İstanbul'dur o; şahane şehirdir; Bizantion, Antonion, ve Nova Roma; krallar ve kraliçeler çağı... Stin-polin ve Stamboul; Rumların ve Frankların çağa biçtikleri ad. Gülümseyen bir yüzden bakışlar...
Doğunun ilk ve orta çağlarında Kostantiniyye ve Faruk... Gülümseyen yepyeni bir çehreye akışlar...
Türk gülümsemesinin adı İstanbul'dur; sonra İslam-bol olur... Ardından kutluluğun eşiğine dönüşen Dersaadet ve Âsitâne...
"Hey Kaptan! Bizim Kaptan!" Diye bağırtı Todd.Keating dönerek Todd'a baktı.Tüm bakışlar ona çevrildi.Todd bir ayağını destek yaparak sıranın üstüne çıktı ve gözyaşlarına karşı koymaya calışarak Keating'e baktı..
Ülkeleri bağımsızlığa götüren-
ler milliyetçilerdi; onlar vatanın babaları oldular, daha sonra
onlarca yıl dizginleri ellerinde tutan onlardı ve bütün bakışlar
beklentilerle, umutla onlara yönelmişti. Hepsi Atatürk kadar açıkça laik ve modernlik yanlısı değildi, ama dayanak noktaları
hiçbir zaman, bir bakıma bir yana attıkları din olmamıştı.
Bir keresinde, bir ustanın, kahvaltısından arttırdığı bir parça ekmeği nasıl gizlice bana verdiğini anımsıyorum. O gün beni gözyaşlarına boğan, verilen bir parça ekmek değildi. Ekmeğin yanı sıra bu insanın bana verdiği insanca “bir şey”di: Armağana eşlik eden sözler ve bakışlar...