Öz'ünü aşmaq üçün
10/10
·372 syf.·
2026 10. kitabı
Kitab Ağalar Məmmədovun çoxsaylı məqalələrinin ümumi toplusundan ibarətdir və açığı, nə bu kitabdan, nə də Ağalar Məmmədovdan xəbərim var idi. Açığı, kitabın kontentindən çox daşıdığı mənəvi dəyəri nəzərə alaraq, 10/10 verməyim qaçınılmaz idi, çünki maraq dairəmə uyğun olaraq hədiyyə olunmuşdu, yəni ki, mənə uyğun və uğurlu hədiyyə idi deyə 10/10 düşür. Əsasən fəlsəfi mövzular əhatəsində qələmə alınıb, ən çox diqqətimi çəkənlər din/islam, ekzistensializm və siyasət mövzuları oldu. İllər əvvəl qələmə alınmış məqalələrin günümüz problemləri ilə səsləşdiyi məqamların çox olması məyus edici idi. Cəmiyyətimizin (müşahidələrimə əsasən) əvvəlki dövrlərə nisbətən daha tolerant olduğunu düşünürəm və bu bir qədər yeni generasiyanın yeni ailə modeli yaratması ilə bağlıdır. "Köhnə düşüncəli azərbaycan kişisi/qadını" yeni generasiyalarla əvəzlənir, zəncirlər qırılır, insanların fərqindəliyi artır. Kitab və filosof barəsində araşdırarkən qarşıma o qədər bir-birinə zidd örnəklər çıxdı ki. Filosofa qarşı münasibət də bir-biri ilə ziddiyyət təşkil edir, ya fikirləri bəyənilir və sevilir, ya da lənətlənir. Düşünürəm ki, bu sırf səsləndirdiyi fikirlərin özü ilə bağlıdır, çünki onlara qarşı neytral qalmaq mümkün deyil və hər insanın həyatının bir dönəmində düşündüyü və ya düşünməli olduğu fikirlərdir. Məsələn, ölüm məqaləsi – məni dərindən sarsan bir məqalə oldu. Ağalar Qut qeyd edir: "Ölüm individualdır, hər kəs özü təcrübə etməlidir." Bildiyin bir faktı kimsə yenidən xatırladanda gözünün önündəki bir şeyi görə bilirsən, gözün açılır. Ölüm üzərinə düşünməkdən qaçırıq, bəzən ölümü xatırladan dindən də qaçırıq, dinə yalnız çarəsizlik anlarında və ya yenə başqa birinin ölümü vasitəsilə üz tutub yada salırıq. Kim öləcəyini xatırladan bir vasitəni həyatının mərkəzinə qoymaq istəyər ki?
AşmaAğalar Məmmədov · Qanun Nəşriyyatı · 201228 okunma
Nefis bir kitaptı…
9/10
·352 syf.·
2026 9. kitabı
Nermin Yıldırım’ın okuduğum ilk kitabıydı. Sanırım son da olmayacak. Önerilerde bu kitap için Nermin Yıldırım’ı ilk defa okuyacaksanız ilk olarak bu kitaptan başlayan demişti biri. Kitapta çok fazla anlamını bilmediğim kelimeler vardı. Sürekli kelime anlamını arayarak okudum. Benim cahillik Ama kitabın anlatımı, dili, verdiği o alt mesajlar, cümlelerin seni düşündürmesi harikaydı. Ülkemizde olan olayların karakter isimleri değiştirilerek metinlerin arasına işlenmesi… Kitapta bahsedilen şehir isimlerinin gerçekte hangi şehre ait olduğunu bulmaya çalışmak eğlenceliydi. Arada kullanılan bazı betimleme ve anlatımlar özellikle Hülya ile olan konuşmaları beni güldürdü. Ne diyebilirim ki nefis bir kitap, harika bir anlatım dili… İlk incelemem olduğu için ne yazacağımı pek bilemesem de okuyacaklara bu kitabı tavsiye ederim. Hatta bu kitabı biraz zaman geçtikten sonra tekrar okuyacağım sanırım Dokunmadan Nermin Yıldırım
Duygu ve Düşünce
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·%43 (116/264 syf.)·
bu kitaba geri döneceğimi sanmıyorum. ülkenin fetö olaylarında ve bu ismailağa gündemlerini çok ince ayrıntılarla işlemişler. Ama bazen de cahillik mutluluktur diye düşünüyorum. Çünkü bunları bilsem de okusam da elimden bir şey gelmiyor farkındalık arttıkça umutsuzluk huzursuzluk da beraberinde getiriyor. Ek olarak bu kitabı her elime aldığımda bana öneren kişi aklıma geliyor sinir olduğum için o da etkiliyor.
MetastazBarış Terkoğlu · Kırmızı Kedi Yayınları · 20194,200 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 20:13
Mouffe'a göre, her ne kadar "merkez siyaset", "ideolojilerin sonu", "sağ-sol ayrımı kalmadı" gibi söylemler yaygınlaşmışsa da siyasetin özü çatışmadır. İnsanları yalnızca iyi yönetilmek isteyen bireyler gibi kurgulamak, farklı kimliklerin, aidiyetlerin görmezden gelinmesine yol açar, bu da sağ popülizm, aşırı milliyetçi hareketler gibi çeşitli uç siyasal projelerin ortaya çıkmasına sebep olur. Bu duruma yol açan, "Üçüncü Yol" gibi merkezci konsensüs siyasetçilerinin antagonizmaları siyasal alandan dışlamalarıdır Mouffe'a göre. Böylesi bir dışlama, siyasi tercihleri de bireysel özelliklere indirger, oy verme davranışını cahillik veya irrasyonellikle açıklamaya çalışmak gibi. Halbuki gerçekte olan siyasal karşıtlık ve çeşitliliktir. Şu halde ortadan kaldırılması gereken düşmanlar çıkmaz açığa, ama bu mücadele edilmeyecek anlamına da gelmez. Düşman değil, meşru bir hasım haline gelen insanlar olması gerektiğini düşündükleri şeyler için mücadele ederler. Mouffe ortak demokratik kurallar çerçevesinde mücadele edilen bu modele agonistik demokrasi diyor, gerçekleştirilebilirliği ise hayli şüpheli. Elbette çatışmanın bitmeyeceği, günümüz siyasal partilerinin temsil krizine ve popülizmin yükselişine yönelik teşhisleri bu çalışmayı değerli kılıyor. Ancak önerisi bulanık, hatta uygulanabilirliği mümkün mü emin değilim. Temsili sağlayacak ve demokrasiyi işler kılacak olanın sınıf, cinsiyet, ırk vb. gibi çeşitli tahakküm biçimlerine karşı çıkan grupların geniş bir sol hegemonya oluşturması olduğunu iddia ediyor. Burası da epey zor, günümüz birleşememelerini ele alırsak. Kaldı ki sağ grupların birleşmesi sol grupların birleşmesine göre her zaman daha kolay. Yine de sağ popülizmle mücadelenin yolunu bir karşı mücadeleyle solun birleşmesi olarak görmesi umut vaat ediyor.
Demokratik ParadoksChantal Mouffe · Epos Yayınları · 201515 okunma
Kan ma sakın
9/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:26
Neye kanmayalım? Van helsing ve arkadaşlarının iyi olduğuna kanmamalısın okurken. Onların kötülük dediği şey tamamen farklı ve bambaşka bir yaşam formunun doğası gereğiydi. Drakula hayatta kalmak için insan kanı ile beslenmek zorundaydı. İnsanlardan saklanıyordu evet çünkü kendisini açık ettiği zaman insanların onu yok edeceğini biliyordu empati yapan her insan drakula gibi davranıp hareket edeceğini gayet iyi bilir. Doğası gereği bir aslanı kötü saymıyorsan drakulayı da kötü bir karakter olarak sayamayız. Aksine insanlar bu hayatta kalma mücadelesi veren varlığı diğer bütün varlıklar gibi yok etme eğilimindedir. Çünkü homo sapiens istilacı bir türdür. Günümüzde olduğu gibi dünyadaki bütün yaşam formlarını hızla yok etmekteyiz. Kitabın hemen başlarında Drakula Alman bir şairin şiirinden alıntı yapar "Denn die totden reiten schnell" bu ölüler hızlı sürer anlamına geliyor, ölümün kaçınılmazlığını ve yaşamın zamana kaçınılmaz olarak yenik düştüğünü simgeliyor. Kitabın sonunda da drakulanın hızlı bir şekilde uzun soluklu kaçması ve sonunda ölmesi kitabın başı ve sonu hakkında harika bir köprü kuruyor bu söz ile birlikte. Kitabın başından beri ve genelinde vurgulanan batıl inançlara ön yargı geliyor. Günümüzde bulunan merdiven altından geçme falan gibi şeyler yani. Burada yazar Bram Stoker insanların ön yargısını sunuyor ve kitabın bir kısmında da anlatmak istediği batıl inanç olmasa bile insanlar kafalarındaki eski inandıkları bilgiyi daha sağlam ve güvenilir bir bilgi olmasına rağmen ona her zaman şüpheyle yaklaşmasıdır. Zamanında Albert Einstein Isaac Newton'un dünyada kabul görmüş zaman mutlaktır ilkesini yıkıp zaman görecelidir dediği zaman dönemin aydın bilim insanları bile buna şüpheyle yaklaşmış. Aynı bizlerin de günümüzdeki batıl inançlara ya da batıl inancı olanların modern
Edebiyat
DrakulaBram Stoker · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236,3bin okunma
Gerçeğin Susturulduğu Bir Dünya!
9/10
·352 syf.··
2026 57. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:07
George Orwell’in 1984 adlı eseri, beni en çok düşündüren kitaplardan biri oldu. Kitap ilk başta sadece baskıcı bir yönetim ve karanlık bir gelecek anlatıyor gibi görünse de ilerledikçe aslında insanın özgürlüğünü, düşüncelerini ve kendi benliğini kaybetmesini anlatan çok daha derin bir eser olduğunu fark ettim. Kitapta anlatılan toplumda insanlar sürekli izleniyor, ne yapacakları hatta ne düşünecekleri bile kontrol edilmeye çalışılıyor. Beni en çok etkileyen noktalardan biri, insanların sadece davranışlarının değil, düşüncelerinin bile yönetilmek istenmesiydi. Çünkü bir insanın kendi düşüncelerine bile sahip çıkamaması, özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Winston karakteri bana göre kitabın en dikkat çekici taraflarından biriydi. Onun içinde bulunduğu düzene karşı hissettiği sorgulama ve gerçeği arama isteği, insanın baskı altında bile kendi doğrularını bulmaya çalışabileceğini gösteriyor. Winston’un yaşadığı korku, yalnızlık ve iç çatışmalar kitabı daha gerçekçi ve etkileyici hâle getirdi. Kitapta beni en çok düşündüren konulardan biri de Parti’nin kullandığı “Savaş barıştır, özgürlük köleliktir, cahillik güçtür.” sözleriydi. İlk bakışta anlamsız ve çelişkili görünen bu sözler aslında Parti’nin insanları nasıl kontrol ettiğini gösteriyor. Parti sadece insanların davranışlarını değil, düşünme biçimlerini ve gerçek algılarını da değiştirmeye çalışıyor. Özellikle geçmişin değiştirilmesi ve insanların buna inandırılması, gerçeğin nasıl kontrol edilebileceğini gösteriyor. Bu bölüm bana, insanların sorgulamayı bıraktığında doğru ile yanlış arasındaki ayrımı kaybetmesinin ne kadar tehlikeli olabileceğini düşündürdü. Kitapta geçmişin sürekli değiştirilmesi de oldukça dikkat çekiciydi. Çünkü geçmişi kontrol edenlerin aslında insanların bugününü ve geleceğini de
Felsefe
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,2bin okunma