Bırakın veya kısaca siktir edin
Puan vermedi·144 syf.··
2026 6. kitabı
Peter Russell’ın "Bırakmak" adlı eseriyle kurduğum temas, başlangıçta zihin açıcı ve perspektif genişletici bir yolculuk vaat ederken; sonlara doğru bu algının yerini bir tür kavramsal kopuşa bırakması oldukça düşündürücü. Kitabın temel önermesi olan "herkesin nihai hedefi iç huzurdur" ilkesi, yazarın bu huzura giden yolu "bırakma" kavramıyla formüle etme çabasını doğrular nitelikte. Ancak teorik düzlemdeki bu akış, pratik sonuçlara evrilirken zihinde bir boşluk hissi yaratabiliyor. İnsanın kendini bedbin hissettiği, zihinsel bir felce uğradığı o anlarda, genellikle modern dünyanın dayattığı fomo (Gelişmeleri Kaçırma Korkusu) veya sürekli üretim baskısıyla boğuşuruz. Oysa bu karanlık dönemlerde yapılabilecek en radikal eylem, hiçbir şey yapmamayı seçmektir. ​Paradoksal Eylem: Camdan dışarı boş boş bakmak, dışarıdan bir "zaman kaybı" gibi görünse de; aslında zihnin kendi gürültüsünü dindirme çabasıdır. ​Bırakmanın Pratiği: Bırakmak, pes etmek değil; olanı olduğu haliyle kabul ederek direnci kırmaktır. ​Wu Wei : Kadim öğretilerde de belirtildiği gibi, bazen en büyük ilerleme "yapmamak" yoluyla kaydedilir. ​Kapanışı şu şekilde yapmak belki de en doğrusu: Hiçbir şey yapmak istememek, aslında çok büyük bir şey yapmaktır. Bu, zihnin bitmek bilmeyen taleplerine karşı verilmiş onurlu bir moladır. Ruhun kendini tamir etmesi için ihtiyaç duyduğu o steril alanı, ancak "hiçbir şey yapmayarak" inşa edebiliriz. Russell'ın kitabında eksik kalan o final duygusu, belki de tam bu noktada, yani okuyucunun kendi sessizliğinde tamamlanmaktadır
1000Kitap
BırakmakPeter Russell · Serenad · 2021173 okunma
Yitip Giden Hayatlar
7/10
·130 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 21:42
Nabizade Nazım’ın genç yaşta hayatını kaybetmesi romanı okumaya başlamama sebep oldu. Dönem itibariyle Osmanlının son yılları ve mekan olarak İstanbulda geçen hikayede kahramanların hepsinin bir takım düşük duyguların esiri olarak en nihayetinde tümünün bedbin sefil yaşamlara düştükleri ve çoğunun da bir şekilde hayatını kaybettiği bir hikaye akılla değil de güdülerle hareket eden insanın akıbetini anlatıyor Suphi Zehra Münire Sırrıcemin, Ürani arasında geçenler aşkın, şehvetin kıskançlığın ihanetin para mal düşkünlüğünün nefretin ve intikamın en etkili örneklerini sunuyor.
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
Reklam
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2025 333. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2025 16:45
roman, "hatırlıyor... bir akşamdı...oda boş... kafes delikleri mavi... gündüzün son ışıklariyle beraber, sanki, odadan eşya da çekiliyordu: levhalar, duvarların kararan zeminine batıyorlar, minderler sönüyor, iskemleler dağılıyor, ve hepsi, buğulanarak şekilsiz bir uçuşla kayboluyorlar. minderin köşesinde oturan babası, bir öksürükten sonra ileri fırlayan başını hâlâ doğrultmamış, iki büklüm, yüzü gittikçe kararıyor ve siyah ceketinin rengini alıyordu. her şeyi koyu kurşun renkli bir buğu kaplamıştı. akşam...." ve devam ediyor. sık aralıklarla bu girizgah tekrar ediliyor romanda. safa nın bu pragrafı roman karakteri meliha nın yavaş yavaş şirazesinin kaydığı her epizotda tekrar ediyor.. hatırlıyor, bir akşamdı.. meliha; bir akşamı, romanın sonunda da, ortasında da her aklına estiğinde de hatırlıyor, yaşadığı acı hayat tecrübesi cumbalı kafesten baktığı dünyanın bütün cıvıltısını bu pragraf ile söndürüyor. . çünkü yaşadığı o acı sonun başlangıcı olan bu bedbin ve hüzünlü tasfir onun da hayat hikasenin bir manifestosu haline dönüşüyor.
Hayata Dair
Bir AkşamdıPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20202,354 okunma
BEDBİN KİŞİNİN HİKÂYELERİ...
6/10
·127 syf.·
Beğendi
·
2025 119. kitabı
Hastalar ve Işıklar, Rasim Özdenören'nin 1960 sonrasında Diriliş dergisiyle varlığını müşahhaslaştıran bir dil hareketi içinde, hikâye formunu kendine dert edindiği ilk kitabıdır. (1.Baskısı 1967'de İstanbul Fatih Yayınevi'den). Eserde, Sabah, Çark, Ricat, Kan Otları, Koridor, Mani Olunmuş Adam, Çocuk, Tutuk, Pus, Eskiyen, Yıkıntı, Dönüş, Yankı, Kundak başlıklarıyla kaleme alınmış hikâyeler var. Eserde bize hayatı nakledilen 1. şahsın, uyumsuz ve oldukça bedbin bir insan olduğu âşikar. Müellifin onun içine yerleştirdiği mantık düzlemi, hayatla çakışma içinde değil; sanatkâr bir kişiliğe sahip hikâye kişisi, onun çevrelendiği hayatla uyuşmazlığı noktasında öyküler oluşuyor... Öykülerde hep kendini bulmaya çalışan ve sanki bu dünyadan olmayan, daha çok insanı, insanın acziyetini, ölümü, hastalığı, ışığı, sokağı, evi anlatılmaya çalışılmış. Meselâ Çark adlı hikayede, hayatın akışına pasif bir tutumla teslim oluvermenin bir aldanış olduğu şu şekilde anlatılmış: "Ama teslim olmayacaktı, hayata teslim olmayacaktı. "Belki ölüme" diye bıçak yarası dudağıyla bir diş gıcırtısı gibi mırıldandı" (sh. 6) Hikaye kişisinin kaçtığı, ilk elde bizzat hayatın kendisidir, onun insanı sıradanlaştıran hayatın bir "alışkanlık" hâline gelmesi... Eserde yer alan hikâyeler genelde bir durum hikâyesi, dışa dönük bir hareketin iyice azaldığı, belli bir durum üzerinde yoğunlaşılmış... Müeellifin dili ve üslûbu şahsına münhasır... Hikâye işte... Keyifli okumalar... Vakur Çayseven
Hikaye-Öykü
Hastalar ve IşıklarRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 2022524 okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 00:00
Her zaman söylerim, tüm dünya Genç Werther’in Acıları’nı okuyup ağlıyor ve kitap bir dram klasiği olarak tüm dünyada biliniyor, çünkü Türk Edebiyatı dünyada okunmuyor. Arabeskin kralını Türkler yapar, Kuyucaklı Yusuf da bunun kanıtlarından biri. Bileklerini kesmek isteyen Türkçe öğrensin. Sabahattin Ali bu kitabın sonunu değiştirmiş olmalı, öyle hissediyorum. Çünkü kitap bittiğinde Sabahattin Ali’ye bu kitabı çok daha acıklı bir şekilde bitirebileceği ve bitirmediği için içimden teşekkür etme ihtiyacı duydum. Bizi buhranlara sokabilecekken bizlere acımış ve kitabın sonunu yumuşatmış olmalı, bundan çok daha acıklı sonlar mümkündü. Kitabın ana karakteri adından da belli olduğu üzere Kuyucaklı Yusuf. Yusuf, annesi ve babasını öldüren bir eşkıya baskınında baş parmağını kaybeden bir çocuk olarak Kaymakam Selahattin Bey tarafından evlat edinilir. Evlat edinildiği ailede Kaymakam’ın eşi Şahende Hanım ve kızları Muazzez ile yaşarlar. Şahende para ve gösteriş düşkünü, yüzeysel bir kadın. Selahattin Bey ise dünyevi işlere pek kıymet vermeyen, hele zamanla iyice tüm olaylardan kendini soyutlayan, duygusal bir adam. Kızları Muazzez ise henüz 14-15 yaşlarında. Yusuf köyden gelme, yiğit, dürüst bir delikanlı olsa da bir işten anlamayan, hayatı boyunca hiç çalışmamış bir karakter. “Bir gün Allah peygamberleri çağırıp sormuş, ‘Saadet nedir?’ demiş. Her biri kendilerine göre cevap vermişler. Musa: ‘Arzı Mev’uda gitmektir,’ İsa: ‘Bir yanağına vurana ötekini uzatmaktır,’ Buda: ‘Hayatta hiçbir arzusu olmamaktır,’ yollu şeyler söylemiş. Sıra bizim Muhammed’e gelince: ‘Saadet, hayatı olduğu gibi kabul etmektir…’ demiş. Ne doğru söz! Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli ne de ondan bir şey eksiltmeli… Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar; ‘Bu neden böyle? Böyle
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Kızıl Panda · 2021210,7bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 868. kitabı
Okurken elinizden bırakamayacağınız bir eser. İnsan hakkındaki bedbin görüşleri ile bilinen düşünürün onun en etik etkinliği olacak olan Okumak, Yazmak ve Yaşamak edimleri üzerine neler düşündüğünü merak ediyorsanız mutlaka okumanız gereken bir kitap.
Okumak, Yazmak ve Yaşamak ÜzerineArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20134,838 okunma
Reklam
Reklam