Ona göre bakışlar kadar doğrudan ve sezgisel bir temas yolu yoktu. Temas etmeden temas kurmanın neredeyse tek yolu buydu.
Sayfa 48·Kitabı okuyor
İstanbul'un İsimleri
İstanbul'dur o; şahane şehirdir; Bizantion, Antonion, ve Nova Roma; krallar ve kraliçeler çağı... Stin-polin ve Stamboul; Rumların ve Frankların çağa biçtikleri ad. Gülümseyen bir yüzden bakışlar... Doğunun ilk ve orta çağlarında Kostantiniyye ve Faruk... Gülümseyen yepyeni bir çehreye akışlar... Türk gülümsemesinin adı İstanbul'dur; sonra İslam-bol olur... Ardından kutluluğun eşiğine dönüşen Dersaadet ve Âsitâne...
Sayfa 23 - Kapı Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
My captain!
"Hey Kaptan! Bizim Kaptan!" Diye bağırtı Todd.Keating dönerek Todd'a baktı.Tüm bakışlar ona çevrildi.Todd bir ayağını destek yaparak sıranın üstüne çıktı ve gözyaşlarına karşı koymaya calışarak Keating'e baktı..
Sayfa 141·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Ülkeleri bağımsızlığa götüren- ler milliyetçilerdi; onlar vatanın babaları oldular, daha sonra onlarca yıl dizginleri ellerinde tutan onlardı ve bütün bakışlar beklentilerle, umutla onlara yönelmişti. Hepsi Atatürk kadar açıkça laik ve modernlik yanlısı değildi, ama dayanak noktaları hiçbir zaman, bir bakıma bir yana attıkları din olmamıştı.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Bir keresinde, bir ustanın, kahvaltısından arttırdığı bir parça ekmeği nasıl gizlice bana verdiğini anımsıyorum. O gün beni gözyaşlarına boğan, verilen bir parça ekmek değildi. Ekmeğin yanı sıra bu insanın bana verdiği insanca “bir şey”di: Armağana eşlik eden sözler ve bakışlar...
ne bir umut var avutacak gönlümü ne tanıdık bir haberci, ne haber ne gözlerde bozguncu bakışlar ne dalga seslerinden eser
Sayfa 39 - yky·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam