Beyaz Geceler adlı öyküsünde Fyodor Dostoyevski, okuyucuya kitap kapağında da belirtildiği gibi 'bir hayalperestin anılarını' sunuyor. Dostoyevski'nin bu akıcı eseri, bir çırpıda okunacak cinsten.
Kitabın ana karakteri olan yazar Petersburg'da hizmetçisiyle yaşayan, kendini insanlardan soyutlamış fakat tüm sokakların ona ait olduğunu düşünen hayalperest bir adam. Eğer şehrindeki insanlar mutluysa neşelenen, üzgünse hüzünlenen bir hayalperest.
Yaz geldiğinde şehirdeki insanlar yazlıklarına gitmeye başlar. Bu nedenle de kahramanımız kendini çok yalnız hisseder. Bu nedenle dolaşmaya başlar. O kadar çok yürür ki, şehir dışına çıkar. Bu kez de kırlarda dolaşmaya başlar. Gece olduğunda şehre geri dönerken, nehir kenarında korkuluklara yaslanmış ağlayan bir kız görür. Kızın yanına gider, fakat kız ürküp caddenin karşısına geçtiğinde bundan vazgeçerek yürümeye devam eder. Fakat az sonra sarhoş bir adamın kızı rahatsız ettiğini gören kahramanımız, kızın yanına gider ve onu kurtarır. Bunun üzerine kız ona minnettar olduğundan konuşmaya başlar ve yürümeye devam ederler. Kızın adı Nastenka'dır ve on yedi yaşındadır. Kahramanımız Nastenka'ya evine kadar eşlik ederken, ona nehir kıyısında neden ağladığını sorar. Nastenka kendisini tanımadığını, eğer tanıyabilirse neden ağladığını da anlatacağını söyler. Böylece ertesi gece yine aynı yerde buluşmak üzere sözleşirler. Kahramanımız çok mutludur, ilk defa bir kadınla bu kadar yakınlaşmıştır. Çok heyecanlanmıştır, ertesi geceyi sabırsızlıkla bekler. Ertesi gece geldiğinde, konuşmaya başlamadan Nastenka bir uyarıda bulunur, kendisine asla aşık olmamasını ister ondan, böylece arkadaş olabileceklerdir. O da bunu kabul eder ve böylece aralarında bir arkadaşlık başlar. Kahramanımız hikayesini anlatmaya başlar. Ne kadar yalnız olduğunu,