Babaannem derdi ki: İnsan kısadır oğlum
ve bilmezden gelir kısalığını, bilseydi
yarışamazdı yollarla, göğe evler yükseltmezdi,
Nazlı babaannem sözü de uzatmazdı ısrarı da
az söyler, usul söyler, pir söylerdi bir de
adamın kötüsünü piyade, sözünün fazlasını şiir
yaparlar derdi, piyade olduğumu da gördü şiir yazdığımı da,
küçücük bir büyükanneydi, onu yitirince anladım
kısacıkmış her şey, insan kısaymış ağaçtan, ikindiden,
elmadan, güneşten, kardan, yağmurdan.
Kuş dedi:
“Ne güzel koku, ne güzel güneş!”
Ah!
Bahar gelmiş
ve ben bir eş bulmaya gideceğim kendime
Kuş, uçtu balkonun kenarından
bir haber gibi uçtu ve gitti
Kuş, küçüktü
kuş, düşünmüyordu
kuş, gazete okumuyordu
kuşun borcu yoktu
kuş, insanları tanımıyordu…
Kuş, havada
ve kulelerin tepesindeki uyarı ışıklarının da üstünden
herşeyden habersiz bir irtifada
akıcı lahzaları
tecrübe ediyordu delicesine
Kuş
ah!
Sadece bir kuştu…
Çünkü onlar kadınlarını döverler
Seslerinin tonu yumuşak değildir
Dışarda ezildikçe içerde zulüm kesilirler.
Gazete okumaz ve haksızlığa
Ancak kendileri uğrarlarsa karşı çıkarlar.
Şimdi nasıl kaşlarınızı çattığınızı ve aşkın ne olduğuna, kimi sevip sevmemek gerektiğine vs. vs. dair uzun bir ders vermek için ayağa kalktığınızı görebiliyorum. Ancak, aşık olmadığım zamanlarda ben de aşkın ne olduğunu oldukça iyi biliyordum.