Okumak cehli alır, eşeklik baki kalır…
"Çağımda yüzlerce işçi, yüzlerce çiftçi gördüm ki, üniversite rektörlerinden daha bilge ve daha mutluydular; ben de daha çok onlara benzemek isterdim." Montaigne Ben de çiftçilik yaptım, çobanlık yaptım, inşaatta amelelik yaptım, pazarda sebze sattım, yevmiye işi elma toplamaya, üzüm kesmeye, ayçiçeği toplamaya, nohut yolmaya, arpa-buğday patoz etmeye, saman çekmeye gittim. Sıcaklarda, soğuklarda çalıştım. Çok rezillik çektim… Hayatı ve insanları çok iyi tanıdım… Şuan oldukça merhametliyimdir çünkü insanlara muhtaç olmanın acısını çok iyi bilirim… Kapılardan eli boş dönmenin verdiği utancı çok iyi bilirim… O yüzden bana geleni, benden isteyeni asla boş çevirmem. Bende yoksa bile borç bulur o kişinin işini yine görmek için uğraşırım… Bir yandan da sürekli okudum. Kendimi geliştirmek için çaba gösterdim. Geldiğim noktada 7000 kadar kitap okudum ve 4 kitap çıkardım… Dini yönden de kendimi geliştirdim. İmamlık yaptım… Arapça öğrendim. Diplomalıyım diye geçinen o kadar cahil var ki… Liyakatsiz, donanımsız, basiretsiz… Tam da Montaigne’nin dediği tipler… Aslolan 10 soru çözmekle kazanılan üniversiteden diploma almak değil kendini geliştirmektir… Ben bunu başardığıma inanıyorum Elhamdülillah… Fazlasıyla hayat tecrübem var ve bunun meyvesini yiyorum bi iznillah… Okuduğunuz için teşekkür ederim…
1000Kitap
Ne çobanlar gördüm; tam anlamıyla bir bilge. Fakat ne prof.lar gördüm ki câhilin daniskası.
Felsefe
İnsanlar sadece kaybettiklerinde adalet talep ederler. Avantaj kendilerindeyken buna liyakat derler. Avantaj onlardan uzaklaştığında, buna adaletsizlik derler. İnsan doğası ahlakı teşvik etrafında büker; bilge olanlar önce teşvikleri,sonra etiği inceler.
Duygu ve Düşünce
Okunmuş bininci kitap
Tamam, belki çeyreğindeyim ömrün, belki yarısı, Belki çektiğim acılar daha nicelerinin tortusu. Eksik parmağım, seyrek saçım, Sağır kulağım, Topal ayağım, Kokudan mahrumluğum, Uyanıkken bile uyku mahmurluğum, Ve tabii tevellütten beridir yüreğimde taşıdığım kalp ağrısı, aşk sancısı… Ne ki tüm bunlar, ne ki bunların kıymetsiz hikâyeleri? Tamam, belki az evvel okuduğum bininci kitaptır, Belki yetecek tüm ömrüme, bugüne dek okuduklarım, Belki en baştan ve ezberlercesine yeniden okumalı, Belki bir bilge gibi ihtiyatla yaklaşmalı artık onlara. Yahut artık ortaya dökmek vaktidir, bin kitaplık zihnin karmaşasını… Belki bir şiirdir bu, belki henüz tanımı olmayan bir söz sanatı. Belki ne anlattığı belirsiz, Belki girişten ibaret, gelişmesiz ve sonuçsuz… Tamam, bu okuduğum bininci kitaptır henüz genç ömrümdeki, Nasıl bir aceleyle yaşadığımın da kanıtıdır bu tozlu raflar. Belki karanlık bir gecenin tenhalığında kaybolduğum bir sırada, Bir Denizkızı çıkar karşıma ve “anlat” der bana, “Anlat tüm bildiklerini bir çırpıda,” Bense muhtemeldir, kesindir: utangaçlığın ve mahcubiyetin kızarıklığıyla, “Unuttum tüm bildiklerimi ve şimdi sen varsın karşımda, öyle ise sensin artık bin kitaplık zihnin tüm içeriği…” diye gevelerim, saçmalarım bir çırpıda…
"Aptal için yaşamak bir kazançtır, bilge içinse ölüm bir kayıp değildir. Hayat, bilge bir insan için sadece bir kayıtsızlık (indifference) nesnesidir. Yaşamın ölümden daha tercih edilebilir hiçbir yanı yoktur." - Hegesias
1000Kitap
Görüşlerini hiç değiştirmeyen, yanlışlarını hiç düzeltmeyen, yarın bugünden daha bilge olacak değildir.
Alıntı