Ölmek nasıl bir ansa yaşamak da bir an. Gözlerini kapar ve bütün gereksiz korkuların çözülüp gitmesine izin verirsin. Sonra korkudan muaf olan bu yeni varoluş halinde kendine sorarsın : Ben kimim?
1581 yılında doğan 15 yılda bir ancak yaş atlayabilen ve hastalığına anageria denen Tom, artık sevdiklerini kaybetmekten bıkmıştır. 1600 lü yıllarda sevdiği Rose hep rüyalarındadır. Birde ondan Mariot isimli kızı vardır ve oda babası gibi anageria hastasıdır. Kızının izini kaybetmiş ve hayatının büyük çoğunluğunu onu aramak ile geçirmektedir. Bu arada kendisi gibi yaşlanmayanların oluşturduğu Albatros Cemiyeti Başkanı Henrick onu bulur ve Cemiyete dahil eder. Bu kitabı okurken kendimi Tom'un yerine koydum sık sık. Herkes daha uzun ömürlü olabilmek için uğraş verip duruyor. Sevdiklerini kaybedince hayat sana anlamsız gelmeye başlıyor. Yeni birini sevmek yeni bir uğraşı bulmak yeni ortamlara girmek hepsi en baştan yeniden başlıyor. Ve bunu dört yüzyıl boyunca durmadan tekrarlıyor olmak... Okurken sıkılmadan okuyacağınız bir kitap. Hatta bir günümüzü bir geçmişi anlattığı için tarihte yolculuk yapıyorsunuz. Cadı avcılığı dönemini, Kaptan Cook, Shakespeare ve Scott Fitzgerald gibi kişilerin döneminde nasıl olduklarını görüyorsunuz.
Aslında, iyi kalpliliklerini, soğukkanlılıklarını ve neşelerini kaybetmeyen insanlar her zaman daha genç gösterirler.Yaşlılıkta güzel olabilmenin tek şartı bu özellikleri kaybetmemektir.