Kuran’da anlatılan hikâyeleri o bölgede nerdeyse herkes biliyordu
Hz. Muhammed’den önce de malum o bölgedeki insanlar gelip hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret ederlerdi. Bir gün henüz Hz. Muhammed M ekke’den Medine’ye göç etmediği bir sırada Süveyd b. S amit adında biri Kâbe ziyaretine gelir ve Hz.Muhammed’le görüşür. Hz. Muhammed onu İslam’a davet edince adam ona, “Senin anlattıkların bende de var, ben de onları bilirim” diyor. Hz. Muhammed, Nasıl bilirsin?” diye soruyor. Adam, “Benim yanımda Lokman’ın bilgi ve belgeleri var” diye yanıtlıyor. Hz. Muhammed ona, “Peki gösterebilir misin?” deyince adam çıkarıp gösteriyor. Muhammed onları görünce, “Bunlar güzel şeylerdir; ancak ben Allah’tan gelen peygamberim” diyor. Adam elbette inanmıyor ve haccını yapıp memleketine geri dönüyor. Bu arada adam da Muhammed’e, “Senin de söylediklerin güzeldir; ancak benimki daha güzeldir” diyor.Adamla Muhammed arasında geçen bu diyalogu birçok İslam tarihçisi yazmıştır. Bunlar arasında İbni Kesir, Taberi, İbni Hişam, İbni Esir gibi tarihçiler vardır. Bu kısa örnekten çıkan mesaj şu: Hz. Muhammed her taraftan bilgi alıyordu. Nerde bir umut bulsa hemen gider ondan bilgi alırdı. Kur’an’da anlatılan hikâyeleri ise zaten o bölgede nerdeyse herkes biliyordu.
Abdullah b. Amr b. Âs’tan (radıyallahu anh) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: Şu dört huy kimde bulunursa o, tam bir münafık olur. Kimde bunlardan biri bulunursa onu bırakıncaya kadar kendisinde münafıklıktan bir özellik kalmış olur: (Kendisine bir şey) emanet edildiğinde ihanet eder. Konuştuğunda yalan söyler. Söz verdiğinde sözünü tutmaz. Husumet güttüğünde haddi aşar.
(B34 Buhârî, Îmân, 24, B2459 Buhârî Mezâlim, 17; M210 Müslim, Îmân, 106)·Kitabı okuyor
Din
Reklam
Muttalib b. Abdullah b. Hantab'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İbn Ömer, abdest alırken âzâlarını üçer defa yıkar ve bunu Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemʼe dayandırırdı. İbn Abbâs da abdest alırken âzâlarını birer defa yıkar ve bunu Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'e dayandırırdı."
Sayfa 74·Kitabı okuyor
"Nuh (aleyhisselam) vefat edeceği sırada oğluna şöyle dedi: Sana Lailaheillallah demeyi emrediyorum. Eğer yedi gök ve yedi yer, terazinin bir kefesine, Lailaheillallah kelimesi ise öbür kefesine konulsa hiç şüphesiz Lailaheillallah kelimesi daha ağır gelir..." Ahmed b. Hanbel, 2/170; Buharî, Edebul Müfred, 548; Hakim, 1/48.
Sayfa 73
Alıntı
Anladın mı şimdi ?
-‘Bana bir soru sordun.Cevap vermem gerekecek galiba: ——Sen zeki değilsin.Başkalarının seni ezmesine izin veriyorsun.Bazen senin doğuştan güçsüz olduğunu,senden hiçbir b*K olmayacağını düşünüyorum….!”
Duygu ve Düşünce
İmam Ebû Sa’d es-Sem’ânî
İbn Neccâr demektedir ki: “Hâfız, İmam, asrının tarihçisi Muhammed b. Mahmûd el-Bağdadî der ki: “Yedi bin hocasının olduğunu söyleyeni işittim. Bu kimsenin ulaşacağı bir durum değildir. Tasnifi bol, mizahı ve şiir inşadı çok, lâtifeli, zarif, hafız, seyyah, sika, dindar bir kişiydi.
Reklam
Reklam