11. BÖLÜM: FIS FIS DOLGU VE İNSANLIĞIN EN VERİMLİ ÇAĞI Üniversitede elektronik teknolojisi bölümünden yeni mezun olmuştum. Büyük umutlarla girdiğim ilk işimde alanımla ilgili bir şey yapamadığımı görünce istifa ettim ve daha küçük bir elektronik firmasında işe başladım. Ancak orada da durum değişmedi; bana yine sadece getir-götür, tak-çıkar gibi en basit işleri yaptırıyorlardı. Çalışma ortamına dışarıdan baktığınızda, herkes içten içe birbirini eleştirse de sanki birbirine bağlı, samimi ve huzurlu bir hava vardı. Oysa bu sadece bir illüzyondu. Aslında oradakilerin yeni gelene bir şey öğretmek gibi bir dertleri asla yoktu. Çünkü birine iş öğretmek, patronun gözünde kendi değerlerinin azalması ve "yeri doldurulabilir" insanlara dönüşmeleri demekti. Kendi koltuklarını korumak için yeni gelenin arkasından "kafası basmıyor, yavaş, işi bilmiyor" algısı yaratmak çok daha işlerine geliyordu. Bu sinsi çarkın içinde her biri ayrı birer maskedeydi: Gelenek ve göreneklere bağlılık taslayıp dürüstlük edebiyatı yapan ama herkesin yüzüne gülüp arkasından konuşan Remzi; menfaati için herkesi satmaya hazır, elit kesime özenen Begüm; çevresinden çok etkilenen, ilgi müptelası ve dikkat çekmek için gelirinden fazla harcayan Emre; ve rengi olmayan, nabza göre şerbet veren Baki... İşte bu insanların arasında, ilk bir ay izinde olduğu için göremediğim "Avrupalı Abla" ile yollarımız bir gün kesişti. Onu ilk gördüğümde ben de dahil herkes onun kibirli ve soğuk biri olduğunu düşünüyordu. Kimseyle konuşmuyor, tek başına çalışıyordu; diğerleri de ondan hoşlanmadığı için onunla iş dışında muhatap olmuyordu. Atölyede ona yaklaşan tek kişi, 80 yaşındaki kurucu patron Talha Bey'di. Talha Bey; zorluklarla büyümüş, kendini geliştirmiş, bilgili bir adamdı ama onun için önemli olan insan değil
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK: Hegemonya, Kontrol ve Maddi Sınırlar Üzerine Dokuz Eksenli Bir Analiz Robin Hood efsanesinin 12. yüzyıldan günümüze evrimini takip eden bu çalışma, muhalif kültürel figürlerin kapitalist sistem tarafından nasıl absorbe edildiğini ortaya koymaktadır. Dokuz eksenli metodoloji aracılığıyla, bu dönüşümü sadece kültür-politik değil, aynı zamanda termodinamik yasaları ile fiziksel altyapısının çelişkileri bağlamında analiz edilmektedir. Kültürel Termodinamik olarak adlandırılan bu çerçeve, Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi tarihsel figürler üzerinden test edilmiş ve evrensel bir geçerliliğe sahip olduğu gösterilmiştir. Son olarak, simülasyonun maddi sınırları ve kodlanamaz yaşamın direniş potansiyeli incelenerek, kapitalizmin kaçınılmaz fiziksel çöküşü ve insanın kuantum belirsizliği aracılığıyla direniş olanakları tartışılmıştır. GİRİŞ: "MASKENİN" TARİHİ VE "HARD WALL"IN KAÇINILMAZLIĞI Bir efsanenin tarihsel metamorfozunu incelemek, aslında o efsanenin yazıldığı dönemin güç ilişkilerini, sınıfsal kaygılarını ve egemen ideolojisini deşifre etmek demektir. Robin Hood, 12. yüzyılda sözlü anlatım geleneğiyle ortaya çıkmasından bu yana, her çağda farklı bir maske takmıştır. Ancak bu maskelerin altında, aynı bir gerçeklik yer almıştır: Muhalif enerji, sistem tarafından sürekli olarak absorbe edilmiş, estetikleştirilmiş, soyutlaştırılmış ve sonunda paraya tahvil edilmiştir. Bu makale, Robin Hood efsanesinin bu yolculuğunu takip ederken, aynı zamanda muhalif kültürel figürlerin dönüşümünün bir termodinamik yasası olduğunu iddia etmektedir. Sistemi yok edemeyeceğimiz için, hatta sistem onu her saldırısı karşısında güçlendireceği için, direncin son kapısı—paradoksal olarak—fiziksel yasalardır. Elektrik kesilir, çip krizi yaşanır, nehirler kurur.
Felsefe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kopan Bağ Ezginin Günlüğü Bu sevdaya düşeli Sen bir deli ben bir deli Bu aşkın koptu teli Ne sen ağla ne de ben Ummandı sevgi bizde Kaybolduk o denizde Umut yok sevgimizde Ne sen ağla ne de ben Boş harcandı aşk çağı Kurudu irem bağı Koptu bizde aşk bağı Ne sen ağla ne de ben.
Müzik
Lise çağı için kitap önerisi
Ortaokulu yapmıştım lise de istendi veee karşınızda: Bu kitapları ben de lisede okudum gönül rahatlığıyla öneririm. En altta liseden sonra okuduğum ama lisede de okunabilecek kitapları önerdim. Uzun soluklu bir liste oldu :) Şafağı Ör (11. sınıfta okudum diye hatırlıyorum. O zamanlar pek fantastik okumuyordum. Bu seriye bayılmıştım. 2 kitabı 2 günde okudum. Mulan retelling, FANTASTİK) Gölge ve Kemik (bunu fantastikte çoook yeniyseniz veya başrolün saçma hareketlerine katlanabilirseniz seversiniz. Yoksa beklentinizin altında kalabilir. Ben tam vaktinde okuduğumdan sevdim. Darkling fav kötü karakterlerimden biri :) FANTASTİK) Satranç (yazarın çoğu kitabı güzel en sevdiklerimi buraya bırakıyorum ÖYKÜ/MODERN KLASİK) Korku Ay Işığı Sokağı (açık uçlu bir sonu var normalde sevmem ama bu öyküye çok yakışmıştı. Dediğim gibi bu yazarın kalemine bayılıyorum 10 kitabını okudum ama bunlar favorilerim.) Sineklerin Tanrısı (12 çocuk tek başlarına bir adada ne kadar yaşayabilir?? Bana coğrafya dersinden önce lagün kelimesini öğreten o kitap nffkfkfk 9.sınıfta okumuştum. MODERN KLASİK) Liste (7'den 70'e okunabilecsk bir kitap ortaokula da önerdim. mümkünse lise başında okumanızı tavsiye ederim. Çünkü bazı kitapları yaşımız geçtiğinde daha az sevebiliyoruz. Sadece 100 kelimeyle konuşulan bir dünya! DİSTOPYA) Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi (bunu lisenin bittiği yaz (17 yaşında) okudum 😅 diğer listeye eklemek istemedim. kısacık bir klasik kitap. Buradaki başrol hayatı tersten yaşıyor. Yaşlı bir adan olarak doğuyor yıllar geçtikçe gençleşiyor. MODERN KLASİK/ÖYKÜ) Cimri (bunu da liseden mezun olduğum yaz okudum. Tiyatro okumayı pek sevmem ama bu kitap güzeldi. TİYATRO) Sherlock Holmes - Şüphe Asla Uyumaz serisi (POLİSİYE) Jane Eyre (Favori İngilizce edebiyatı kitabımdır. Gurur ve önyargıdan daha çok
1000Kitap
ben çok sosyalim, çok mutluyum…” havası yaratmak için her türlü soytarılığı yapmaya hazır niteliksizler çağı bu…”
BİRDEN FAZLA GÜZELLİKLER VARDI
Kırmızı tişört, Kahverengi pantalon. Genç kızlık çağı, Sokaklar doksanlarda kaldı. Yirmileri geçer, Eski ablalardan olur, Otuzlarında hanım hanımcık bir kadındı bu. Ben kocaman adam, Hayal ettim çocuklar gibi. Sigara düşleri gibi bir Haziran sıcağında, Annesinden istiyordum kendisini. Yas zamanına az kalmıştı oysa, Kırmızı güller tez zamanlarda açmıştılar, Hiç bir şeye geç kalmamıştım gökyüzü mavileştiğinde. Güzel insanlar güneşle doğar, Şairler bulutlar çekilince gelirler. Bizim memleketlerden güzel kuşlar gelirdi, Unutturamaz onlar kendilerini. Tanışıyor muyuz o dualarda? Tanışıyor muyuz kalemle ve satırlarla hece hece? Ne varsa kendi nezdimde... Evet, güzel bir bayan var dostum, Sadece o var bu koca dünyada. Yalnız ki Allah yazar kalemiyle, Yalnız ki nefes bile silemez dâhi. Herkes vaktinde çekilirken gökyüzüne, Emanetten gayrı yaşamak ki niye?
Edebiyat