8/10
·400 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 14:54
Bu seriyi önceden görmüştüm ve bir türlü okuma fırsatım olmamıştı dizisi çıkacağını öğrendiğim zaman ilk kitabı hemen alıp okumak istedim kitap biter bitmezde dizisine başladım. Öncelikle kitaptan başlayım kitabı 3 günde bitiridim ve okurken hiç sıkılmadım elimden bırakmak istemedim Hannah ve Garret'ın aşk hikayesini okumak gerçekten keyifliydi ikisinin birbirine sataşmadan duramamaları da ayrı eğlenceliydi severek okudum ve hemen diğer karakterlerin kitabınıda okumam lazım dedim aşırı merak ediyorum en kısa zamanda okuycam Gelelim diziye kitapla birebir aynı değildi bazı kısımlar evet vardı ama çoğu sahneyi değiştirmişlerdi görmek istediğim sahneler vardı keşke olsaydı ve her şey çok hızlı ilerledi ama dizi böylede güzel olmuş özellikle kitaptakinide seviyorum ama Hannah'nın Garret'a olan hislerini itiraf ettiği sahne aiğğ bir diğer değişen sahne Hannah yarışmaya böyle katılmıyordu ve danışmanı kadındı + justin ile tanışmaları şarkıyada yardım etmiyordu fln vej ustin bu kadar sahnesi yoktu sanırım çoğaltmışlar Garret 'ın Hannah'nın telefonuna kendini kaydettiği şarkıyla olan kısımı ve birlikte Breaking Bad izledikleri sahneleri de görmek isterdim neyse genel olarak çok beğendim kitapta flimde güzledi Cast seçimi de baya iyiydi özellikle Garret tam uymuştu bence diğer karakterlerde çok iyiydi On the Floor sahnesini atlalabilen var mı ya yok bence fkddkdk daha kimin girl'ü olduğumu bile seçemedim sanırım bütün kitaplardan sonra anlıycam ama bilemiyorum bakalım
AnlaşmaElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20223,076 okunma
Puan vermedi·463 syf.··
2026 3. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 02:40
Açıkçası kitabı okumak çok zamanımı aldı. Ben ilerlettiğim diğer kitapların yanına olay örgüsü yoğun bir kitap olduğunu düşündüğüm için eklemiştim. Kitabı sahaf tavsiyesiyle aldım. Kitaptaki karakterlerin neyi ve kimleri temsil ettiğini araştırınca ilgimi daha çok çekti. Kısaca bahsedeyim: Cebelavi yaratıcıyı, Edhem Adem'i, İdris İblis'i, Hümam ve Kadri Habil ve Kabil'i, Umayma Havva'yı, Cebel Musa'yı, Rıfat İsa'yı, Kasım Muhammed'i, Arif'te bilimi temsil ediyormuş. Kitabı genel olarak düşündüğümde sevdiğimi söyleyebilirim ve karakterlerin temsil ettiği kişileri öğrendiğimde okumam daha anlamlı ve akıcı bir hale geldi. İnsanlık tarihinde peygamberlerin savaşlarını, kurdukları düzeni ve sonrasında bu düzenin bozuluşunun sürekli tekrarlanışı, yeni bir zorbanın hep doğuşu ve yükselişini bunlara rağmen sokak halkının hep derin bir unutma hastalığına sahip olduğu anlatılıyordu. Çağımızın da yeni düzenini oluşturmanın geçmişe duyduğumuz saygının yanında geçmişe takılı kalmadan kendi aklımızı ve imkanlarımızı kullanarak pozitif bilimlerle durmaksızın yeni ve faydalı şeyler üretmekten geçtiğini söylüyor. Geçmiş anlatılarını, kahramanlıklarını içselleştirmeden sadece hikaye dinler gibi günümüzle ilişkilendirmeyip herhangi bir çıkarım yapmadığımız eleştiriliyor yani özetle geçmişi kendi haline bırak ve gelecekte anlatılacak geçmişi oluştur diyor. Ama dediğim gibi verdiği mesajı kitaba genel bir açıdan baktığın zaman algılayabiliyorsun. Kitap belki bu kadar uzatılmayabilirdi. Daha ilgi çekici ve akılda kalıcı olurdu. Kitap bittiğinde Breaking Bad'i bitirdiğimdeki gibi hissettim bu yüzden, verilen ders etkileyici ama süreci yorucu ve anlamını zedeliyor gibi geldi. Son olarak kitabın sonundan bir cümle ile incelememi bitireyim: Gecenin ardından gün nasıl doğuyorsa adaletsizlik de
Cebelavi Sokağının ÇocuklarıNecib Mahfuz · Turkuvaz Kitap · 20172,576 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·352 syf.··
2025 6. kitabı
Spoiler İçerir: Hayatı, anlatımını güçlendirdiğinden midir ne duyguyu dolandırsa da etkili bir biçimde veriyordu. Okumak yormadı ama yer yer sıktı. Sürekli aynı atmosferde tıkanmak bottle episode bölümleri(Breaking Bad'deki için geçerli değildir)gibiydi. Distopik eserlerin baş yapıtı denebilir, en çok ikilinin birbirlerini satma olarak anılan sahnenin işlenişi hoşuma gitti, aslında satmamışlardı, ideaları kabul etmiyordu bunu. Gerçek yok edilemez bence ve 2+2=5 ya da 2+2=4 değildir (gerçeklik nedir diye etraflıca düşünülmeli) gerçek yine de karakterin dönüşümü en normaliymiş gibi muazzam doğallıkla anlatıldı. Winston ve Julia gerçekten sevmişler miydi? İşlevsellik sadece bağ kurmalarını sağlamış olamaz mı? Ayrıca ilişkileri politik haykırmadan çok bireysellikte, üst sınıftan biri olarak var olsalar umurlarında olmazdı.
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200bin okunma
10/10
·303 syf.··
2025 26. kitabı
Üç aydır Türkiye'de, Fransa'da, Hollanda'da girdiğim tüm kitapçılarda girer girmez bu kitapla karşılaştım ve ne kadar popüler olduğunu görünce artık okumalıymışım gibi hissettim. Kitabın daha başından beni hikayeye kitleyen çarpıcı ölüm sahnesi, ana kahraman June'un yaptığı emek hırsızılığı yüzünden yaşadığı vicdan azabı ile mücadelesi ve June'un arkadaşına olan ham kıskançlığın dehşetinin kitabın tüm sayfalarından akıyor olması, sosyal medyada "cancel"lanmanın yaşattığı depresyon ama bir yandan insanlardan kötü de olsa ilgi gördüğü için bağımlılık yapan adrenalin, karakterlerin birbirine olan cüreti... Bütün bunları okurken inanılmaz eğlendim, geniş bir vaktim olsaydı kitabı oturduğum yerden hiç kalkmadan bitirirdim. Sosyal medya dünyasından, güncel yayıncılık sektöründen, göçmenlerin Amerikanizasyonundan, internet trollerinden, Amerika'ya ait popüler kültür sorunlarından bahsetmesi kitabın benim kuşağıma hitap eden tarafıydı. Mesela June'un yazdığı kitap hakkında sürekli Goodreads, Reddit gibi yerlerde yorumlarını okuması dördüncü duvarı yıkan ve değerlendirme yazısı yazmayı bile garip hissettiren bir olaydı. Bu kitap size yüksek hayat dersleri veren edebi bir şaheser değil, daha çok her şey nasıl bitecek diye okumayı bırakmak istemeyeceğiniz türden bir kitap. IMDB 250'de olan başyapıt bir film değil de; Netflix'te aniden çıkan, izlerken nefes kesen ama kült olamayacak bir film izlemek gibi. Yani bir There Will Be Blood derinliğinde değil de Gone Girl gibi tempolu ama zihinde uzun süre yaşamayacak bir sinema gibi ya da bir Breaking Bad gibi değil de You izlemek gibi sürükleyici, hızlı fakat bittiğinde etkisini yitiren bir hikaye gibi. Ama arkadaşlarım benden bir film, dizi vs. önerisi istese onlara bu tarzdan öneririm çünkü bu tarz daha risksiz ve izlemesi daha
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
Senin İlk Katilin Kim?
Puan vermedi·310 syf.··
2025 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2025 19:16
İyi bir polisiye okuru olduğumu düşünüyorum. Ama genelde yabancı yazarlardan okurum polisiyeyi. Ne zaman canım sıkılsa elim bi Tess Gerritsen'a gider. O da olmazsa bir Agatha Christie sıkıştırırım araya. En son ne zaman Türkçe bir polisiye okudum hatırlamıyorum. Kusursuz Cinayet Yoktur'du galiba. Mükemmel bir kitaptı. Neyse konumuz o değil. Uzun zaman sonra Utku Balkan Ağadangil'in hediye etmesiyle İkinci Katil'i okuma fırsatı buldum. Akıp giden bir olay örgüsü var aslında. Kitabın üçte biri nasıl bitti anlamadım. Daha sonra okumamı zorlaştıran bir etmen ortaya çıktı. Bazı yerlerde çok fazla betimlemeye gidilmişti. Tabii ki bu bir noktada bizi olaya çekmek için yapılmış olabilir. Ama yapılan benzetmeler benim zihnime yazarın hayal gücündeki gibi yansımadı. Bu nedenle beni kurgudan uzaklaştırdı bile diyebilirim. Ben aynı zamanda okuduğum kitaplar ve filmleri ya da dizileri birbirleriyle bağdaştırıyorum elimde olmadan. İkinci Katil'i okurken de Breaking Bad'i izliyordum. Walter White ile Adel'i birbirine benzettim. İkisinin de suç işlemek için haklı sebepleri vardı, yani kendilerince haklı sebepleri. İkisi de başta masumlara zarar vermemek üzere yola çıkmışlardı. Tüm dertleri haksızlıklaydı. *Spoiler içerir* Bir de polis diyince benim aklıma böyle zeki, çevik, stratejik birileri geliyor hep. Bazı polis karakterleri çok saf kurgulanmıştı bence. (Emel'in operasyonun ortasında çığlık atması, polislerin polis kılığına girmiş hırsızlara hemen inanması detayları gözden kaçırması, Adel'i ararken iki polisin bodrumda karşılaşması ve birbirini hırsız zannetmesi) Utku Balkan Ağadangil kitabınızın daha geniş kitlelere ulaşması dileğiyle
İnceleme
İkinci KatilUtku Balkan Ağadangil · Perseus Yayınevi · 084 okunma
İlk Roman
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2025 01:39
Postane, Bukowski'nin 1971'de yayımlanan ilk romanı. Bu romanın yazılma macerası şöyle gerçekleşmiş. Bukowski'nin ilk şiirleri, yazıları kitapçıklarda, dergilerde, ince broşürlerde olurmuş. Onlardan birinde John Martin isimli bir yayıncı, Bukowski'nin şiirlerini okumuş. Charles Bukowski'yi yeni Walt Whitman olarak görmüş. (Walt Whitman Amerika Birleşik Devletleri açısından üne kavuşan ilk şair, Çimen Yaprakları eseriyle ünlü, hani Breaking Bad'de bacanak Hank tuvalette bir kitap buluyor ya...) . Bu John Martin, Bukowski'nin ve ona benzer yazarların eserlerini yayınlamak amacıyla 1966 yılında, Black Sparrow Press adında Los Angeles'ta bir yayınevi kurmuş. Burası Bukowski'ye matbaa, malzeme açısından imkan sağlamış. Bu yayınevinin 1966'da yaptığı ilk yayın, Bukowski'nin şiir broşürü olmuş. 1969 yılına gelindiğinde, John Martin, o zamanlar Postane'de çalışan Charles Bukowski'ye işini bırakıp tam zamanlı yazarlık yapması için ayda 100 dolar maaş teklif etmiş. Bukowski'de teklifi kabul etmiş. Yaklaşık 3 hafta sonra Bukowski ilk romanı olan Postane 'yi sunmuş. . Postane'de Bukowski; 1952'de çalışıp, istifa edip, at yarışları ile hayatını idame ettirip, 1958'de tekrardan postane'ye çalışmaya döndüğü dönemdeki yaşadıklarını anlatıyor. Bu kitapta da her zamanki Chinaski olarak karşımıza çıkıyor olsa da, daha masum bir Chinaski var karşımızda. Açık, seçik, dürüst, alaycı, mizah anlayışı aynı ama işte onun ilk hali bence...
Edebiyat
PostaneCharles Bukowski · Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık · 20161,638 okunma