Cantay

Cantay
@cantay
istanbul
4 okur puanı
Haziran 2016 tarihinde katıldı

Cantay

, bir kitap okudu
Puan vermedi·256 syf.·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2016 00:00
·
2016 32. kitabı
Bertrand Russell
8.3/10 · 1.490 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Stefan Zweig'in anlatımıyla Michel de Montaigne biyografisi
Montaigne’in yapıtının bütünü içinde yalnızca tek bir formüle ve tek bir katı sava rastladım: “Dünyanın en önemli şeyi, insanın kendi kendisi olmayı bilmesidir.” İnsanı soylu kılan, makam, kanın ayrıcalığı, yeteneği değil, kişiliğini korumayı ve kendine özgü biçimde yaşamayı başarma ölçüsüdür. Bu nedenle Montaigne’e göre sanatların en yüce olanı, kendini ayakta tutabilme sanatıdır: “Özgür sanatlar arasında işe, bizi özgür kılan sanatla başlayalım,” bu sanatı kimse, Montaigne’den daha iyi uygulamamıştır. İlk bakışta bu, önemsiz bir istem gibi gözükmektedir; çünkü insanın “kendi olarak kalması”, yaşamı “kendi doğal yapısı doğrultusunda” sürdürme eğiliminden daha doğal bir şey yok gibidir. Gerçekte, daha yakından bakıldığındaysa sormak gerekir: Bundan daha güç bir şey var mıdır? Özgür olabilmesi için insanın borçlu ve birtakım bağlantılar içinde olmaması gerekir; oysa hepimizin devletle, toplumla, aileyle aramızda bağlar bulunmaktadır: Düşünceler, konuştuğumuz dilin egemenliği altındadır; mutlak anlamda özgür insan düşüncesi, bir hayalden başka bir şey değildir. Boşlukta yaşamak olanaksızdır. Hepimiz bilincine vararak ya da varmaksızın, aldığımız eğitim sonucu ahlakın, dinin, dünya görüşlerinin kölelerine dönüşürüz; soluduğumuz, zamanın havasıdır. Kendini bütün bunlardan koparabilmek olanaksızdır. Bunu, kendi yaşamında devlete, aileye, topluma karşı görevlerini yerine getirmiş, dine en azından görünüşte sadık kalmış, davranış kurallarının dışına çıkmamış olan Montaigne de bilir. Onun kendisi açısından aradığı tek şey, sınırı bulabilmektir. Montaigne’e göre kendimizi ödünç verebiliriz; yapmamamız gerekense, kendimizi adamamızdır. “Ruhumuzun özgürlüğünü kendimiz için ayırmamız ve aksini yapmayı açıkça doğru gördüğümüz ender durumların dışında, ödünç vermememiz gerekir.”
Siyaset
Büyülü Ceket
Giyim kuşam zarifliğine değer vermekle beraber, hemcinslerimin üzerindeki elbiselerin dikimindeki kusursuzluk derecesine hiç aldırış etmem çok kere. Ama bir akşam, Milano’da özel bir toplantıda tanıştığım kırk yaşlarında görünen bir adam, sırtındaki elbisenin pürüzsüzlüğü ve kesilişindeki mutlak güzellikle gerçekten göz alıyordu. Bilmiyorum kimdi bu adam, ilk kez karşılaşıyordum kendisiyle, tanışma sırasında, her zaman olduğu üzere, adını belleyebilmem mümkün olamamıştı. Fakat, o gece toplantısında bir ara yan yana geldiğimizden gevezeliğe başlamıştık. Terbiyeli ve pek kibar bir adama benziyordu, yüzünde belli belirsiz bir hüzün vardı. Belki de aşırı bir teklifsizlikle -Tanrı korusaydı keşke beni bu teklifsizlikten!- giyinişindeki zarifliği övdüm; terzisinin kim olduğunu sormak cesaretini bile gösterdim. Adam, böyle bir soruyu bekliyormuş gibi, bir tuhaf gülümsedi. – Hemen hemen kimse bilmez onu, dedi, oysaki büyük bir ustadır. Şu var ki canı isteyince iş çıkarır. Birkaç müşteri için çalışır sadece. – Şu halde, ben?… – Yoo! Şansınızı deneyebilirsiniz, her zaman deneyebilirsiniz. Adı Corticella’dır. Alfonso Corticella, Ferrara sokağı 17 numaradadır. – Çok para ister sanırım. – Öyle gibime gelir ama, doğrusu ya, ne desem boş. Üzerimdeki elbiseyi dikeli üç yıl oluyor, hesabını yollamadı daha bana. – Corticella’mı? Ferrara sokağı 17 numara mı dediniz? – Tastamam, cevabını verdi meçhul adam. Ve beni oracıkta bırakıp başkalarının arasına karıştı. Ferrara sokağı 17 numarada, başka evlerden farksız bir ev buldum, Alfonso Corticella’nın barındığı yer de öbür terzi evlerine benziyordu. Kapıyı kendi gelip açtı. Ufacık tefecik yaşlı bir adamdı, kara saçları herhalde boyamaydı. Hayret, hiç mırın kırın etmedi. Aksine, müşterisi olmamı ister bir hali vardı. Adresini nasıl
Kültür-Sanat

Cantay

, bir kitap okudu
Puan vermedi·368 syf.·
63 günde okudu
·
2016 31. kitabı
Stephen Law
8/10 · 20 okunma
Güvercin Gerdanlığı
-Peki eğer Tanrı yoksa geriye ne kalıyor?” -Sen. Eskisinden daha da büyük olarak sen kalıyorsun geriye. Çünkü artık ipleri Tanrının elinde olan bir piyon değilsin. Güneşin her doğuşunda kutsallık bulunur. Kutsallık yağmurdadır, kutsallık dağların zirvesindedir, çöllerin derinliklerindedir. Kutsallık yaşlı ağaçlardadır, mağrur çehrelerdedir, her tatlı su kaynağındadır. Kutsallık başkalarına armağan ettiğimiz gülüştedir, döktüğümüz yaşlardadır. Çocuklarımızın gülümseyişindedir. Dünya, insanı hayretten hayrete düşüren mucizelerle dolu. Mesela yıldızlarla kaplı gökyüzü, bunların en güzel örneği. Ve sen hala bir Tanrıya ihtiyaç duyuyorsun öyle mi? Yaşamın amacı Yaşamın ta kendisidir.