Kitaplar da insanlar gibi. Vaktinde çıkarlar karşımıza. Ya da yıllarca başucumuzda, bilincimizin hazır olacağı zamana değin saklarlar kendini. Doğru zamanda karşımıza çıkan doğru insanlar gibi. Tıpkı onlar gibi vakti var bazı kitapların. İnsan kitabını bulur, kitap insanını...Kelime, kavram, idrak kapasitemize göre yazar ve kitap seçeriz sadece. Yani aslında kitap, okurunu seçer. Bazen sadece vakti vardır, vesilesi vardır. "O kitap"la rastlaşmalar ne kadar güzelse kitap öneri listeleri o kadar eksik kalıyor bu yüzden.
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Alıntı
Bazı insanlar öyle zapturapt altına aldırmazlar kendilerini,sahip çıkarlar doğrularına.Hayat en çok bunları üzer ama en tatlı hediyelerini de bunlara sunar.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Siyasette insanlar değil düşünceler, duygular değil çıkarlar söz konusudur; siyasette bir insan öldürülmez, bir engel ortadan kaldırılır, hepsi bu.
Sayfa 123 - Türkiye İş Bankası Kültür yayınları·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Yaşam sürekli bir değişimdir, ona boyun eğeriz. Rastlantının ani darbesinin ne yandan geleceğini asla bilemeyiz. Felaketler ve mutluluklar, davetsiz şahıslar gibi girerler ve çıkarlar. İnsanın dışında yer alan bir yasaları, yörüngeleri, çekim alanları vardır. Erdem illa mutluluk getirmez, suç illa sefalet getirmez; vicdanın bir mantığı, kaderin bir başka mantığı vardır, aralarında hiçbir örtüşme yoktur. Hiçbir şey öngörülemez. Karmakarışık, darbe üstüne darbe alarak yaşarız. Vicdan, düz bir hatta ilerler;hayat ise burgaçtır.Bu burgaç insanın başına hiç beklenmedik bir anda simsiyah bir kargaşa veya mavi bir gökyüzü getirebilir. Kaderin geçiş aşamaları yoktur. Bazen çark öyle hızlı döner ki insan bahtının nereden nereye döndüğünü, dünü ve bugünü arasındaki bağı güçlükle seçer.
Sayfa 423 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. //·Kitabı okudu
Edebiyat
Yirmi Sekizinci Tablet
Ey, alçaklığımı bilen, korkaklığımı tanıyan, düşüncesizliğimin korkunç sonuçlarını gören, sabırlı okurum. Ben, tanrılara karşı geldim. Benim için tasarladıkları yazgıyı değiştirmek istedim. Onların yeryüzündeki temsilcisi bir kralın ölümüne neden oldum. Onlar da bana cezaların en korkuncunu verdiler. Beni vicdan azabımın ateşinde yanmaya mahkûm ettiler. Hatti Ülkesinin bin tanrısını, Gökyüzünün Fırtına Tanrısı Teşup ile karısı Güneş Tanrıçası Hepat'ı, oğulları Şarruma ve Ana Tanrıçamız Kupaba... Evet onlar, senin, benim, yeryüzünün, gökyüzünün, Fırat'ın sahibidirler ama onlar iyi değiller. Onlar insanlarla oynamaktan zevk alan, acıma duygusunu yitirmiş, korkunç yaratıklar. Evet kötülük bizdeydi, ama o karanlık duyguyu içimize tanrılar koydu. Bütün bu felaketleri başımıza onlar açtı, krallar onların buyruğuyla savaş ilan etti, insanlar onların buyruğuyla öldürdü, eziyet etti, yağmaladı. Ben bir korkağım, bunu biliyorum, ölümümden sonra tanrıların beni affetmeyeceklerini de biliyorum. Ben onlara karşı geldim ve yenildim. Artık onlardan af dilemeyeceğim. Yazacaklarımı bu tablete aktardıktan sonra gidip kendimi Aşmunikal'ın attığı pencereden kayalıklara da atmayacağım. Benim gibi rezil bir adam için bu, çok kahramanca bir davranış olur. Ben kahraman değilim. Ben ne büyükbabam Mitannuwa gibi sevdiği kadın için her şey göze alabilen bir âşık, ne de babam Araras gibi ülkesini koruyabilmek için ölüme gitmekten çekinmeyen soylu bir devlet adamıyım; ben halkına en büyük kötülüğü yapan bir alçak, Hitit Ülkesi'nin gelmiş geçmiş en sinsi 471 hainiyim. Tanrıların bana layık gördüğü cezayı çekeceğim, dünyanın bu en ağır yükünü, vicdan azabımı sırtımda taşıyarak son ana kadar yaşayacağım. Ama bu tabletleri insanlar okusun istiyorum. Tanrılara karşı gelsinler, diye değil. Kimsenin
Sayfa 427 - YAPI KREDİ YAYINLARI·Kitabı okudu
Roman
. Ve bu adil değildi. İsteksizliğimin ve içimdeki o burukluğun temelinde yatan şey buydu. Bazı insanlar kendi hikâyelerinden yara almadan, hatta daha da güçlenerek çıkarlar. Bazılarıysa çıkamaz. ...