Zamana Karşı

Compson ailesinin trajedisi.
9/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2023 18:34
Dünyanın en zor okunan kitapları listelerinde hep ilk beş kitap arasında gösterilen bu eseri bu kadar okunması zor kılan şey ne? Aynı şekilde kitap hakkında ki incelemeler ve yorumlar da hep kitapdan soğutacak şekilde baskın bir zorluğu çağrıştırıyor. Ben ise bu güzel kitabı, hem herkese tavsiye etmek, hem de kitaplığında bekletenleri okumaya teşvik etmek için böyle bir inceleme yazmaya karar verdim. Kitabı üç ay içerisinde bu ikinci okuyuşum, bu yüzden bir de ön inceleme yazmak istiyorum. Yukarıda bir soru sormuştum, kitabın bu kadar okunması güç yanı nereden geliyor? İşte buna bir cevap bulabilmek için önce bilinç akışı tekniği nedir ve bu teknikle yazılan kitaplar neden okuru çok zorluyor, bundan başlayalım. Aslında bilinç akışı dediğimiz şey, neredeyse her gün yaptığımız olağan bir durum iken bu birbirine zıt düşünceler yazıya dökülünce neden anlamlarını kaybediyorlar? Bunlar konu başlıklarımız olsun, bir bir bunları örnekle açıklamaya çalışayım. Bilinç akışı dediğimiz şey, herşeyi salt gerçeklikle görüp anlamlandırdığımız betimleyici nesneler bütünüdür, bu bir ağaç da olabilir, kuş da, insan da. Şöyle bir örnek vereyim, bilinç akışı, gece yastığa başımızı koyduktan sonra beynimize nüfuz eden zaman, mekan, olgu ve nesnelerden bağımsız günü kafamızda yorumlama şeklimizdir. Sabah arkadaşınızla yaptığınız konuşmalar gelir birden aklınıza, sonra görüp aklınızda yer ettiğiniz çiçeğin rengi, sonra birden geçmiş zamanlarda yaşadığınız acı tatlı olaylar gelir aklınıza ve siz tüm bunları unutmaya çalışıp uyumaya çalıştıkça bilinç altınız sizi sürekli etkilendiğiniz olaylar ve düşünceler bütününü slayt bir gösteri şeklinde hızla yenileriyle yer değiştirir. İşte bilinç akışı dediğimiz şey ise tam da bu, kontrollü ya da kontrolsüz bir şekilde gördüğünüz her şeyi
Ses ve Öfke
Ses ve ÖfkeWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 20263,108 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kalbimde ağır bir yük taşıyorum. Ben artık hiç gülemeyeceğim. Her nefes alışımda kalbim ağrıyor. Yıllar geçtikçe kalbimin derinliklerinde biriken keder tortuları, içimi ağırlaştırıyor, nefes alamıyorum. Üzerime çöken karanlık, ruhumu eziyor.
Sayfa 414·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Yaşam hep birlikte yapabileceklerin hayallerinin, yalnız kalmaların kayalarında parçalanışının sürecidir — bazı kişiler için böyledir bu, en azından; belki sen de onlardan birisin... Yaşam hep birliktelik umutları — vermeyecek— umduracak sana — sonra, onları alacak, yalnızlık kuyusunu atıp, boğacak.
Sayfa 68·Kitabı okuyor
Alıntı
9/10
·464 syf.·
2019 2. kitabı
“Ya birlikte kardeş gibi yaşamayı öğreneceğiz ya da aptallar gibi hep beraber yok olacağız.” Karakterimiz : KA Olmazsa olmaz olgumuz : KAR Mekan : KARS Kelimelerin sihrine inanırım. Acaba diyorum Orhan Pamuk buna başvurmuş olabilir mi? Mümkündür :) George Perec'in 'Kayboluş' isimli kitabında 'e' harfini kullanmadan bir roman yazmış olması Pamuk'un böyle bir girişimini masum kılar. Bu arada Kars şehrinin adı Bulgar Türkleri'nin Karsak oymağından geliyormuş. Kar nedir? (100 Puan) KAR. Suyun atmosferin içinde düşerken, gezinirken ya da yükselirken aldığı katı şekildir. Genellikle altıgen bir biçimi olan güzel kristal yıldızcıklar halindedir. Her kristal tanesinin kendine özgü altıgen yapısı vardır. Karın sırları eski çağlardan beri insanoğlunun ilgisini ve hayranlığını çekmiştir, ilk olarak İsveç'in Uppsala kentinde 1555 yılında papaz Olaus Magnus her kar tanesinin kendine özgü altıgen bir yapısı olduğunu söyler... -kitaptan alıntı- Çok eleştirilen bir kitap Kar malumunuz. Pamuk'un Nobel Edebiyat ödülü alması ülkemizi ikiye değil %90'a - %10 gibi fazlaca mutabık kalınan bir olumsuz algıda birleştirmiştir. Orhan Pamuk’un, İsviçre’de yayımlanan Das Magazin isimli dergiye verdiği röportajdaki “30 bin Kürt’ü ve 1 milyon Ermeni’yi öldürdük. Türkiye’de hiç kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor. Ben ediyorum” demesi onu bir anda sadece Türkiye gündemine değil dünya gündemine de taşımıştı. Kimilerine göre bu cesaretin ödülü olarak aldı Nobel'i, kimine göre ise kaleminin hakkıydı. O kısım hakkında pek yorum yapmak istemiyorum ancak bu demecin 'Ermeni Meselesi'nin ayyuka çıktığı ve çeşitli ülke parlamentolarında tartışıldığı bir dönemde gelmesi Türkiye'yi epey zora soktu. Katliamların hala tartışıldığı, olup olmadığı noktasında belirsizliğin sürdüğü belli iken Pamuk'un
KarOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202517,8bin okunma
Pardon hanımefendi yoksa siz türbanlı mısınız?
9/10
·415 syf.··
2019 75. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2019 20:23
Sene 2009. T.Ü Kimya bölümünden mezun olacak 65 kişiden biriyim. Dışarıda türbanlı, üniversitede başı açık bir insan olarak dört yılımı geçirdiğim fakültenin Organik Kimya dersinde sıradan bir gün. M.isimli hocamız hışımla içeriye girdi ve kürsüsüne çıktı. Onun için derse başlamadan bir tur geyik yapmak ders adına motivasyon aracıydı. O gün hiç dağdan taştan dolandırmadan lafa girdi. Facebook henüz o tarihlerde emekli amca ve teyzelerin hakimiyetinde değil. Hemen hemen herkesin hesabı var, hesabı olmayan birkaç kişiye ise ezik muamelesi baştan kesilmiş bir fatura. İşte o sitede paylaşımların hayat memat meselesi olduğu o zamanlarda hocayı takip etmeyen birkaç zavallıdan biri olarak konuya yabancıyım. Ama sağ olsun hocamız kafamda oluşabilecek herhangi bir soru işaretine mahal vermeden bir resimden tüm ayrıntılarıyla bahsediyor. Resimde sayısını tam hatırlamıyorum dört ya da beş karısıyla poz vermiş bir adam ve onun hikayesine yer verilmiş bir paylaşımın absürtlüğü konumuz. Resimdeki kadınların gözleri dışında her yeri kapalı yani peçeli çarşaf giymişler. Adam eşlerine gülümsemelerini söylüyor.. Bu resmin saçmalığından tutunda, sanki ayırt edebilecek kadınları, gülümsese ne olacak, görünecekte vs vs tüm aşağılayıcı üslubuyla lafı türban meselesine getirdi. Neden o lanet olası bonelerin takıldığını eski dönemlerde annesi de dahil yazma taktığını ancak öndeki saçların gözükmesinin ne sakıncası olduğunu; hayır bu genç yaşta böyle özgürlük kısıtlayıcı bir bez parçasını kafanızda dolandırmanın ne mantığı olduğunu sorup ağzından tükürükler saça saça cevap beklemeden sözlerine devam etti. Tabi emin hatta çok emin kimsenin ona anti tezle cevap veremeyeceğinden. Kendisi özgüvenin, modernliğin, bilimin, zekanın, laikliğin vücut bulmuş hali. Pardon ne haddimize yani. Fönlü
Siyaset
KarOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202517,8bin okunma