Çocuk bana, mühürlü kalbinizin birgün açılmasını dilerim, dedi. Kalbim bütün dikişlerinden yırtıldı; yine mühürü istediğim gibi açılmıyor. Beş dakika uyusam, merhametsiz uyanıyorum. Yediğim yemeğin ilk lokmasında merhametli, son lokmasında zalimim!.. Ne yapayım ki, bütün kin ve garez duygumu, kendime, bütün af ve merhamet hissimi dünyaya çevirebileyim?.. Ne?
Evlatlarımdan ne zaman ayrı düşsem içimi saran o kaygı yine peyda olmuştu. Birgün bu histen kurtulabilecek miydim? İçimde büyürlerken her şey çok daha kolaydı.
"Jean Louise annesini hiç tanımamış,anne nedir bilmemişti,ama bir anne ihtiyacını çok ender duyardı.Çocukluğunda babası onu hiç yanlış anlamamış,bir kez olsun haksız yere suçlamamıştı;tek istisna,on bir yaşındayken birgün eve yemeğe gelip de kanının aktığını gördüğü gündü.
Öleceğini sanmış,çığlık atmaya başlamıştı.Calpurnia,Atticus ve Jem koşarak gelmişler,vaziyeti gören erkekler çaresiz gözlerle Calpurnia'ya bakmışlar,o da idareyi ele almıştı.
Jean Louise bir kız olduğunu hiçbir zaman tam anlamıyla kavrayamamıştı:Yaşamı pervasız,yumruklu dövüşlü bir hareketlilikten ibaretti;güreşmek,futbol oynamak,tırmanmak,Jem'e ayak uydurmak ve fiziksel cesaret gerektiren her mücadelede akranlarını alt etmek.
Calpurnia'yı dinleyecek kadar sakinleşince,ona gaddarca bir eşek şakası yapıldığına inandı;artık kadınsı bir dünyaya,nefret ettiği,kavrayamadığı gibi kendini savunamadığı,onu istemeyen bir aleme adım atmak zorundaydı."
Üşüyorum. Çok üşüyorum. Üstelik yaz.
Birgün ağlamaktan gözlerimde ki bakışlar değişti.
O sabah öyle kalp ağrısıyla uyanmıştım ki bir daha kalbim eskisi gibi atmadı. İçimde çok fazla şey öldü. Bir anda büyümeyi öğretti hayat bana. Sonra içimde çok şey değişti.