KS: Hoyratlaşmanın şehirde giderek arttığını görüyoruz. Şehrin huzursuzluğunu içimizde taşıyarak kendimizi huzursuz etmek yerine, kendi içimizdeki huzurdan şehri nasiplendirmek, şehre kendi huzurumuzdan vermek ve daha insancıl, daha barışçıl, daha eşit, daha güvene dayalı, rahmete, muhabbete dayalı ilişkiler kurmak ve bunu şehre yaygınlaştırmak lazım.
...Tanrı, Hıristiyanlığın kendi meşruiyetini temellendirmek için kurguladığı gibi barışçıl, uzlaşımcı bir sevgi Tanrısı değildir. Kendisine şimdi bana güveniyor musun diye sorabildiğim bir eş, bir sevgili ya da benim tümüyle dışımda olan bir şey de değildir. O ne yitip gider ne de gelip geçer. Kimse Ona, keyfince, dilediğince davranıp ardından günahını bağışlaması için yalvaramaz. Ondan öfke ya da merhamet değil; yalnızca intikam beklemeliyiz. Tanrının intikamı; Onun tamamen bizim için varoluşa gelmediğini bildirir ve böylesi bir intikam hiçbir şeye benzemeyecek denli ürkütücüdür...
“
Bir dünya haritası alıp tam ortasına odakladığınızda, Batı'nın Doğu ile sınırında, dünyanın tam ortasında duran İstanbul'un merkezinin Beyoğlu ilçesi, Beyoğlu'nun orta noktasının ise Tünel Meydanı olduğunu görürdünüz. Dünyanın tam ortasında, uçsuz bucaksız kıtaların ve sonu gelmez okyanusların belirsiz sınırlarla birbirine girdiği bu yerde, yüzyıllardır birbiriyle savaş halinde olan medeniyetlerin kesişimindeki bu sıfır noktasında hiçbir şeyi umursamadan köfte piyaz yemek, belki de dünyanın bugüne dek gördüğü en barışçıl eylemlerden biri oluyordu.”
"Kendi aralarında kavga ediyorlardır, " diye üsteliyordu Terry. "Kadınlar her zaman kavga eder. Bir düzen ya da örgütlülük bulmayı beklemeyelim."
"Kesinlikle yanılıyorsun," dedi Jeff ona. "Başrahibenin
yönetimindeki bir manastır gibidir: barışçıl, ahenkli bir kız kardeşlik."