10/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
"Tanrı, bedenime ruhumu üflerken nefesinden bir gökkuşağı dökülmüştü kişiliğime!" En çarpıcı cümlelerden biriyle giriş yapmak istedim. Öncelikle editör, ya da haşa kitap eleştirmeni değilim. O yetkinliği hiçbir zaman kendimde görmedim. Burası benim için özgür olabildiğim kişisel alanım, yeri geldiğinde kullandığım not defteri. O yüzden bu kitap hakkında birkaç kelime karalamak istedim. Bir nevi kendime not: Beni kalbimin ta ortasından vuran o cümleyi çerçeveleyip duvarıma asmak istiyorum: " Her şey olabilmek ile hiçbir şey olmaktan kaçamadım ve bir soluk alıp vermede geçen zamanın ellerinden kayıp gitti ellerim." İşte bu kitap tam olarak bu cümle. Öyle derin, öylesine herkeste var olan ama saklanan yarayı sızlatan bir kitap. Yazara: "Kalemine, yüreğine sağlık hocam. Bırakma yaz, kalemine kuvvet !" diyor ve teşekkür ediyorum.
İdealarMuhammed Daşkıran · Parma Kitap · 20263 okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 16:34
Asıl adı Asa Earl Carter olan yazar, hayatının bir dönemi aşırı ırkçı olup olaylara karışan, beyaz üstünlüğünü savunan, aşırı sağcı nefret grubu olan Klu Klux Klan ın eski üyesi ve örgütleyicilerinden biriydi. 1970'lerde Alabamadaki seçimleri kaybedince radikal siyasi hayatını bırakma kararı alıp Teksas'a yerleşerek inzivaya çekilmiştir. Günlerini Teksas'taki halk kütüphanesinde araştırma yaparak geçiren yazar, geçmişini tamamen silerek öksüz, yetim bir Cherokee Kızılderilisi olduğunu iddia etmiş ve adını Ku Klux Klan ın ilk liderinden esinlenerek Forrest Carter olarak değiştirmiştir. Kendisi inkar etse de 1976'da başlayan ve 1991'de The New York Times tarafından yapılan araştırma ve ölümünün ardından eşinin itirafları ile Forrest Carter'ın eski ırkçı aktivist Asa Carter olduğu kanıtlanmıştır. Kızılderili kökenliymiş gibi western, kovboy romanları yazan Carter'ın 5 yaşında yetim kalan bir çocuğun gözünden anlattığı Küçük Ağacın Eğitimi kendi otobiyorafisini içeren anı kitabı olarak yayınlansa da, 1991 yılında New Mexico üniversitesi yazar hakkında yapılan araştırmalar sonucu gerçek hikaye olarak yayınlanan kitabın türünü kurgu olarak değiştirmiştir. Yazar hakkında çıkan haberler ve ifşalara rağmen 5 yaşındaki yetim bir çocuğun gözünden anlatılan doğa ile iç içe, kendi kendine yetinmeyi, yalnızca ihtiyacı kadar olanı kullanmayı, büyük şehir insanının acımasızlığını, Kızılderililere yapılan kötülükleri, beyaz insanların yerel halk üzerinde kurmak istediği hakimiyeti, iyilik ve güzelliği paylaşmayı, ruhu tanımayı, eğitimin ezber olmadan gözlemleyerek de öğrenileceğini, doğanın bütününü anlamayı ve yaşama uygulamayı anlatan Dünya klasikleri arasına girmeyi hak eden bir roman. Ayrıca 1991 yılında New York Times en çok satanlar listesine giren kitap, ilk Amerikan
Küçük Ağaç'ın EğitimiForrest Carter · Say Yayınları · 202110,7bin okunma
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 213. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 00:00
Bu kitap… gerçekten ruhumu hırpaladı. “Oyunbaz” zaten insanın aklını yerinden alan bir başlangıçtı ama Düzenbaz ile birlikte artık bu iş sadece bir oyun olmaktan çıktı, tam anlamıyla psikolojik bir işkenceye dönüştü. Daire 13 artık sadece bir mekân değil, karakterlerin iç dünyasının karanlık bir yansıması gibi. Her sayfada nefesimi tuttuğumu, omuzlarımın kasıldığını fark ettim. Ölüm karakteri… aklım almıyor. Zeki mi? Evet. Korkutucu mu? Fazlasıyla. Ama en tehlikelisi şu: Bazen onu anlamaya çok yaklaşıyorsun. Ve bu insanın kendi içinden ürpermesine yetiyor. Afra’nın içindeki yaşam ve ölüm arzusunun çatışması o kadar güzel ama bir o kadar da acı vericiydi ki… Onun yerinde olsam ne yapardım, hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebilirdim diye kendimi sorgularken buldum. Ve bu kitapta asıl can yakan şey de bu zaten: Okurken sadece karakterleri değil, kendini de yargılıyorsun. Bu kitapta en çok hoşuma giden şey, artık maskelerin yavaş yavaş düşmesi oldu. Ama düşen her maske, yeni bir yara açıyor. Geçmiş sahneler… Kıyı (Ölüm) ve Afra arasındaki bağ… Hepsi içime bir ağırlık gibi çöktü. Yeni bilgi vermemesi biraz hayal kırıklığı yarattı evet, ama psikolojik gerilim açısından önceki kitaptan bile daha sertti. Bazı sahnelerde kitabı kapatıp “devam etmeyeyim” dedim. Sonra birkaç dakika sonra kendimi tekrar sayfaların arasında buldum. Çünkü işin tuhaf yanı şu: Canını yaksa da bırakamıyorsun. Karakterler arasındaki gerilim, çatışmalar, kırılma anları… Özellikle görev sahneleri okurken elim ayağım titredi. Ölüm’ün verdiği görevler artık sadece fiziksel acı değil, insanın ruhunu lime lime eden şeyler. Ve okuyucu olarak sen de bu çöküşü iliklerine kadar hissediyorsun. Final kısmı… Ben o sonlarda gerçekten kitaba sarılıp “Beni böyle bırakma” demek istedim. Çünkü tam her şeyin en
DüzenbazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025597 okunma
Cennete Götüren Namaz
8/10
·144 syf.··
2025 7. kitabı
·
93 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2025 17:38
Cennete Götüren NAMAZ Namaz kılmaya başlayabilmenin ön hazıklıklarıyla başlıyoruz kitabı okumaya her işte olduğu gibi NAMAZ DA hazırlık gerektiriyor Aslında tek hazırlığı ABDEST ALMAK Tabi abdest almak ne kadar zor onu da işte kitapta okuyarak görebiliriz Çünkü namazı adestsiz kılamayız. Abdest almak için de manevi temizlenmeye ve arınmaya ihtiyacımız var Bu kadar büyütülecek ne var aslında değil mi alt tarafı 2 dakikamızı alacak iş Ama bunu ev de almak ve namaza başlamak ilk önce ev halkının bir tepkisini göğüslemek demek Sonra ilk gideceğin yerde ki tepkiyi göğüslemek demek Sonra diğeri ve sonra diğeri İlk başlarken ya da başlamak için düşüncelere dalarken hep aklımıza kötü zor ve ruh sıkan şeytanın vesvese yaptığı düşünceler gelir Çünkü şeytanın görevi budur Hz.Adem’den beri tanıyor insanoğlunu ve nereden ve nasıl vuracağını çok iyi biliyor Peki biz ŞEYTANI (ilk ve en büyük düşmanımızı)NEFSİMİZİ ne kadar tanıyoruz Allah’ın yardımını ne kadar hesaba katıyoruz Her şeyi kendimiz yaparız zannediyoruz veya yapamayız zannediyoruz Ama Allah dilerse biz de istersek her şeyi yapabiliriz Niyetlerimizi ve abdestimizi alalım ve kıralım şeytanın bacağını Yönelelim Rabbimize ve görelim yardımının Nasıl gayretimizi desteksiz bırakmayışını Ondan başka kimsemiz yok bunu bilelim ve çıkalım huzuruna ve bize bunu nasip ettiği için çokça şükredelim Allahım bizi sensiz bırakma Kitapta ilk başlardan bilgilendirici ve yapılması gerekenler ayet ve hadislerle desteklenerek anlatılmış Sonrasında daha gayret verici Bilgiler hikayeler ve kesitlere yer verilmiş Bi yerden sonra altını çizdiğim yerler çoğaldı Açıp tekrar bakmalık bir kitap Ameller niyetlere göredir Rabbim niyetlerimizi temiz amellerimizi kabul eylesin
Cennete Götüren NamazAhmet Bulut · Timaş Yayınları · 2013526 okunma
Bir Ayfer Tunç Edebiyatı
Puan vermedi·440 syf.··
2026 15. kitabı
İnceleme özeti: (zayıf-orta-iyi-çok iyi-süper) Hikâye: Giriş: iyi. Gelişme: iyi. Son: çok iyi Karakterler: Çok iyi Edebiyat: Süper Kurgu: İyi Atmosfer: Çok iyi İz bırakma: Çok iyi Yazarın diğer kitaplarını da okuma dürtüsü: Çok iyi Sayfa Düzeni: İyi Kapak: Orta Redaksiyon: Çok iyi. & Bir kitabı daha çok ne için okursunuz? 1-Konuya odaklı mı? 2-Okurken düşünmek için mi? 3-Sözcüklerin büyüsüne kapılıp, edebi zevk almak için mi? & Annemin Uyurgezer Geceleri için birinci şıkkı es geçip, ikinci ve üçüncü şıkları işaretleyebiliriz ama baskın olan kesinlikle üçüncüsü. Evet, iyi bir kariyeri olan baş kahramanımız Şehnaz’ın saplantılı aşkı, kendinden yaşça büyük, evli ve aynı zamanda egoist bir adam. Bu yorucu ilişki çok etkileyici biçimde anlatılmış. Ne var ki hepsinin önüne geçen kavram kitabın bütününe hâkim olan muhteşem edebiyat. Yazar adaylarının ders alacağı, edebiyatseverlerin altını çize çize okuyacağı metinler gerçekten büyüleyici. Bir yazar derdini ancak bu şekilde kafalara vura vura anlatabilirdi. Daha önce başka eserlerini de okumuş olduğum Ayfer Tunç’un, Annemin Uyurgezer Geceleri adlı bu kitabıyla Türk Edebiyatı sahnesinde büyük bir sıçrama yaptığına inanıyorum. & Kitap bütünüyle bir kadın hikayesi; Şehnaz, annesi, anneannesi … Üç nesil boyunca aldatılmış, bir şekilde istismar edilmiş, kendi içlerinde hayatla ilgili sorunlarını çözememiş kadınlar. Ön planda Şehnaz olmak üzere nesillerin ardışık hikâyesi iç içe geçmiş vaziyette anlatılıyor ve bazen birbirine benzer konularla sıkıcı hale gelebiliyor. Konu demişken okuru yükseltecek, merakını diri tutacak, sayfaları peş peşe çevirtecek aksiyon yok ortada. Annenin uyurgezerken ortaya dökülen sırları olmasa konuya olan ilgi hep geri planda kalacak yalnızca ilişkilerin, tutkuların ve saplantıların
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,3bin okunma
Üzülerek söylüyorum ki, bu kitap yarısında bıraktığım nadir eserlerden biri oldu. Erasmus'un 'Deliliğe Övgü' adlı eseri, hiciv türünün önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Kitapta Delilik kişileştirilerek bir karakter haline getiriliyor ve eser boyunca kendisini öven bir anlatıcı olarak karşımıza çıkıyor. Deliliğin kendi üstünlüklerini ve önemini anlattığı bu konuşmalar aracılığıyla dönemin din adamları, filozofları, yöneticileri ve toplumun çeşitli kesimleri eleştiriliyor. Bununla birlikte, eserle ilgili beni rahatsız eden bazı noktalar oldu. Bunların başında kadınlara yönelik ifadeler geliyor. Günümüz okuru açısından bu ifadeler oldukça aşağılayıcı görünüyor. Örneğin bir bölümde, kadının bilgi sahibi olmaya çalışması bir ineğin dağa tırmanmayı öğrenmesine benzetiliyor. Bir başka yerde ise kadınların hayattaki en büyük beklentisinin erkeklerin hoşuna gitmek olduğu ima ediliyor. Eserin 16. yüzyılda yazılmış olması ve dönemin toplumsal anlayışını yansıtması elbette göz önünde bulundurulabilir; ancak bu durum, söz konusu ifadelerin okuma deneyimimi olumsuz etkilemesini engellemedi. Kitapla ilgili zorlandığım bir diğer nokta ise mitolojik göndermelerin yoğunluğu oldu. Eserde sık sık mitolojiden örnekler veriliyor. Mitolojiye hâkim olmayan bir okurun, anlatılmak istenen bazı noktaları tam olarak kavramakta zorlanacağını düşünüyorum. Üstelik bu göndermelerin önemli bir kısmı dipnotlar ya da açıklamalarla yeterince desteklenmemiş. Bu da metni takip etmeyi benim açımdan daha güç hale getirdi. Tüm bunların sonucunda, edebiyat tarihindeki önemini kabul etmekle birlikte Deliliğe Övgü benim için keyifli bir okuma deneyimi olmadı ve kitabı yarıda bırakma kararı aldım.
Edebiyat
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202315,3bin okunma