşır...

    Vazgeçmeden bahsetmeye devam edeceğim edebi duyarsızlığımıza gelince.

    Kitabı Gaziantep İl Halk Kütüphanesinden aldım. Türk Tiyatrosu (ya da başka alanlarda) raflarında kıyıda köşede kalan kimsenin görmediği kitapları bulmak adına dakikaları gerekirse saatleri veriyorum.

    Sema Göktaş'ın kitabına bu şekilde denk geldim.

    Kütüphaneye tescilinden beri hiçbir insan bu kitabı alıp okumamış ilk ben aldım. Eve dönünce sitede "okuyorum" ibaresini eklemek için aradığımda da kitabı bulamadım yazarı ve kitabı siteye ekledim, ilk alıntıları ekledim ve ilk incelemeyi yapıyorum ben ulaşabileceğim her alanda insanlara okuduğum kitapları gözlerine sokarcasına göstermeye çalışıyorum, lakin çok nadir insan ilgileniyor bu da bizim duyarsızlığımızı gösteriyor ne diyeyim ..


    Sema Göktaş; Toplu Oyunlar 1


    Kitap iki oyundan oluşuyor

    • Duvar

    • Yerin Altında


    1. Duvar:

    Bu oyunun oluşumunu tetikleyen, bir gazetenin üçüncü sayfa haberi olmuş.

    Oyun bir iç aksiyonla gelişmekte ortada bir cinayet, bir katil, bir suç ortağı ve durumun farkında olmadan onlara yaltaklık eden insanlar görürüz. Kocasını öldüren Şefika abisiyle onu Müzeyyen'in kiracısı olan Nergis'in evinde tadilat halinde olan duvar yarığına gömer.

    İkinci bölümde Şefika'nın oyundaki diğer kadınlara sığındığını köyden geldiği için yine en alt konuma düştüğünü görüyoruz. Duvar gerçeklik ile araya bir set çeker.

    Müzeyyen ev sahibidir. Orta sınıf burjuva kadını temsil eder. Bencildir kendisinden aşağı olan hemcinsi Şefika'yı hor görür.

    Nergis; bir şeylerin bilincine ulaşmaya çalışan yalnız çevresi tarafından bastırılan bir kadın portresi çizer.

    Trajikomik bir görüntü veren bu oyunu okurken ben çok zevk aldım gerçekten çok iyi bir kalemden çıktığı belli oluyor. Ve umarım devlet tiyatrolarında sahnelendiği bir döneme denk gelirim çünkü sahnede çok başarılı olacak bir senaryo onlarca tiyatroya gitmiş biri olarak bu eseri gözümde canlandırdığım vakit bile içimde çok büyük bir memnuniyet duyuyorum.


    2. Yerin Altında

    Oyun Türk aydınının değişime verdiği tepkiyi incelemektedir. Bu değişim olumsuzluğa doğrudur, yabancılaşma ve konformizme doğru...

    Eserde 3 kadın 2 erkek oyuncu yer alıyor.

    Kısaca konu Amerika'da başlayıp tüm dünyayı kaplayan pembe bir dokunun yarattığı çevresel felaket nedeniyle yeraltına inen Mehmet ve Ayşe çiftinin ne yapacaklarını düşünmeleri ile başlar. Kızları Deniz yer altı hapsi yerine gençliğinin dinamizmi ile bir çözüm bulmaya, bir direniş göstermek adına onları terk edip gitmiştir.

    Sonradan kurguya Teslime ve Cenk adında iki kişi daha katılır. Tipik birer aydın olarak geçinen Cenk ve Mehmet dokuya karşı başlatılan direnişe katılmazken diğer iki kadın karakterler katılır. Burada kadının direnişinin gerekliliğinin altı çizilmiş olabilir.

    Erbil Göktaş bu konu için şöyle diyor;

    "Yazar burada ütopyasını kadınlar üzerine kurmuş, eğer mutlu bir toplum düzeni gerçekleştirilecekse, bunun kadınların öncülüğünde olacağını savlamaktadır. "


    Bu eser İzmir Devlet Tiyatrosu tarafından defalarca sahnelenmiş umarım bizim önümüze de sahneleyen bir tiyatro gelir de bu oyunu izleriz.

    Çok severek okuduğum iki oyun üzerine söyleceklerim bunlar Sema Göktaş ile tanışmam bu şekilde oldu. Onu faaliyetlerini araştırıp takip etmeye de devam edeceğim buraya kadar okuyan birileri varsa teşekkür ediyorum umarım faydalı bir inceleme olmuştur.
  • 538 syf.
    ·6/10
    Buz’dan sonra tekrar Mac Barrons ikilisine dönüş yaşayınca büyük hayal kırıklığı ve can sıkıntısı yaşamama sebep oldu kitap. Jada gelene dek sıkıntıdan patladım, High Voltage’a kadar da Dani ve Ryodan’ın odak noktada olduğu kitap yapılmayacağını öğrendiğimde daha da sıkıldım. Hep aynı şeyi yazıyorum, buraya da High Voltage’ı okuduktan sonra döndüm, kitabın yorumunu o kitaptan sonra yazıyorum. Karen, sırf Buz’da okurlardan beklediği tepkiyi göremediği ve para kaynağını kaybetmek istemeği için bitti dediği Mac ve Barrons hikayesini tekrar merkeze çekti, bundan eminim. -Diğer türlü insan bitti dediği hikayeyi neden tekrar başa çeker, karakterleri evirir çevirir ki-

    Her neyse, kitapta en sevdiğim detay Jada idi. Seriye ve artık sazan sarmalına dönen kurguya renk getirdi. Sırf onun için veriyorum bu puanı. Yoksa kitabın hakkı 4’ten fazla değildi.