d grubu'ndan başlayarak tüm turnuva gruplarının öne çıkan kadrolarını, grup karmalarını ve kağıt üzerindeki teknik analizleri. ##` d grubu` ### `türkiye` * `kaleci`: mert günok, altay bayındır, uğurcan çakır * `savunma`: ferdi kadıoğlu, merih demiral, çağlar söyüncü, zeki çelik, ozan kabak, abdülkerim bardakcı, mert müldür * `orta saha`: hakan çalhanoğlu, orkun kökçü, ismail yüksek, salih özcan, kaan ayhan * `hücum`: arda güler, kenan yıldız, barış alper yılmaz, kerem aktürkoğlu, yunus akgün, irfan can kahveci, can uzun, deniz gül, oğuz aydın ### `abd` * `kaleci` : matt turner, ethan horvath * savunma: antonee robinson, tim ream, chris richards, joe scally, cameron carter-vickers * **`orta saha` **: weston mckennie, tyler adams, yunus musah, gio reyna, johnny cardoso * hücum: christian pulisic, folarin balogun, timothy weah, ricardo pepi, brenden aaronson ### `paraguay` * kaleci: orlando gill, roberto fernández, gastón olveira * `savunma`: gustavo gómez, fabián balbuena, junior alonso, omar alderete * `orta saha`: diego gómez, andrés cubas, damián bobadilla, braian ojeda
Devamı: Hassas İçerik + 18
Aileden birinin tanıdığıymış tamam mı, hocanın üçüncü gözü açık sanıyorlar ama meğersem musallatlısı var ve bilgi alış- verişi yapıyorlar. Benim bu tarz insanlarla ya da işlerle alakam olmaz. Bir ara yorgun, bitkin ve sürekli hasta olduğum için nenem aradı "Senin için şeyh getirdik, gel seni okusun." dedi. Emrivaki de sevmem ve içim direkt huzursuz oldu ama ilçe değiştirmiş olduğu için ayıp olmasın ve de enerjisini ölçmek için gittim. Hoş, sonrasında nenemleri azarlamak için de gittim. O zaman perçem kestirmiştim e tabi, üçüncü gözüm tam görünmüyor. İçeri girdim, selamlaştım. Adama dönüp merhaba deyip oturdum. Öyle ağır enerji geldi ki el sıkışma dahi istemedim. Ve birine ben şeyh mevkisini layık görmemişsem istediği kadar şeyh olsun, saygım olmaz, ilgim de, sorum da, cevabım da. Direkt 1-2 m' lik mesafeden kahkülüme uzanır gibi oldu ben kendimi hem geri çektim hem de tip tip baktım. Aile temasını bile sevmezken sen kim köpek, saçıma dokunma girişiminde bulunuyorsun? Hem izinsiz hem de sebep söylemiyor. O zamanlar bu alanlarda yeniydim ama kişinin rızasının alınmasının esas olduğunu biliyorum. "Bakmam için alnınızı tam görmem lazım." dedi. "Anlamadım, neye bakmanız için? Ne alaka?" dedim. Ama her an küfür edip adamın suratına dalacak gibiyim. Sonrasında da "İzinsiz saçıma da olsa dokunmayın. O eliniz benim yakınıma o şekilde yaklaşmasın." derken içimden de "Allahım bu ne yapıyor ya da ne yapacak bilmiyorum, alanımı gizle. Görmesini reddediyorum." vs. deyip adama da "Ne yapılacağını ya da nasıl yapılacağını geçtim, izin dahi almadan neye başladınız? Bu ne kadar Allah rızası için oldu?" demiştim. Bozuntuya vermedi. Bir şeyler söyledi o an pozitif dahi olsa ne demiş olursa olsun kulak asmayacaktım. Sonradan öğrendik ki okumayı yapan musallatı, ona da muska gibi şeyler
Duygu ve Düşünce

Asra Zifir

@Kara_Orumcek_Zambagi
·
Enerji Çalışmalarında- Uyanış Kurslarında DİKKAT! +18
O alanlarla sıfırken direkt kurslardan başlamayın. Hocanın geçmişini -eğitim süreçlerini, eğitimlerini vs.- bilmeden ders almayın. Sizden çalışmalar için izin istendiğinde açık ve net şekilde izin verin: "Sadece bu bilmem ne çalışması için izin veriyorum." ile "İzin veriyorum." hiç aynı şey değil. Güzel alanlar ve bilinç olmasına rağmen bilinçsizlik çok fazla. Şifa ya da bilgi sağlayayım derken musallatlanırsınız ve direkt farkında da olmazsınız. Özellikle para verdiğiniz konserlere dahi dikkat etmeniz lazım: Özgür irade yasası var ve siz para verince oradan almaya gönüllü hale geliyorsunuz. Katılım için belirlenen ücretse ücreti sağlayınca bilerek ya da bilmeyerek katılmış oluyorsunuz... O yüzden yavaş ama emin adımlarla gidin. Hakikati bulayım derken belanızı bulmayın. En çok çocuklara dikkat edin: Korku halinde olanlara, soyutlanmış olanlara, üzgün- acılı olanlara, tembelken birden başarılı olanlara, biriyle konuştuğunu -soru/ cevap- söyleyenlere, canlı ve kıpır kıpırken birden sessizleşip melankoli hâle girenlere... Onlar tam ne olduğunu anlar ya da anlamaz ama siz anlamak zorundasınız. Bazıları çocukluktan yetişkinliğe kadar fark etmemiş veya fark ettirilmemiş oluyor. Bazılarına ise birkaç hafta sonra dahi ya kendini ya da çevresindekileri oldürtüyorlar: Tesir gücüne bağlı. Kapanık oluyor, soğukluk hissetmeye başlıyor, uyuyamıyor, karanlığa çekiliyor, simsiyah giyinmeye başlıyor, bir anda mutlu bir anda suratsız oluyor, Kuran okuyup sevinç gözyaşı akıtırken çocuk ama delirmiş çocuk aklına benziyornsonralarda asla tahammül edemiyorlar ne insanlarla görüşmeye, ne gülmeye, ne sirke kokusuna vs. öfke patlamaları, saldırganlaşma, bakışları ve yüzü tuhaf vs. oluyor. O hayattan koptuğunda ya da kopardığında çok geç oluyor. Türbeye almışlardı içine girmedi. Hocalardan
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
yek e ser bi zêr e kofîker e, awirşewat e kemaltêşirê, naazik û nazelîn a gelekî xwîn şerîn a sing û berê wî çawa spîna weka wî pembû yê dora adana tu dibêjî qasê gundîya, devê kevanê jênîna wê dirêjke sorkere micara serê wî zirava ya mimkê wî nîna, diranê wî hur in birincî na raman anîna mical a, bejn û bala wî tu nîn a yekî ewqa çavreşê, dem bi gulê , bejnzirav a, xwînşerina kû herro devê derîya mirov, weka farza mêjê, wellê te ez xwe dîya pîrka dîya xwe gao, weylê minê bi kurbano çiqa xeberê te xweş in xwîna te şîrîna bawer bike ewê ku seyrê ramûsanekî xêra xwe bidî bila kalê zamên be, nexweş e panzdeh sala be, birrîndarê sî û se xençerê be, riha wî navikî be, bê tawî be, marazgirtî be, kuhûkî be, eş û belayê hemû dinya lê bin, hevna êş û bela wî erdê tinîna, ewqa yekî kewalxizalê, çavreşî dem... axir zehf tazêya!!
OSMANCIK, KONAK, ÇATI ve DEVLET ANA...
Dünyanın akışına yön veren en önemli hâdiselerden birisi olan Devlet-i Aliye-i Osmaniye’nin (Yüce Osmanlı Devleti’nin) kuruluşu birçok edebiyatçımıza ilhâm vermiş; saklı bir hazine gibi, nice kalemlere mevzu olmuş, nice roman ve şiirlerin muhtevasını teşkil etmiştir. Bu kaynağa eğilen romancılarımızdan üç tanesinin üzerinde duracağız: “Osmancık” isimli romanıyla Tarık Buğra’nın; “Konak” ve onun devamı “Çatı” isimli romanlarıyla M. Necati Sepetçioğlu’nun ve “Devlet Ana” isimli romanıyla Kemal Tahir’in… Eserlerin tahliline geçmeden önce, yazımıza temel teşkil etmesi bakımından önemli gördüğümüz, Prof. Dr. Erol Güngör’e âit “TARİHİN ROMANI” isimli bir makaleden bazı pasajları aktarmak faydalı olacaktır. Rahmetli Erol Güngör bu yazısını, Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun “Kilit” ve “Anahtar” isimli eserleri vesilesiyle yazmış olsa da, aynı hükümler, “Konak” ve “Çatı” da dahil, yazarın diğer tarihî romanları için de geçerlidir. İşte Erol Güngör’ün tesbitlerinden bazıları: **“Tarihî roman yazmak, hele tarihteki büyük adamların hayat macerasını roman hâline getirmek çok çetin bir iştir. Romancı böyle bir teşebbüse giriştiği zaman, yüksek bir ipin etrafında denge kurarak yürümeye çalışan bir canbaza benzer. Bir tarafta işlediği konunun tarihî realitesi, öbür tarafta kendisinin bir yığın malzemeden seçerek inşâ edeceği yeni bir realite vardır. Bu taraflardan birine fazla eğilmek, romancıyı çürük bir sakızı yeniden geveleme basitliğine düşürür, öbür tarafa ağırlık verdiği zaman da, yazdığı şey tarih olmaktan çıkar. Tolstoy “Harp ve Sulh”u yazarken, yarattığı şahsiyetlerin yanı sıra harp vakıasının teknik yönlerini de vermeye çalışmış, fakat başarılı olamamıştı. Son günlerde onun ve Dostoyevski’nin edebiyat geleneğini devam ettiren Soljenitsin, “Ağustos 1914” adlı romanıyla harbin strateji ve
Kemal Tahir
Îro rojbûna min e,
û di vê rojê de, komkujiyek din li dijî Kurdan pêk hat. ❤️‍🩹 Helbesteke xemgîn ❤️‍🩹🥀 Êrîşa Tirka Li Bakurê Îraq Sala hezar û nehsed, heştê û sê bi hejmar Bîst û pêncê gulanê, tirk rabûn bi kar û bar Sîh û pênc hezar leşker, alayî û leq û hêz Li tuxûbê Hekarî, li ber xetê kirin rêz Bi fermana Evren, zor pê ma yê bay Kemal Êrîşek giran bidin,ser Kurdistana şemal Li meydanê bûne sef, kurên Teumûr û Cengîz Rêz bi rêz û lek bi lek, bi cebilxane û hoşkîz Onbaşî û bînbaşî, çi zabit û qumendar Tevd da bi yek dengî got:ey oxlim ateş war Lê pêşmergêd pehlewan, ji wa çiya hatin xwar Berê xwe dane cengê, wek piling û gurêd har Ji çar kenar û hawêr, bi seleh û rext û çek Weke şêrên dev bi xwîn, li dor wana bûn xelek Bû gurme gurme topan, xumîn kete reşaşa Gelî û kort û newal, mişt û dar bûn ji laşa
Katliam
Hema du-sê roj berê bû, li şantiyê qiyamet rabûbû. Betonê tavanê dihat rijandin, pompa dinaliya û mîkser li dû hev dihatin. Ger beton hinekî bisekiniya, dê hişk bibûya û hemû karê me yê wê rojê xira bibûya. Stres li ser serê min wekî çiyayê Araratê bû, min tenê dixwest ku kar bimeşe û xelas bibe. ​Di nav wî qelebalixî û qirînê de, min dît ku Xanima ÎSG'ê hêdî hêdî ber bi min ve tê. Kaxiz û pênûsa wê di dest de bû, li ber guhê min qîriya û got: ​"Şef, fîlan usta baretê xwe berepajî xistiye serê xwe, wekî rapçiyan xuya dike! Yê din jî rengê baretê wî û kincên wî li hev nayên. Ev li dijî rêbazan e!" Maşallah, bêyî ku nefes bistîne, sed tiştî li dû hev rêz kir. ​Min li betonê nêrî ku diherikî, min li xanimê nêrî ku li pey modaya baretan bû. Min go: " Xanimê, kar sekiniye, beton dê bibe kevir, tu behsa çi dikî!" ​Tam di wê kêliyê de, li aliyekî operatorê pompê qîriya "Şef beton diqede!" li aliyê din hosta gazî kir "Şef kalip diheje!" Xanima ÎSG'ê jî li ser serê min kaxiz hejand û got "Şef daxuyaniya min hîna xelas nenuwazeye!" Min baretê xwe ji serê xwe girt, min li ezmûn nêrî û hundurê xwe de got: "Ez ê herim kîjanî? Ma ez ê bigihîjim betonê, ma ez ê bigihîjim kalip, an ez ê bigihîjim derdê te û baretên te?! ÎSG bela ne bela!
Kurdî