Melek, demişti, bir melek! Mide olmayınca melekleşmek kolaydı, ama hele miden varken bir dene bunu! Hele bir dene! Kızarmış iki kekliğin dumanı burnunun dibinde tüterken, ağzının sulanma­sına karşı koyabilir misin acaba? Tecrübesizlik, pek sever öğüt vermesini! Bir insanım ben...
Reklam
Akıl ve Bilim
Ben , manevi miras olarak hiç bir kesin yargı , hiç bir dogma , hiç bir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım , bilim ve akıldır. Benden sonrakiler , bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ver köklü zorluklar önünde , belki amaçlara tümüyle eremediğimizi , ancak asla ödün vermediğimizi , akıl ve bilimi kılavuz edindiğimizi onaylayacaklardır. Zaman hızla dönüyor ,ulusların , toplulukların ,bireylerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada , asla değişmeyecek yargılar getirdiğini savunmak , aklın ve bilimin gelişimini yadsımak olur.
İnsan hiç görmediğini de özler; ben seni çok özlerim.
Sayfa 165·Kitabı okudu
— Beni neden yokluyorsun, söylesene artık! dedi. — Söyleyeceğim, elbette söyleyeceğim. Sözü oraya getiriyorum zaten. Benim için değerlisin, kaçırmak istemem seni Zosima’ya bırakmam. İvan, bir an sustu, yüzü birdenbire mahzunlaştı. — Beni dinle, daha açık olmak için yalnız çocukları örnek aldım... Yerin kabuktan göbeğe emdiği öbür insan gözyaşlarından söz etmiyorum, konumu bile daralttım. Bir tahtakurusundan başka şey değilim, acımı açığa vuruyor, her şeyin neden böyle olduğunu zerre kadar anlamadığımı olduğu gibi söylüyorum. Demek ki, suçlu olan insanların kendileri; onlara cennet verildiği halde, özgürlük istemişler, mutsuz olacaklarını bildikleri halde gökten ateş çalmışlar. Benim zavallı, ölümlü, Eukleides kafamla bildiğim sadece şunlardır: Dünyada ıstırap var, suçlular yok; her şey bir zincirin halkası halinde, tam bir basitlik ve sadelikle geçip gidiyor ve sonunda dengeye varıyor. Ama bu sadece Eukleides çerçevesinde hezeyandır, bunu biliyorum, bunun üzerine hayatımı kuramam ben! Suçlular bulunmamış, her şey düz, basit bir zincirlemeden ibaret olmuş, benim de bunlardan haberim varmış da ne olmuş! Ben, eden bulur karşılığı peşindeyim, bulamazsam kendimi yok etmem lazım. Hem bu karşılık ileride, sonsuzlukta değil, hemen burada, yeryüzünde olmalı; bunu gözlerimle görmeliyim. İmanım vardı, görmek de isterim; o ana kadar ölürsem diriltsinler beni, çünkü her şey bensiz olursa acınırım doğrusu. Hayatta işlediğim suçların, çektiğim acıların gelecekte, bilmem kim için ebedi ahenk hazırlığına gübrelik ettiğini görmek istemem, çektiklerim bunun uğruna değildi. Geyiğin aslanla yan yana yattığını, öldürülen bir adamın dirilip katiliyle kucaklaştığını gözlerimle görmek isterim. Başkaları dünyada olanların nedenini öğrenirken bulunmak isterim. Yeryüzündeki dinlerin temeli bu
Sayfa 324·Kitabı okudu
bana her şey seni hatırlatıyor..
Bu kız içimde yerleşmeye başladı. Sesini hâlâ kulağımda hissediyorum, vallahi, en hafif ihtizazlarına kadar bu ses beni bırakmıyor... Hele gözlerini unutamıyorum, yollarda birçok kadınları ona benzedikleri için beğeniyorum. Ona benzeyenler, fazilete, güzelliğe, bizzat kadınlığın kendisine yaklaşmış oluyorlar... Bu bir his ki, metin ve sabit, hiç değişmiyor, gün geçtikçe daha kazanıyor, bu his ki, onunla ben, bütün hayatı ve kitapları daha iyi anlıyorum ve kendimi romanlardaki kahramanların çoğuna benzetiyorum, ne dersin? Nadir Bey, aşk budur, değil mi?
Aşk
Reklam
Reklam