Beyaz Leke (Abartıldığı Kadar İyi Mi?)
Puan vermedi
Özellikle Wattpad camiasına dahil olan neredeyse her okurun duyduğu bir kitaptan bahsedeceğim: Beyaz Leke... Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, bu yorum eleştiri amacıyla yazıldığından kaynaklı bol bol spoiler içerecektir. Gerekli uyarılar yapıldığına göre yiyeceğim muhtemel linçleri göze alarak konuşmama başlıyorum. Öncelikle Beyaz Leke distopya türüne dahil olarak satışa sunulmuş bir kitap. Ana kadın karakterimizin ismi Eftalya Atalar, ana erkek karakterimizin ismi ise Tugay Demir Çeviker. Eftalya Atalar bir avukatken, Tugay ise bir örgüt lideri. Her şeyden önce beni rahatsız eden ve kurgudan uzaklaştıran şey kitabın distopya olarak pazarlanmasına rağmen daha çok bir aşk romanı özellikleri taşıması. Elbette bir roman diğer unsurların yanında aşk içerebilir ancak bu kitabı okurken sürekli aşk fazla ön planda tutulmuş ve tamamen bir aşk romanı haline gelmiş gibi hissettim. Mesela eğer bir kurgu distopya ise ben öncelikle detaylı işlenmiş bir distopik evren bekliyorum, bu kurgu ise bu isteğimi karşılamadı. Yazılmış bir baskıcı devlet vardı fakat bu evren detaylandırılmamıştı. Sadece arka planda baskıcı bir hükümet olduğu söyleniyordu. Tek detaylandırılan yer ada hapishanesinin içi ve krallıktan kişilerdi. Onlar da Tugay ile Eftalya aşkında dram yapabilmek içindi. Yani bir distopik kitap değil, dramatik aşk kurgusu gibiydi. Başka bir hoşuma gitmeyen şeyse yazarımızın Tugay'ı mükemmel ve kusursuz bir erkek karakter olarak yazmaya çalışırken Eftalya hariç herkesi arka planda bırakmasıydı. Ben bir kitap okurken o kitapta kendimi ana kadın karakter gibi değil de orada onları izleyen görünmez bir kişi gibi hissederim. Bu sebeple de hiçbir zaman bir romanı okurken sırf erkek karakter kadın karaktere iyi davranıyor diye onu sevmem. Bir erkek karakteri sevmem için sadece müstakbel
Eleştiri
Beyaz LekeAslı Arslan · İndigo Kitap · 20246,1bin okunma
Yayınevi dilerim buraları ve yorumları görüyordur. Kitabı yarım bıraktım. Uzun süre elimde gezen bu kitabı yarım bırakma sebebim yazı puntosunun küçüklüğü oldu maalesef. Ya genç gözler okusun ya da puntoları az büyütün lütfen :)
KapıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20212,588 okunma
Reklam
Kurtuluş Projesi
10/10
·536 syf.··
2026 64. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 18:04
kitabı bitirdikten sonra odada boş boş duvara baktııım... gerçekten o kadar iyiydi ki etkisinden hala çıkamıyorum. Andy Weir , Marslı’dan sonra çıtayı öyle bir yere taşımış ki, bilim kurgu sevmeyenlerin bile bu kitaba bayılacağına eminim.kitabı sınav okumama ramen gayet rahat bir şekilde okudum ben normalde uzay filmlerinde ve kitapların da çok gerilirim ve korkarımm ama bu kitap o kadar güzel kii... Ne Anlatıyorr? (Spoiler İçermez) ana karakterimiz Ryland Grace, gözlerini hiç bilmediği bir uzay gemisinde açıyor. yanındaki diğer iki mürettebat ne yazık ki ölmüş ve daha da kötüsü, Grace ilk başta kendi adını bile hatırlamıyo. hafızası yavaş yavaş yerine geldikçe çok büyük bir gerçeği fark ediyor: Güneş, "Astrofaj" adı verilen bir canlı yüzünden enerjisini kaybediyor ve eğer bir çözüm bulunamazsa Dünya buz devrine girip yok olacak. yani bizim bu hafızasını kaybetmiş tatlı bilim insanımız, insanlığın son umudu olarak uzayın derinliklerinde tek başına bir kurtuluş yolu arıyor. Kitabı Benim İçin Unutulmaz Yapan Detaylaarr: Kurgunun Kusursuzluğu: kitap iki farklı zaman diliminde ilerliyor. bir yandan Grace’in geçmişte bu göreve nasıl seçildiğini flashback’lerle öğreniyoruz, diğer yandan uzaydaki anlık hayatta kalma mücadelesini izliyoruz. bu tempo o kadar dengeli ki, "bir bölüm daha" derken sabahı bulabiliyorsunuz[ben bulduum]. Bilimin En Eğlenceli Hali: kitapta ciddi anlamda fizik, kimya ve biyoloji teorileri var. Ama yazar bunu o kadar samimi ve esprili bir dille anlatıyor ki, ders çalışıyormuş gibi değil de çok havalı bir deneyin parçasıymış gibi hissediyorsunuz. Ryland Grace'in iç sesleri ve esprileri şahaneydi! Yalnızlık ve Dostluk: kitabın ortalarına doğru hikayeye öyle bir dinamik dahil oluyor ki (sürprizini kaçırmak istemiyoruuum), kalbimi sıcacık yaptı. Kitap
İnceleme
Kurtuluş ProjesiAndy Weir · İthaki Yayınları · 20251,714 okunma
Ruhunu Şehrin Dişlilerinden Saklayan Kırık Kalbin Duası
8/10
·245 syf.··
2026 213. kitabı
Tarık Tufan’ın Beni Onlara Verme isimli o yaralı ve içe işleyen romanı, büyük şehrin gürültüsü ortasında sesini kaybetmiş, kırılmış ve kendi kuyusuna düşmüş insanların o sessiz çığlığıdır. Kitap, sokakların o tekinsiz, dumanlı kokusunu üzerine çekmiş, bir kaçış ve sığınış hikâyesi gibi görünse de, satır aralarından sızan o derin pişmanlık, yalnızlık ve aidiyetsizlik hissiyle tam anlamıyla bir "ruh sürgünü" romanıdır. ​Hikâyenin kalbinde, geçmişin o ağır hayaletlerinden kaçan, aidiyetini yitirmiş ve dünyaya tutunacak tek bir dal bile bulamamış kırgın kahramanlar yer alır. Romanın adı olan o yakarış—Beni Onlara Verme—aslında sadece bir insandan diğerine edilen bir feryat değildir. İnsanın modern dünyaya, o ruhsuz kalabalıklara, vicdansız şehre ve hepsinden öte kendi içindeki o karanlık canavara karşı verdiği bir teslim olmama mücadelesidir. Tarık Tufan, o çok iyi bildiğimiz mahallelerin arka sokaklarını, loş ışıklı evlerini ve yalnız garları anlatırken, buraları sadece birer mekân olarak değil, karakterlerin içsel yangınlarının birer aynası olarak sunar. ​Romanın asıl manası ve o bol hüznü, suçluluk duygusuyla kavrulan o insan kalbinin çaresizliğinde gizlidir. Herkes bir şeylerden kaçar: kimi geçmişteki bir günahtan, kimi bir ihanetin sızısından, kimi de sevilmemiş olmanın o çocuksu kederinden. İnsanlar birbirine çarpar, birbirinin yarasına dokunur ama kimse kimseyi bütünüyle iyileştiremez. Karakterlerin arasındaki o yarım kalmış cümleler, söylenememiş sözler ve gecenin bir yarısı sigara dumanına karışan o koyu sessizlikler, romandaki hüznün en lirik ritmini oluşturur. ​Tarık Tufan’ın üslubu, edebiyatımızın o samimi, sokağı ve vicdanı kalbinden yakalayan duru dilidir. Ağdalı tasvirlere girmez; gücünü, hepimizin içinden geçen ama bir türlü yüksek sesle söyleyemediği o
Edebiyat
Beni Onlara VermeTarık Tufan · Profil Yayıncılık · 20176bin okunma
8/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:12
Edebiyatımızın "Koca Çınar" ı Rıfat Ilgaz 'ı okumak için en doğru başlangıç tabii ki Hababam Sınıfı idi. Hababam sınıfı 7'den 70'e herkesin sevdiği o zamansız eserlerden biri. Kaç kez izlesek de doyamadığımız, hem güldürüp hem hüzünlendiren, o muhteşem filmi... Ve tabii ki bu filmin çekilmesi için bu harika kitabında yazılması gerekliymiş. İyi ki yazmış Rıfat Ilgaz. Kendisi de uzun yıllar yatılı okulda kalmış olduğu için belki bu kadar içten yansıttı bizlere bu ortamı.. Filmini nasıl bir keyifle izliyorsam kitabını da o derece büyük bir keyifle okudum. Sayfalar nasıl su gibi aktı gitti anlamadım bile. Hababam sınıfı'nın o haylazlığını, samimiyetlerini, hayata alaycı bakış açılarını okurken 'Bunlar da ne sınıfta ama' desek de; birbirlerine olan sadakatlerini de okurken iyi ki de böyleler diyoruz. Bu sınıf kendi şahsına münhasır bir sınıf:) belki dışarıdan bir baltaya sap olamamış adamlar gibi görünebilirler ama özünde hepsi pırlanta gibi:) Evet binlerce kez izlediğim hababam sınıfı ile bu kitabı birebir aynı değil. Ama 500 sayfalık bir kitabı da komple filme yansıtamazlardı tabii ki. Filmde bazı olaylar zaten kitaptan alınmış. Buraları keyifle okurken bir yandan da gözümde canlandı o sahneler :) Zorlu kitapların arasında size neşe katacak bir kitap arayışındaysanız aklınızda mutlaka olsun :) Serinin diğer kitaplarını da alıp okumak istiyorum. Böyle kitaplar iyi geliyor çünkü:)
Edebiyat
Hababam SınıfıRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 20193,534 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 5. kitabı
Deneme kitaplarını severim. Fikir ve elbette edebiyat ararım. Aradığımı yer yer bulduğum bir kitaptı. Kuşlarla Sohbetin Şartları, tadı damağında kalmış biri olarak söylüyorum bunu. Ayrıca Ahmet Murat buraları okursa, ondan isteğim bir gün yatılılık üzerine sohbet etmek olur ki kitapta da en sevdiğim yerler buralardı. Yatılılık ve memleketi Karaman'ı birleştirerek bir metin yazarsa da eminim iyi bir metin çıkar ortaya.
Avarelik GörgüsüAhmet Murat · Ketebe Yayınları · 20221,053 okunma
Reklam
Reklam