Avrupalı bizzat makineleşiyor; zamanı dakikayla, parayı kuruşla ölçüyor. Bu gidişle 20 yıla kalmaz, Avrupalı, insani sınırların ötesinde benliğini yitirip kendine büsbütün yabancılaşır. Biz ise ferahfeza yaşıyoruz hâlâ. 'Haftaya' diyoruz, "Sabah ola hayrola' diyoruz. Bonkörüz. Hesabı ödemek için birbirimizle yarışıyoruz…”
"Doğrudan olan her şey, 'kaba' diye yaftalanır. Çünkü insanlar, hakikatin o keskin ve yaralayıcı gücünden nefret ederler. İma ise bir süngerdir; darbeleri yumuşatır, hakikati bulanıklaştırır ve zayıf olanı korur. "
"Çoğu insan, düşünmektense ölmeyi tercih eder; zaten çoğu da öyle yapar. Çünkü düşünmek, sahip olunan tüm önyargıları ve 'cehalet konforunu' sarsar. Düşünmek, rahatsız edicidir; çünkü netlik, konforlu bir belirsizlikten çok daha ağırdır."
En tehlikeli cehalet, mektep görmüş, diploma almış cehalettir. Kendini her şeyi biliyor zanneden bir yarı-aydın kadrosu kadar bir toplumu içten içe çürüten başka bir mikrop yoktur. Onların kibri, hakikate giden yoldaki en büyük barikattır.