10/10
·128 syf.··
2026 51. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 18:02
Adil Yakubov, kitabın sunuş kısmında okura "Mukaddes'e âşık olacaksınız." diyerek başlıyor. Bense kitaba başlarken gençlik ve aşk üzerine kurulmuş bir hikâye okuyacağımı düşünmüştüm. Ama gordum ki, yalnızca bir aşk hikâyesi değildi okuduklarim, gençlerin gelecek kaygıları, eğitim hayatında karşılaştıkları engeller, verilen kararların insan hayatındaki etkileriyle karşılaştım, tıpkı günümüzde yasailan sorunlar gibi.. Şerif'in yaşadığı kararsızlıklar; 'hemde ne kararsizlik'... geleceğine yön verme çabası ve zaman zaman içine düştüğü çıkmazlar hikâyenin en etkileyici kısmı bence.. Karakterlerin hata yapmaları yaptiklari hatalariyla yüzleşmeleri gerçekçiliği çok daha çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyordu. Şerif ve Mukaddes'in sınav süreci; Şerif'in, Mukaddes'e duyduğu ilgiyle aldığı yanlış karar birçok şeyin başlangıcıydı asilnda. Ancak hikâyeyi bitirdiğimde kendimi Mukaddes'ten çok Şerif üzerine düşünürken buldum. Bence kesinlikle bu hikayede yanan Serif oldu.. Çünkü onun hikâyesinde kötü niyetle hareket eden birini değil; duygularına yenilen, bir hata yapan ve o hatanın sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalan biri vardı.. Bu nedenle yaşananların sonunda en çok üzüldüğüm karakter de Şerif ti.Şerif'in taşıdığı yükün ve yaşadığı kaybın satır aralarında daha derinden hissedildiğini düşündüm. Belki de yazarın amacı buydu; Mukaddes'i anlatırken okurun Şerif'i de görmesini sağlamak... "Mukaddes'e aşık olacaksınız" diye yapılan vurgu, okuru; bir aşk hikâyesinen ziyade gençliğin, yapılan hataların, vicdanın ve insanın kendi yolunu bulma çabasının hikâyesiydi. Kısacık bir kitap ama etkisi kocaman olanlardan Ve okuyup bir kenara bırakmak değilde üstünde uzun uzun konuşmaya yönelik konusuyla oldukça etkiledi beni Yürekten tavsiye ederim Okuyun bu kitabi
MukaddesAdil Yakubov · İleri Yayınları · 2000139 okunma
Psikoloji 101
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 09:05
Günübirlik Hayatlar Irvin Yalom’un psikoterapi seanslarından esinlenerek yazılmış içinde kurgusal anlamda eklenmiş bölümleri bulunan 10 adet öyküden oluşan kitabı . Açıkcası Irvin Yalom’u -özellikle psikolojiye ilgi duyanları için -akıcı dili , sıkmayan üslubu ve kendimize ayna tutan ve düşündüren söylemleriyle tanımayanımız yoktur diye düşünüyorum . Günübirlik Hayatlar kitabının öykü türünde yazılması , hikayelerin bizden ve gayet yaşanabilir hikayelerden oluşması ve belki de en önemlisi Irvin Yalom’un yorumlarıyla katkıda bulunması sizi hasta ve doktor seansını izleyen bir üçüncü isim olarak odada bulunma hissiyatını verdiğini söyleyebilirim . Bir diğer sevdiğim nokta yazarın seans içindeki iç konuşmalarını yazıya dökmesi zaman zaman kendini eleştirmesi , kendi korkularını da dile getirmesi kitaba ayrı bir gerçeklik kattığından da bahsedebilirim . Benim de başucu kitaplarımdan biri olan Marcus Aureluis ‘un kaleme aldığı Kendime Düşünceler kitabından da hastalarına tavsiye etmesi oradan alıntılar yapması da beğendiğim diğer detaylardan . Özellikle psikoloji dünyasında hasta tanımlamalarının da gereksiz olduğunu belirli kalıplara sığdırmanın ilaç sektörünün bir dayatması olduğu gerçeğini de bu alanın üstatlarından birinden duymak da beni epey mutlu ettiğini söyleyebilirim . Kitap gerçekten okunmaya değer harcadığınız zaman ve paranın karşılığını fazlasıyla alabilirsiniz Günübirlik Hayatlar Irvin D. Yalom
1000Kitap
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
7/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Tekrardan merhaba sevgili okurlar.Aşk projesi hakkında konuşmaya geldim :) yine bir Lauren Asher kitabı yine ben :) Öncelikle konusundan bahsedeyim.Julian ve Dahlia çocukluktan beri arkadaşlar.Dahlia,Julian'a ona aşkını itiraf edip onu öper ancak Julian,babasını kaybeder bu yüzden onu reddeder.Araları açılır bu sırada Julian yas tutar.Ancak Dahlia,Julian'nın oda arkadaşı Scott ile beraber olur.Yıllar sonra buluşmaları aralarındaki kıvılcımı etkiler.Şimdi öncelikle bence Dahlia'nın yaptığı biraz manasız geldi bana.Tamam anlıyorum hayal kırıklığına uğradın ama çocuğun oda arkadaşı ile sevgili olmak?Bana pek doğru gelmedi.Julian kendinden uzaklaştırmış onu da anlıyorum ama ben olsam başka biriyle beraber olamazdım.Duygularımı hemen kolayca atlatamazdım.Bilmiyorum belki ben yanlış düşünüyorum ama hemen duygularımı atlatıp başka birisiyle sevgili olmak?Bana doğru gelmedi.Yıllar sonra ne kadar kötü olduğunu ve hem Scott'ı hemde ailesinin ne kadar zorba olduğunu anladığını söylüyor ama bazı şeyler daha ilk başta belli olur bence.Yıllar sonra buluşuyorlar aşkları kendilerini belli ediyor ama o zaman bile hayır,olamaz,biz birlikte olmamalıyız kafasından çıkamadılar ve bu beni biraz gıcık etti. :) İki tarafta çok inatçı.Biri diyor ki ben duyguları katmadan beraber olmak istiyorum diğeri kabul ediyor sonra bir iki gün geçiyor fikirleri değişiyor.Yani en başından belli olan birşey yine dönüp dolaşıp aynı fikre geliyorlar. :) Biraz daha erken bazı şeyleri kabul etselerdi ya da mesela Dahlia hiç nişan falan yapmasaydı.Ama olan olmuş ve ikiside çocukluk yapmış diyerek olayları atladık.Yetişkin olarak da biraz çocuk gibi olsalar da onları okumak keyifliydi bence.Romantik ve komedi unsurları vardı.Soft romance katogorisinde güzeldi.Benim puanım 7/10.İyi okumalar dilerim.
Aşk ProjesiLauren Asher · Olimpos Yayınları · 2025362 okunma
Puan vermedi·356 syf.·
2026 58. kitabı
Berna Moran gibi usta bir eleştirmenden sık sık yararlanmış ve onun düşüncelerini diğer eleştirmenlerle karşılaştırmış kapsamlı ve aslında nitelikli bir iş ortaya çıkarmıştır. “Lüzumsuz Adam” karakterlerini anlattığı kısımda “Ahmet Hamdi Tapınar'a geldiğimizde, "alafranga züppe"den çok, alafranganın kurmuş olduğu hegemonyadan ötürü çaresiz ve dolayısıyla "lüzumsuz" konuma düşmüş karakterlerle karşılaşırız. Sahnenin Dışındakiler'de Muhlis Bey (odasındaki olağanüstü koleksiyonla) bir "haberci" gibidir, ama Huzur'da Mümtaz'ın da bütün yetenekleriyle bir felç ve bir yıkıma doğru gittiğini görürüz. Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde Hayri İrdal bir "lüzumsuzluk anıtı" gibidir.” der.. Ben Huzur’u okurken pek çok kısımda kendimi çok sevdiğim bir kitap olan İçimizdeki Şeytan’dan Ömer’le karşılaşmış gibi hissettim. Söylemlerine katılmadığım pek çok nokta olsa da bazı benzetmeleri hoşuma gitti (suç ve ceza ile huzur gibi) bir başka eksende düşünmemi sağladı. Murat Belge kitabın sonuna gelirken Huzur için şu sözlerle kapanış yapıyor: “Dolayısıyla Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur’unun “başarısız” bir roman olduğu kanısındayım. Çözmek üzere yola çıktığı sorunları çözemeden bitiyor. Öte yandan, Huzur’un “büyük” bir roman olduğu kanısındayım. Bir yazarın göze aldığı başarısızlık da önemli bir etkendir. “Bitmiş bir sanat eseri” olarak ciddi kusurları olsa da, içerdikleri, verdikleri, düşündürdükleriyle son derece dolgun ve doyurucu bir eser. “Büyük bir başarısız roman” dersek çok mu paradoksal oluyor?” Huzur’un başarısız bir roman olduğunu düşünmüyorum. Belki kaçırdığımız nokta Ahmet Hamdi’nin bir yazar olarak vermek istediği kadarını yazdığını kabul etmekte zorlanıyor oluşumuzdur. Bu titizlikte bir insanın bunu tercih etmesi pek muhtemel. 1948’de yayımladığı tefrikanın yetersizliğini
Edebiyat
Step ve BozkırMurat Belge · İletişim Yayınları · 201624 okunma
O, insanların daha güzel bir dünyada yaşamasını istiyordu
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 12:55
Selamlar 1k okurları. ben yine Ahmet Ümit okumaya karar verdim. Neden diye soracak olursanız, bu Ahmet Ümit'in 4. Romanı okumuş olduğum. Kırlangıç Çığlığı, Elveda Güzel Vatanım, ve Yırtıcı Kuşlar Zamanı eserleri okumuştum daha önce ve öteki kitaplarını çok sevmiştim, ama en son okuduğum "yırtıcı kuşlar zamanı" bende tam bir hayal kırıklığı olmuştu. Belki de ben beklentimi yüksek tuttum, tam olarak bilmiyorum o kadarını. Ama Bir Ses Böler Geceyi kitabını çok sevdim. Kısa bir kitap ama dolu dolu olduğu aşikar Hem toplum, hem siyasi, hemde din konuları işlenmiş kitapta. Kahramanlarımız Süha ve İsmail; biri devrimci bir kışlık, öteki ise maneviyat arayışında. İsmail'in iç savaşı o kadar derin işlenmiş ki, okuduğum kısacık sayfalar bile beni çok başka yerlere götürdü. Dolunayın ışığında Bir köy mezarlığı... Mezarlığın duvarlarını çarpan bir cip. Gecenin karanlığında uçuşan düşler. Issız köyün ortasında kocaman bir cem evi. Konuğunu yitirmiş bir mezar! Cem töreninde arınmayı bekleyen bir ölü!. Bu olanların sessiz tanığı, bir araştırma görevlisi. Yıkılan idealleriyle, sürüp giden bir yaşamın arasında sıkışıp kalmış bir adam. Alevi inancına farklı bir bakış! Mistik bir gerilim romanı... Klâsik vedam geçelim:) "Bilgi, Hakk'ın bize sunduğu bu dünyayı, canları korumak içindir. Eğer bunların tersine iş görürse yıkıcı olur." Kitaplarla ve sağlıkla kalın.
Bir Ses Böler GeceyiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 20109,6bin okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:27
Merhabalarrr, umarım herkes iyidir! Bugün yakın zamanda bitirdiğim Gölge ve Kemik incelemesini yapacağım. Biraz geç kaldım inceleme yazmak için ama geç olsun güç olmasın 𑣲⋆ (Spoiler yok, rahatlıkla okuyabilirsiniz) Öncelikle ben bu kitaptan hiç spoiler yememek için çok uzun bir süre dayandım. Hedefim Kargalar Meclisi ve Sahte Krallık okumaktı, ama ben bir seriyi yarım yamalak okumayı sevmem, o evrenle ilgili her şeyi bilmek tüm karakterleri tanımak isterim. Uzun soluklu seriler çok hoşuma gider. Bu yüzden tüm seriyi almıştım. Çoğu kişi de Gölge ve Kemik üçlemesini beğenmiyor anladığım kadarıyla çünkü gördüğüm incelemeler ve aldığım yorumlar baya sabır duasıydı hep bana. Herkes bunun kitapla ilgili olmadığını, sadece kargalar meclisi kadar iyi olmadığını ve ana karakterin biraz salak olduğunu söyledi. Ben yine de şans vermek istedim çünkü ben de çok zeki falan değilim ahqsoxhwlfjf. Sonuç : Kitabı 0 spoiler ile okudum, hiçbir şeyi bilmiyordum ve dannn diye daldım kitaba. Kitabı okurken oldukça eğlendim, saray entrikaları olsun, yazım dilinin basitliği olsun beni sevindirdi. Daha ağır bir şey beklemiştim çünkü bu kitap yüzünden reading slump'a giren çok kişi gördüm, bu yüzden çok korkmuştum. İhtiyacım olan son şey bir reading slump şu anda. Ama kitap baya aktı, gitti. Su gibi akıp gitti, bir günde bitirdim diyemem, bir sürü işimin arasında okudum kitabı ve yavaş yavaş sindire sindire okumayı tercih ettim bu yüzden uzun sürdü, yani AŞIRI AKICIII!! diyemem ama akıcıydı yine de. Sadece olaydan çok Alina'nın iç monologları olduğu için okurken "tamam sus artık" dediğim yerler çok oldu. Neyse ki iç monolog okumayı seviyorum, özellikle Alina gibi saf salak karakterlerin, çünkü kendi dertlerimi bir süreliğine unutabiliyorum... Gelelim şimdi biraz daha detaya. Karakterlerden bahsedeyim. Bu
Gölge ve KemikLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20207,5bin okunma