Sosyal medyada düşüncelerin aforizmalaşması , tek cümleye indirgenmesi gibi bir tehlike de olduğunu söyledin. Gençler uzun paragraf okumaktan sıkılıyorlar mı artık? Bunu Twitter benzeri sosyal medya mı tetikledi, yoksa doğal bir sonuç muydu? Ya da şöyle soralım: Sosyal medya olmasaydı çocuklar uzun paragrafları okuyacaklar mıydı? Gençlere ciddi ve uzun metinleri okutamamak dünyanın sorunu. Mazeret olarak söylemiyorum ama bu bir hız çağı, ciddi metinleri okumak zaman istiyor. Roman okuyorlar diyeceksin ama romanlar çoğu için eğlencelik. Ben de metinlerin tümünü okumuyorum artık, paragrafa bir göz atmayı, okumaya değer olup olmadığını kestirmeyi öğrendim. Beni asıl rahatsız eden dilin hızla ve onarılmaz şekilde bozulması. Yazarken sadece sessiz harfleri kullanmak aşırılaştı. Bugünkü gençlerin neredeyse tamamı için kelime "saol" mesela, "sağ ol" değil. Sözlüğe bak desen saol diye arar, bulamayınca yok der. Hatalar hem yazıyla hem sözle hızla dolaşıma giriyor. Televizyonda kâinâta kainat diyen spiker gördüm. Kâinât kelimesini daha önce hiç duymamış olmalı. İnce veya uzun okunan a'lardan ümidimi kestim. Nüansları ortadan kalkmış bir Türkçe konuşulup yazılıyor bugün, aynı yaştaki insanların bile birbirini anlamadığı oluyor. Yiğit Bener anlatmıştı. Bayramda "Nice bayramlar" yazan bir bez afiş görmüşler. Kızı "Nays bayramlar" diye okumuş. İş dünyasında konuşulan İngilizce karışık dile alıştık artık ama akıllı başlı insanlar push etmek, ignore etmek diyebiliyor. Dil insanın ülkesidir halbuki.
Sayfa 109 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
TAŞLAYANLAR — Yezidisin Yezidi! Yezidi insan iti! Yezidisin Yezidi! Yezidi şeytanı! TELLAL- Kan içinde kaldı Yezidi daha taşlansın mı? Yoksa daire silinip yeni bir oyuna başlansın mı? TAŞLAYANLAR- Yezidide şeytan var Biz şeytanı taşladık Cümle müslüman olup Namazlara başladık. (Ezidinin çevresindeki daireyi silerler. Ezidi dairenin içerisinden sanki bir basamak merdiven varmış gibi dizlerini kırarak çıkar. Dairenin dışına çıkar çıkmaz canlandırdığı kişiliğin de dışına çıkar. “Kendisi” olur. Havvas Ağa bahşişini fırlatır. Ezidiyi oynayanın sırtını yumruklarlar. Taşlayanlar, namaz oyununa başlarlarken...) KAYMAKAM 'IN KARISI- Ay ben şimdi bu oyundan hiçbir şey anlamadım. Adam o kadar taşlandı da niye o dairenin dışına çıkıp kaçmadı. Aptal mı bu adam? KAYMAKAM Yezidilerin inancı böyle hanım. JANDARMA KOMUTANI'NIN KARISI— Ay bu ne biçim inanç! Hiç öyle şey olur mu yani? HAVVAS AĞA — Yezidilerin töresi böyledir yenganım. Her kim bir Yezidiyi daire içerisine alırsa, daireyi çızan, kendi elleriyle silmeden, o Yezidi dairenin dışına çıkamaz. KAYMAKAM'IN KARISI — Ay çok tuhaf. Ben bunu günümde anlatayım arkadaşlara. Peki kendi silse olmuyor mu? HAVVAS AĞA - Olmaz yenganım Kim çızdıysa daireyi, kendi elleriyle gene o siler. JANDARMA KOMUTANI'NIN KARISI— Peki ya çizen silmezse n'olacak?
Hayata Dair
Reklam
Ayaküstü Aşk
yanlış bir hayalin şehrinde kaldım sevdiği ben değilim anlatamam o aşk bu değildi tasarladığım … bütün saatler bir anda durdu
Sayfa 43 - türkiye iş bankası yayınları·Kitabı okudu
Aşk
Ben yazarlığı bir meslek olarak görmüyorum, yazmak benim için bir var olma yolu. Hiçbir kitabımı para kazanayım diye yazmadım. Kazandım elbette ama amacım bu değildi. Bence nitelikli edebiyatın peşinde olan bir yazar yazdıklarıyla geçinmeyi hedeflerse edebiyatını eritmek tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Okurunu alıcı gibi görmeye başlar çünkü, sonucunu kestiremeyeceği için edebi risk almaktan kaçınır, eşyanın tabiatıdır bu.
Sayfa 100 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Son mektup
Ey yar, bu mektubu aldığın demde Kara topraklara verdim kendimi... Herşey bana engel oldu alemde, Bir çoşkun nehirdim, yıktım bendimi. Benim gönlüm doğusundan deliydi; Başka dünyaların saşkın seliydi... Bunun böyle olacağı belliydi... Her şey biter sel yerine döndü mü... Dünya durmaz, bahar olur, kış olur, Belki senin gözün yaş olur, Ben garibim, benim gönlüm hoş olur, Sevdiklerim ayda yılda andı mı... Yıldız olur sana ışık tutarım, Bülbül olur pencerende öterim. Yer altında belki rahat yatarım Yer üstünde çektiklerim dindi mi... Şimdi yaşamayı tatlı bulursun, Koşarsın, gülersin, tez yorulursun, Bir gün olur yine bana gelirsin Deli gönlün yaşamağa kandı mı... SABAHATTİN ALİ
Şiir
yüreğini yitirmiş bu zamandan korkuyorum ben bunca elin boşunalığını düşünmekten bunca yüzün yabancılaşmasından korkuyorum
Sayfa 295·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam