• İki kez insan annesinden ayrılır
    biri doğarken,biri ölürken...
    İki kez insan sevdiğine bağlanir
    biri başlarken,biri biterken...
    İnsan hayata iki anlam yükler
    biri ağlarken,biri gülerken
    ve insan sadece bir kez kıymet
    bilir oda elindekini kaybederken.🍃🍃
  • 184 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Bir kitaba on puan verdiğim nadir olur. Ama bu kitap gerçekten o kadar güzel ve özeldi ki...İnsanın o çocukluk yıllarına özlemine götürüyor. Kitabın ana kahramanı Zeze'nin o çocuklara özgü hayal dünyasında kurguladığı dünya sizi alıp çocukluğunuza döndürüyor. O kadar acıklı bir kitap ki ağlamamak elde değil. Her şeyin güzelleşeceğini düşündüğünüz anda hayatın sizi hep ters köşe etmesini görüyorsunuz. Kesinlikle bir şaheser. Çoğu popüler kitaba başlarken hep bir ön yargıyla başlarım." Gerçekten şişiriliyor mu? Çok mu iyi? Fazla mı abartılıyor? Kesin popüler kültürün yükselttiği boş kitaplardan mı?" diye düşünürüm. Bu kitaba da aynı düşüncelerle başladım. Kitap o kadar güzel yazılmış ki yüz seksen sayfayı soluksuz bir günde bitirdim. Evet kitap biterken göz yaşlarıma hakim olamadım. Okumak isteyenlere kesinlikle ön yargıya kapılmadan başlamalarını tavsiye ediyorum. Hoşça Kal Portuga!
  • BİRİSİ HZ ALİ'YE GELEREK FAKİR OLDUĞUNU VE GEÇİNEMEDİĞİNİ SÖYLEDİ :
    Hz Ali buyurdu ki :

    Tuvalete gittiğinde konuşuyor musun ?
    Dedi ki : Hayır ey müminlerin emiri.

    Dişlerinle tırnaklarını yiyor musun?
    Dedi ki : Hayır ey müminlerin emiri.

    Anne babanı isimleriyle mi çağırıyorsun?
    Dedi ki : Hayır ey müminlerin emiri.

    Geceleri evinde çöp bırakıyor musun?
    Dedi ki : Hayır ey müminlerin emiri.

    Abdestsiz uyuduğun oluyor mu?
    Dedi ki : Hayır ey müminlerin emiri.

    Anne babandan önde yürüyor musun?
    Dedi ki : Hayır ey müminlerin emiri.

    Evini geceleri süpürüyor musun?
    Dedi ki : Hayır ey müminlerin emiri.

    Evinde odanın içine tükürüyor musun?
    Dedi ki : Hayır ey müminlerin emiri.

    Yemeğe başlarken Bismillah biterken hamd etmiyor musun?
    Dedi ki : Hayır ey müminlerin emiri.

    Öyleyse sen namazda anne babana dua etmiyorsun!
    Dedi ki : Evet ey müminlerin emiri doğru buyurdunuz.

    Allahım beni ve ana babamı ve müminleri kıyamet günü geldiğinde affet .
    Amin
  • Eşhedü aşk ile..

    Başlarken kelâm ve biterken vaveylam
    Yüzünde Babil ellerinde Alamut
    Yıkılmaz sandığın her şeyi unut

    Başı dönen meşk ile..

    Sol omzunun ağrısı af makamından döndükçe
    Mevlevî gülüş Habilce düşüş nihâyetinde
    -gördüğün surete yeminle-
    Cinneti sokamazsın cennete

    Ellerin şahit bedenin lâhit
    Bu gece seninle..sesinde sûr yüzünde nûr
    -abdestlenmedikçe..-

    ZS
  • "İyi ki dünyaya geldik, yaşadık, ışığı gördük.
    Ya gelmeseydik, ya bu güzellikleri görmeseydik..."
    diyor büyük usta Yaşar Kemal.

    Biz de bir düşün ardından ışığı bulmak için düştük yollara...
    Yaşar Kemal'in izinden umuda yolculukta bir grup edebiyat-doğa sever olarak Yaşar Kemal'in birleştirici gücüne olan inancımızla koyulduk 2. Geleneksel Yaşar Kemal Kampı yoluna...

    Bu sefer rotamız; Doğanın gerçekleştirdiği büyüyü kanıtlayan, kıyametin bile kopmayacağı, yeşil zeytinlerin, mis kokulu ağaçların çevrelediği, tepelerin ardındaki köy: ŞİRİNCE

    Kamp ekimizin olay yerine büyük heves ve heyecanla kah otostopla, kah traktör arkasında intikal etmesinin ardından bayrağımız göndere çekilerek, ilk çadır kurularak obamız belli olmuş, gelecek misafirleri gözlemeye başlamıştık.

    Kamp alanına ulaşmaya çalışan masum kampçıların videosu :))
    https://www.youtube.com/watch?v=uG0lnJnacmE

    O halde önce bu kampta bizimle 4 gün boyunca farklı şehirlerden gelerek Yaşar Kemal'i konuşacak ekibimizi tanıyalım.

    Elif - Selman - Pınar - Ayşe - Büşra - Osman - Erdal - Cemre - Nuri - Gökhan

    Tüm ekibimiz toplanınca kamplarımızın geleneksel tanışma ve kaynaşma etkinliği ile başlıyoruz.

    Artık tanıştıysak esas meseleye gelelim:
    "Yaşar Kemal Bilgi Yarışması"

    Kaynaşan gruplarımızı bir de güzel yerleştirip güzel güzel grup dinamiği yarattık.
    Kim mi bu gruplar?

    Topal Ördek Grubu
    Pınar/Nuri

    Şırdan 35 Grubu
    Büşra/Erdal

    Kara Kızıl Grubu
    Ayşe/Gökhan

    Uçan Kaplumbağa Grubu
    Osman/Cemre

    Ve tabii ki büyük juri/moderatör
    Elif/Selman

    Sonuna kadar çekişmeli geçen yarışmanın sonunda Şampiyon "Topal Ördek" grubu oldu.
    Kendilerini tebrik ederiz. Ardından ödül törenimize geçtik.

    Ödül törenimizin videosu
    https://www.youtube.com/watch?v=3woUKE1X6d4

    Yarışma sonrası hem öğrendiklerimizi sindirmek hem de Şirince'nin masalsı yemyeşil doğasını keşfetmek üzere yola koyulduk.

    Gün biterken, kampımızda her şeyin imece usulü büyük bir keyifle yapıldığını anlatmış mıydık?
    Günün sonunca sımsıcak bir ortam, kulağımızda türkülerin kucaklayan ezgisi, dilimizde aynı sözler kendimizi doğanın kollarına bırakarak aydınlattık geceyi.

    Ve sonraki gün

    Bir yazarı en iyi kendi ağzından anlamaz mıyız? Biz de onu anlamak için birincil kaynak kullanarak, eserlerinde kendi dünyasını yaratan yazarın kendini anlattığı "Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor (Alain Bosquet ile Görüşmeler)" kitabını inceledik. Ülkemizin en büyük şansı anadilimizde Yaşar Kemal'i okumaktır.

    Kitap Yaşar Kemal'in dostu Alain Bosquet ile yaptığı bir röportaj.Toplamda otuz soru var. Kitap aslında iki bölüm gibi: ilk soru ve diğer sorular. Zaten ilk sorunun cevabı yaklaşık kitabın yarısına kadar sürüyor.
    Bu soru özetle, Yaşar Kemal'in hayatını anlatmasına yönelik. Yaşar Kemal, çocukluğundan itibaren ünlü olduğu döneme kadar her şeyi tüm açıklığı ile anlatıyor. Çocukken yaşadığı zorluklar, sürgün, babasının gözlerinin önünde öldürülmesi, kekeme olması, okumayı yazmayı öğrenmesi, köy köy dolaşıp destanlar hikayeler anlatması, saz çalmayı öğrenmesi, gözünün kör olma hikayesi, sosyalizm ile tanışması, ilk hapishane zamanları, sebepleri sonuçları, adının değiştirme sebebini, edebi yönünün nasıl şekillendiği, yazdığı kitapların çıkış noktaları, sansüre takılması, kitaplarının yazılarının asker tarafından yok edilmesi, İstanbul'a gitme macerası, evlenmesi, yazarlık zamanları..... daha neler neler

    Bir insana yapılacak hemen hemen her şey yapılmış Yaşar Kemal'e. Otuzdan fazla işe girip, fişlendiği için hepsinden çıkarılması. Zindanlar, işkenceler, aşağılama, onur zedeleme. Yaşadığı işkenceler, patlayan ayaklar ile mahkemeye götürülürken, annesinin anlamaması için zorakiy yürümesi, fidan gibi. Bunu hangi insan yapabilir, hangi insan dayanabilir?

    Tarihteki pek çok bilinen Türk yazarlar ve şairlerle çok yakın ilişkisi olduğunu kim bilir? İnce Memed'i SSCB ve Bulgaristan'da bastıranın Nazım Hikmet olduğunu?
    Abidin Dino'nun tüm parasını Yaşar Kemal'e vermesi olayını kim bilir? Peki ya Abidin Dino'nun verdiği paradan otobüs için 75 kuruş istemesini, utana sıkıla?

    Kısacası pek çok güzel anı var bu bölümde. Dönemin hükumetine Türkiye'sine tanık oluyoruz. Belki de tarih kitaplarında bulamayacağımız detaylar, dönemi yaşayan usta çınar tarafından anlatılıyor.
    Geri kalan 29 soru ise Yaşar Kemal'in hamlığını, olmasını ve pişmesini anlatıyor. Kişisel özelliklerini, korkularını, çekincelerini çok açık anlatıyor. Öz eleştirisini yapmaktan da geri kalmıyor. Dönemin siyasileri hakkında da ilginç bilgiler bulacaksınız bu bölümlerde. Yeri geliyor Alain Bosquet tersliyor, sorduğu sorudan dolayı yerden yere çalıyor. Yaşar Kemal, naif, umut dolu, aksi, inatçı, devrimci, yürekli, utangaç ama dünyalar güzeli bir insan.

    Yaşar Kemal sadece bizim değil tüm dünyanın bir değeri. Evrensel bir yazar. Yazıları, düşünceleri, duruşu ve mücadelesi ile dünyanın saygınlığını kazanmış, 1997 yılında Frankfurt'ta barış ödülüne layık görülmüş bir şahsiyettir. Tüm baskılara, cezalara rağmen ezilen Anadolu köylülerin, Alevilerin, Kürtlerin sorunlarını dile getirmiştir.

    Bir hayat Yaşar Kemal'e ait olur da hikayesi biter mi, bitmez elbet tıpkı yayımlananların yanı sıra polisler, jandarmalar tarafından imha edilen onlarca eseri gibi. Bu kadar zulme uğramasına rağmen umudun baş kahramanı olması boşa değil elbet. Umut demişken bu kelimeyi bile Yaşar Kemal'in bize kazandırması şaşırtmaz aslında ama biz bunu ilk duyduğumuzda çok şaşırmıştık.

    Ve Arif Dino - Yaşar Kemal arasındaki Don Kişot kitabının hikayesi.

    Bana klasikleri, Don Kişot’u tanıtan Arif Dino’ydu. Arif Dino ünlü ressam Abidin Dino’nun ağabeyiydi. İkisi de İstanbul’dan Adana’ya sürgün edilmişlerdi. Ama orada eski Adana Valisi dedeleri Abidin Paşa’nın toprakları vardı. Arif Dino bu topraklardan birazını satınca bana klasiklerden yüzden fazla kitap hediye etti. Eve götürüp paketi açınca üç tane Don Kişot’la karşılaştım. İkisini aldım, bir yanlışlık olmuştur, diye Arif Dino’ya götürdüm. Fazla olmuş, bir yanlışlık var, dedim. Arif Dino, yanlışlık değil, dedi. Ömrünün sonuna kadar durmadan bu kitabı okuyasın, diye sana üç tane aldım, dedi. Ve Don Kişotlarımı gerisin geri eve götürdüm.

    Esas itibariyle,
    Okunmalı, okutulmalı, koca bir Yaşa(r)m efsanesi...
    Keşke daha erken okusaydım diyeceğiniz bir kitap.
    Bir an önce elinize alın ve bırakın çok vaktinizi alsın...

    "Umut, düş gücünün yarattığı ve insanoğlunun sahip olduğu en büyük değerlerden birisi değil mi? İnsan umut yaratmadan yaşayabilir mi?"
    Yaşayamaz.

    Gelelim sıradaki etkinliğimize...

    Don Kişot kampında bilgi yarışmaları hem öğrenmek hem de eğlenmek için geleneksel bir uygulamadır. Ancak bu kampa has hızımızı alamayarak yeni bir yarışma formatı icat ettik. ( Elif yaptı) :)))

    "BİLMEK LAZIM DEĞİL"
    Sadece katılanların bildiği benzersiz bir yarışma. Ne eğlendik ama...
    Sonunda tabii yine ödüllerimiz vardı. Kazanalar ve ödülleri

    Ve ödül töreni :))

    https://www.youtube.com/watch?v=7pNIHPZz0aE

    Son güne gözlerimizi Binbir Çiçekli Bahçe'de açtık.
    Büyük usta;
    "Dünya binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Her çiçeğin bir rengi, bir kokusu vardır. İnsanlık, her kültürün üstüne titremelidir. Binlerce kültür çiçeği, birini koparırsak, insanlık bir kokudan, bir renkten yoksun kalır." diyor ve biz de sonuna kadar katılıyoruz.
    Bu kitapta konuşulacak o kadar çok şey var ki... Neler neler konuştuk...

    Atölyeye başlarken...
    https://www.youtube.com/watch?v=5lDMgNkSjgs

    Kürt meselesinden gazetecilik meselesine, sansürden yandaş medya sorununa, Türkiye'de demokrasi sorunundan yargı bağımsızlığına, seçim sisteminden Türkiye'de aydın sorununa, sanattan doğaya, Anadolu'nun kutsal topraklarından Dünya edebiyatına ve bir çok isme/sanatçıya rastlıyor, Yaşar Kemal'in zengin dünyasında dolaşıp duruyor, Binbir Çiçekli bahçesinden hiçbir çiçeği koparmadan her bir değeri yeşertmenin yollarını arıyorsunuz.
    En çok neye üzülüyorsunuz biliyor musunuz? Yazıları okuduktan sonra Türkiye sahnesinde senaryonun aynı kaldığını sadece oyuncularının değiştiğini gördüğünüzde! Bazı yazıları okurken ülkede yaşanan dramlarına acaba yazar bunu geçen hafta mı yazmış diye şaşırıyor, ama tarihi 1950'ler 60'lar 70'ler görünce sinirleniyor sonra şu ülkede pek çok şeyin nasıl da değişmediğine küfrediyor, kahroluyorsunuz.

    Etkinlikten kareler

    Ve son yarışma
    GENEL KÜLTÜR BİLGİ YARIŞMASI

    Kazananlar
    Selman ve Gökhan

    Diğer Kazanan
    Ayşe

    Ve ikinci
    Büşra

    Ödül Törenimiz
    https://www.youtube.com/watch?v=PjjYb7VpWvA

    Pınar arkadaşımızın kamp değerlendirme konuşması
    https://www.youtube.com/watch?v=_8_BHrI9A-k

    4 gün boyunca muhteşem doğasıyla kendine hayran bırakan Şirince'de büyük usta Yaşar Kemal ile yaşamak bizi son derece mutlu etti. Ne kadar konuşursak, ne kadar anlamaya çalışırsak, onun dünyasına ne kadar girebilirsek dünya da hepimiz için o kadar güzel olacak. Onun izinden gitmeye, geleneksel hale getirdiğimiz Yaşar Kemal Kamplarını yapmaya devam edeceğiz. Bizi takip etmeyi unutmayın :)

    https://www.instagram.com/donkisotkampcilari/
    https://www.twitter.com/donkisotkamp
  • 336 syf.
    ·15 günde·10/10
    Bekiroğlu'nun kalemi koca bir okyanusu içinde barındırıyor. Okuyucuyu her dokunuşta damla damla besliyor ama o ne beslemek. Çorak yüreklere baharı yeniden yaşatıyor. Nasıl günebakan çiçekleri güneşe eğilim gösteriyorsa bizde onun sözlerine doğru akıp gidiyoruz. Aynı denize kavuşmaya sevdalı nehirler gibi.. Bekiroğlu'nun Ömrü bereketlendiren kitaplarına sevdalı bu yürek hangi kitabını okuyup rafa yerleştirse. Bu kitap benim için vazgeçilmez diyorum .İşte bu tam da böyle bir kitaptı "İsimle Ateş Arasında". Derin bir aşk  hikayesi... Ve Tarihin tozlu sayfalarında yer almayan padişahların, şehzadelerin, yeniçerilerin duygu dünyalarını motif motif öyle güzel işledi ki.. İnsan okurken o dönemleri daha iyi anlıyor.. Elinde bir bardak su vardır sadece bir bardak su. Hani su bitmesin diye kana kana içemezsin ya yudum yudum içersin ya işte bu kitapta benim için öyleydi. Sen yaz biz okuyalım.. Kitap kokusuyla kalın dostlar.
    "Bir isim bir şey söylemediğinde hikaye bitti demektir. Benimki öyle değil. Bir ismi hatırlatırken ben, bitiyor hikaye. Başka bir şey değil, bir isim kalsın ondan geriye diye. Siz. Onu tanıyın diye : İsmi? İsmi Numan'dı onun"
    "Her şey bir isim kalsın diye geriye.
    Ama. Kimin ismi kalacak geriye?"
    "Kağıdı tutuşturan kalemdir. Duman isimlerden yükselir. Olacakları yazan kitapla olmuşları yazan defter arasında. İnsan için dünya hayatı : Oyalanma!"
    "Tarihçi en çok da kendi gördüğüne inanır"
    "Geçmiş yerinde durur, sabittir, tektir. Tarih, aynı geçmişe bakarak yazılsa da, çoktur, değişkendir. Bu yüzden tarih yazı olsa da, neticede sadece, aynı geçmiş üzerinde yapılan bir okuma denemesidir."
    "Bir isim koymakla başlar herşey. Bir ismi kaldırmakla biter aynı şey."
    "Kağıt üzerinde yaşanmış bir hayatın ateşten başka nasıl sonu olabilir ki?"
    "Değil mi ki mir madalyonun yüzüne sığacak resmi yapılsaydı bu şehrin, ya suyun ya ateşin resmini yapmak lazımdı. Fetih hikayesi bir bahar şehrayininde önce meşale. Sonra duman, sonra ateş. Fetihten sonra ise deprem ve yangını İstanbul'u en büyük düşmanları. Bu yüzden yerli ve yabancı seyyahlarla yerli vak'a yazıcıları asırla boyunca savaşlar kadar da İstanbul yangınlarını anlattı."
    " Giderek hafifledi dünyanın içimde tuttuğu yer"
    "Bir isim bir şey söylemediğinde bir hikaye bitti demektir."
    "Gökyüzünün haritasını denizden çıkarmak mümkündü"
    "Başlarken muhteşemdik, biterken tükenmiştir"
    "Adı koyılmamış hiçbir şeyin gerçek anlamda var olduğuna ikna olmayan bir kalbin sahibiyim ben."