Yasin Aydın, bir alıntı ekledi.
22 Şub 00:39 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Eski Kulağı Kesiklerden
Becerikli, iş bilir ve kıvrak zekâlı olmakla birlikte, bu meziyetlerini kendi menfaatleri doğrultusunda
kullanan, bu arada ufak tefek kaçamaklarla kendisine çıkar sağlayan kişilerden
bahsederken kullanılır.
Bu deyimin dilimizdeki varlığı ta 16. asır başlarına, Hacı Bektaşî Veli zamanına kadar
uzanır. Bilindiği gibi Hacı Bektaşî Veli hazretlerinin kurduğu tarikat (Bektaşiyye), yeniçerilerin
resmî tarikatı olmuş ve asker ocağına girenler, genellikle bu tarikat adabınca yaşam­
ışlardır. Ancak yeniçeriliğin, daha ilk dönemlerden itibaren devşirme sisteminden beslenmesi
tarikatın da yozlaşmasını hızlandırmış ve yeniçeriler arasında Bektaşî geleneğine
uymayan davranış ve hayat tarzları, hoşgörüyle karşılanıp giderek tarikat düsturlarındanmış
gibi algılanmalarına yol açmıştır.
Rivayete göre, Bektaşiliğe girmeyi kabul eden muhiplere tarikatın şartları açıklanıp, bunlara
uyacaklarına dair söz alındıktan sonra, şeyh tarafından bazı küçük nasihatler verilir ve
tekkenin kapı eşiğinde kulaklarından birine bir delik açılarak halka biçiminde bir küpe
takılırmış ("Kulağına küpe olsun" sözü buradan geliyor olmalı). Eski kaynakların
"menguş" ismiyle kaydettikleri bu küpe, muhibbin artık derviş olduğuna işaretle, kulağ­
ından Hz. Ali'ye bağlı olduğunu sembolize eder. Nitekim, Yavuz Sultan Selim'in kulağındaki
menguşun da Bektaşîlik sembolü olduğunu söyleyenler vardır. Yeniçerilerin belli bir
yaşa kadar evlenmeleri yasak olduğundan, bu küpe zamanla onların mücerret (bekâr) yaş­
amayı kabul ettiklerinden kinaye olarak anılmış ve kulağı küpeli dolaşan birinin yeniçeri
taifesinden olup evlenmeyeceğine inanılır olmuş. "Kulağı deldirmek" ikrar vermek manası
taşır ki bundan, Şeyh eşiğine baş koyup kulağı deldirenlerin, kendilerine telkin edilen şeylerin
hilâfına davranmalarının yasaklanmış olduğu anlaşılır. Ne var ki insanoğlu, nefis sahibi
olmak hasebiyle sık sık ikrarından döne gelmiştir. Gel zaman, git zaman... Tarikata girerken
mücerretlik sözü verip kulağı deldiren dervişlerden bazıları, zaman içerisinde kaç­
amak evlilikler yaparak yol yordam azdırdıklarında, Balım Sultan bunları huzura çağırıp
keyfiyeti öğrenmek ister. İçlerinden birkaçı vaziyeti inkâra kalkışınca da onlara ders olsun
diye kulaklarındaki menguşlarını çekip alır. Tabiî bu esnada, bizimkilerin kulak memeleri
yırtılır. Bilâhare halk, bunların eskiden Bektaşî olduklarını telmihen "eski kulağı kesik",
"eski kulağı kesikler" diye söylemeye başlar.
İşte, sonraki zamanlarda bu cümleler birer deyim hâline gelip umumileşmiş ve bugün kullanılır olmuştur

İki Dirhem Bir Çekirdek, İskender Pala (Sayfa 82)İki Dirhem Bir Çekirdek, İskender Pala (Sayfa 82)
Busra korhan, bir alıntı ekledi.
31 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Bektaşi Tarikatı
... Ey talip! Allah, Muhammed, Ali ve On İki İmam'a iman getir. Mezhebini bir bil. Hakiki mürşidin Ali, rehberini Muhammed bil. Yalan söyleme, haram yeme. Dedikodu etme. Şehvetperest olma. Eline, beline, diline sahip ol. Kibir ve kin tutma. Kimseye haset etme. Gördüğünü ört görmediğini söyleme. Elinle koymadığın şeye yapışma. Elinin ermediği şeye el uzatma. Sözünün geçmediği yere söz söyleme...

Son Yeniçeri, Reha Çamuroğlu (Sayfa 55)Son Yeniçeri, Reha Çamuroğlu (Sayfa 55)
Busra korhan, Son Yeniçeri'yi inceledi.
31 May 2017 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Tarihin tozlu sayfaları içinde yeniçerinin ne demek olduğunu Bektaşi tarikatı bilmediğimiz yanlarını gösteriyor. Kitap Michaul oğlu Petru'nun, yeniçeri Arif Ağa'ya esir olup daha sonra Bektaşi tarikat ına girip gözlemci bir bakış açısıyla olup bitenleri anlatıyor. Daha sonra anlatıcı Arif Ağa nın oğlu Sabit oluyor. Güzel keyifli bir romandı.

Mathmazel, bir alıntı ekledi.
16 Nis 2017 · Kitabı okumayı düşünüyor

Osmanlida tarikatlar
Ulema ve meşayihin yaptığı toplantının kararlarına göre, uzun bir süre Bektaşî tekkesine Nakşîbendî, Kadirî ve Saadîye tarîkatı mensupları bir nevi kayyum olarak atandı. Katledilenler yanında, sürülenler oldu ve sürgünler Anadolu'daki katı Sünnî zihniyetin hükmettiği şehirlere yollandı. Yeniçeriler yanında Bektaşîler, öyle sanılanlar, sanılanlarla ilişkileri olanlar takibata ve şedît cezalara uğradı.

Osmanlıda Milletler ve Diplomasi, İlber OrtaylıOsmanlıda Milletler ve Diplomasi, İlber Ortaylı