• "Bir bahar akşamı rastladım size
    Sevinçli bir telaş içindeydiniz
    Derinden bakınca gözlerinize
    Neden başınızı öne eğdiniz?

    İçimde uyanan eski bir arzu
    Dedi ki yıllardır aradığım bu
    Şimdi soruyorum büküp boynumu
    Daha önceleri neredeydiniz?"
  • Bir ufka vardık ki artık
    Yalnız değiliz sevgilim.
    Gerçi gece uzun,
    Gece karanlık
    Ama bütün korkulardan uzak.
    Bir sevdadır böylesine yaşamak,
    Tek başına
    Ölüme bir soluk kala,
    Tek başına
    Zindanda yatarken bile,
    Asla yalnız kalmamak.

    Şafakları ben balığa çıkarım
    Akan akmayan sularda
    Benim, bütün tezgahlarda paydosa giden
    Bir bahar akşamı dünyada.
    Ben dört duvar arasında değilim
    Pirinçte, pamukta ve tütündeyim,
    Karacadağ, Çukurova ve Cibalide.
  • “Bir bahar akşamı rastladım size
    Sevinçli bir telaş içindeydiniz
    Derinden bakınca gözlerinize
    Neden başınızı öne eğdiniz?
    İçimde uyanan eski bir arzu
    Dedi ki yıllardır aradığım bu
    Şimdi soruyorum büküp boynumu
    Daha önceleri nerelerdeydiniz?”
    Genç adam bestesini icra ederken, Afife’ nin gözpınarlarından birer damla yaş süzüldü.
    İki akşam önceye gitti, bakışmalarına nefia bir bahar akşamının eşlik ettiğini hatırladı.
    Sahiden de sevinçli bir telaş içindeydi o gece Afife.
    Bir ara gözgöze gelmişlerdi Selahattin Bey’le ve hakikaten derin bakışları karşısında başını öne eğmişti güzel kız.
    Genç adamın, yıllardır aradığı aşkı uyandırmasından büyük mutluluk duymuştu Afife.Kendisi de ne çok isterdi bu bir araya gelmenin yıllar yıllar önce olmasını.
    Selahattin Bey şarkısını bitirir bitirmez “rica etsem bir daha okurmusunuz?” dedi Afife.
  • Şafakları ben balığa çıkarım
    Akan akmayan sularda
    Benim, bütün tezgâhlarda paydosa giden Bir bahar akşamı dünyada.
    Ahmed Arif
    Sayfa 21 - Metis Yayınları
  • Bir bahar akşamı, sen diye öldüm ben.
  • ——————ZEVKLER VE RENKLER İÇERİR———————

    Tek tük dişe dokunur aforizmalar, edebi değerler yaratsa da vasatın altında bir şairdir. Şiirlerinde yoğun olarak kullanılan tekrarlamalar-ki yalnızca kelimeler de değil, benzetmeler hatta cümleler de- gına getirmiştir. Hatta bu tekrarlamaları aklına bir şey gelmediği için yaptığını bile düşündüm. Genel olarak bakıldığında, çok mu kötü, değil. Cahit Bey’in akıcı bir dili var fakat güçlü bir edebi dili olduğunu pek iddia edemeyeceğim.

    ——————ZEVKLER VE RENKLER İÇERİR———————

    Cahit Irgat, 1940 kuşağı toplumcu gerçekçi şairlerdendir.

    Cümleyi inceleyerek ilerleyelim.

    -1940 kuşağı nedir?
    Mehmet Kemal’in ‘’Acılı Kuşak’’ olarak nitelendirdiği ve 2.Dünya Savaşı sonrası oluşmuş bir edebiyat akımıdır. 1940 Kuşağı’nın genel olarak işlediği temalar, halkın yoksulluğu, emperyalizm, faşizm ve savaş karşıtlığıdır. Gülendam’a göre, 40 Kuşağı Nazım Hikmet’in etkisinden kurtulamadığı gibi devrimci olmadan sosyalist olmaya da çalışmıştır. Fakat hiçbiri Hikmet’i edebî bakımdan aşamamıştır.

    ‘’Bombalarla şehirler
    Kucak kucağa,
    Ölülerle toprak;
    Beni de alnımdan bir kurşun öptü.’’(Cahit Irgat)(1940 Kuşağı Şairi)

    -Toplumcu şiir nedir?
    Her ne kadar toplumcu gerçekçiler için toplumcu şiir tanımlaması kullanılsa da aralarında fark vardır. Her toplumcu gerçekçi bir toplumcudur fakat tam tersi değildir. Yani? Toplumcu şiirin içine sosyalisti de girer İslamcısı da milliyetçisi de.

    ‘’...
    Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
    Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
    Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
    Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
    Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
    O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
    Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
    Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
    ...’’(Sezai Karakoç)(İslamcı Şair)

    ‘’Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,
    Köylü anlar manasını namazdaki duânın.
    Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur’ân okunur.
    Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüdâ’nın.
    Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!
    ...’’(Ziya Gökalp)(Milliyetçi Şair)

    -Toplumcu gerçekçi şiir nedir?
    Toplumcu gerçekçiler ise kaynağını Marksizm’den alır. Rus yazar Maksim Gorki’nin 1934’te ‘’Yazarlar Birliği Kongresi’nde’’ belirlediği ilkeler, bu akımı şekillendirmede etkili olmuştur. Peki neden ayrıca gerçekçi sıfatını almıştır? Bunun sebebi, sosyalist devrim ile Rus edebiyatında ortaya çıkan realizm(gerçekçilik) düşüncesi aşağıdaki sanatçılarla bizim edebiyatımıza yansımıştır.(Maddeci dünya görüşü ana etkendir, kanımca.) Türk şiirinde bu akımın ilk temsilcisi Nazım Hikmet’tir. Diğer isimler ise şunlardır: Ercüment Behzat, İlhami Bekir, Attila İlhan, Rıfat Ilgaz, Ahmed Arif... Sosyalist ve komünist yazarların yazıları başlıca ‘’Aydınlık’’ ve ‘’Kadro’’ dergilerinde çıkıyordu. Toplumcu gerçekçi şiir ayrıca şu isimlerle de anılır: ‘’söylevci şiir’’, ‘’ideolojik şiir’’, ‘’sosyalist şiir’’, ‘’marksist şiir’’, ‘’sosyal gerçekçi şiir’’.

    ‘’Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ,
    Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
    Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.’’
    ...
    Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
    hainiyim, ben vatan hainiyim.
    ...’’(Nazım Hikmet)(Toplumcu gerçekçi şair)

    Diğer toplumcu gerçekçi şairlerinin aksine, Irgat, Nazım Hikmet’ten farklı bir şiir anlayışı benimsemiştir. Uzun, destansı, hikâyeci şiir anlayışını kullanmadı. Bu yüzden, Asım Bezirci’ye göre, Cahit Irgat Garip akımına daha yakındır.

    İlk şiirlerinde Orhan Veli etkisi bulunurken, sonrakilerde Amerikalı Walt Whitman’dan etkilenmiştir. Şiirlerinin ortak özelliği karamsarlıktır.

    -Orhan Veli’nin şiir anlayışı nedir?
    Orhan Veli, Garip akımına mensuptur. Şiiri ses, imaj, vezin ve kafiyeden kurtarma çabası güdülmüştür. Şiiri halk diliyle yazmak ve hecedeki monotonluğu kaldırmak amaçtır.

    ‘’Beni bu güzel havalar mahvetti,
    Böyle havada istifa ettim
    Evkaftaki memuriyetimden.
    Tütüne böyle havada alıştım,
    Böyle havada aşık oldum;
    Eve ekmekle tuz götürmeyi
    Böyle havalarda unuttum;
    Şiir yazma hastalığım
    Hep böyle havalarda nüksetti;
    Beni bu güzel havalar mahvetti.’’(Orhan Veli)(Garip Şairi)

    Kaynakça
    1-‘’Cahit IRGAT’ın Şiirlerinde Savaş Karşıtlığı’’, Ayşe ERTUŞ
    2-‘’Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Toplumcu Gerçekçi Şiirin Serüveni (1923-1950)’’, Yusuf AYDOĞDU

    Kitaptan bazı alıntılar:
    -Gölgem mi şu meydanda uzanmış yatan?

    -Süpürdüler gölgeni şehrin caddelerinden
    Ve akşamı çamur gibi fırlattılar peşinden.

    -Değil kardeşim, değil
    Gök mavi değil, dal yeşil değil.(C.S. Tarancı)

    -Ölüler, sorun yaşayanlara
    Niçin ayrı gömüldüğünüzü

    -Seni de seviyorum
    İpimi çeken cellat
    Biliyorum ekmeğin var
    Boynumdaki ilmikte

    -Bana çarptıkça anlar
    Yağmur yağmur olduğunu
    Rüzgâr, rüzgâr.

    -Davul aynı tokmak aynı yere vurmuş gibi
    Hep o çürük insan alnına
    Dünyanın doğuşundan bu yana
    Ağlayan ağlayana
  • Aslında hayat, hep olması gerektiği gibidir; bazen acı, bazen tatlı, bazen adil, bazen adaletsiz, bazen ılık bir bahar akşamı gibi, bazen dondurucu bir kara kış gecesi gibi. Acımasız olan da çoğunlukla insanlardır aslında...
    Selen Baranoğlu
    Sayfa 179 - Elma Yayınevi