... Bernoulli şöyle demişti:
Şu andan itibaren sonsuza dek her şeyi gözlemleyip kaydetseydik (olasılık dediğimiz şey en sonunda kesinliğe dönüşürdü) ve biz dünyada olan biten her şeyin belli bir sebep ve yasa dahilinde gerçekleştiğini ve dolayısıyla, aslında tesadüf ya da kader gibi görünen şeylerin bile olması gerektiği için olduğunu fark ederdik. Zaten Platon'un evrensel döngü doktriniyle kastettiği şey de buydu; sayısız yüzyıllar geçtikten sonra, her şeyin başlangıçtaki durumuna dönmesi gerektiğini söylüyordu.
Bernoulli için artık akışkanlarla uğraşmak, insanlarla uğraşmaya kıyasla her zamankinden daha cazipti. Söz konusu akışkanlar olduğunda, en azından onların nasıl davranacağını tahmin etme ihtimali vardı. Ancak insan davranışlarına akıl sır erdirilemiyordu. Örneğin, diye düşündü Bernoulli omuz silkerek, o gün olanları önceden tahmin etmek mümkün olur muydu?
Newton doğa kitabının matematik diliyle yazılmış olduğunu kanıtladı. Bu kitabın bazı bölümleri tamamen formüllerden ibarettir, ancak biyoloji, ekonomi ve psikolojiyi de Newton formüllerine indirgemeye çalışan akademisyenler, bu alanların böyle bir hevesi boşa çıkaracak denli ciddi bir karmaşıklık düzeyi olduğunu fark ettiler. Elbette bu matematikten vazgeçtikleri anlamına gelmiyor, son iki yüz yılda gerçekliğin daha karmaşık yüzüyle uğraşmayı sağlayan yeni bir matematik dalı ortaya çıktı: istatistik.
1744'te İskoçya'da presbiteryen din adamları Alexander Webster ve Robert Wallace, ölen din adamlarının dul ve yetimlerine ödenek sağlayabilmek için bir hayat sigortası fonu oluşturmaya karar verdiler. Bunun için de kilise kilise üyelerinin her birinin gelirlerinin ufak bir kısmını fona aktarmasını, fonun da bu parayı yatırımlarda kullanmasını öngördüler. Bir papaz öldüğünde dul eşi fondan kâr payı alacaktı ve böylelikle hayatının geri kalanı boyunca rahatça yaşayabilecekti. Fonun diğer görevlerine uygun olarak varlığını sürdürebilmesi amacıyla her papazın ne kadar ödemesi gerektiğini hesaplayabilmek için Webster ve Wallace her yıl tahminen kaç papazın öleceğini, geriye kaç dul ve yetim kalacağını ve dulların ölen kocalarından sonra ortalama kaç yıl yaşayacaklarını hesaplayabilmek zorundaydılar.
Burada iki din adamının yaptığı şeye dikkat etmek önemli. Cevap için Tanrı'ya dua etmediler, kutsal metinlerde veya eski ilahiyatçıların çalışmalarında aramadılar, soyut bir felsefi tartışmaya da girmediler. İskoç vatandaşları olarak oldukça pratik insanlardı. Colin Maclaurin adında Edinburgh Üniversitesi'nden bir matematik profesörüyle irtibata geçtiler, üçü kafa kafaya vererek insanların ölüm yaşlarıyla ilgili veri topladılar ve herhangi bir yılda kaç papazın ölebileceğini
Euler sabiti, irrasyonel sayı e'nin kökenleri dizilerin incelenmesine dayanır ve bunlar kullanılarak tahmın edilebilir. Bu sabit, ilk olarak 17. yüzyılın sonlarında Jacob Bernoulli'nin bileşik faiz problemini ele alması sırasında ortaya çıkmıştır. Bileşik faizde, hem yatırılan miktar hem de belirli bir sürede biriken faiz, bir sonraki adımda ödenecek faizi belirlemek için kullanılır. Yıllık faiz oranı %100 ise ve ödemeler yarım yılda bir yapılıyorsa, o zaman 1 liralık bir yatırım için, altı ay sonra 50 kuruş faiz ödenecek ve yeni toplam 1,50 lira olacaktır. Bir diğer altı ay sonra, toplamda 2,25 lira olacak şekilde 75 kuruş daha ödenecektir.
Sayfa 94 - Kronik Kitap - Dakikalar İçinde Serisi·Kitabı okudu
Newton'ın isteği üzerine adı açıklanmamıştı. Fakat çalışmanın orijinalliği Newton'ı eleverdi. Bernoulli çözülmüş problemi gördükten sonra şunu söylemişti: "Biz aslanı pençesinden tanırız."