Benim denizlerim senin saçlarındır, ya da gözlerin
Bastığın yerde çimenler büyük yeşil yeşil
Yorgunum, umutsuzum, kapkarayım sen yoksan
Benim gökyüzüm senden başkası değil
Aşka verdim kendimi kıyasıya
Bütün evler, odalar şimdi bizi bekliyor
En güzeli sevişmek seninle doyasıya
Sevişmek ve sevmek dağlarca, denizlerce
Kâh yaşamaya benzer, kâh biraz ölmek gibi
Paylaşmak aşkı seninle sımsıcak bir ekmek gibi
Bakma artık ne olursun bana bakma
Uzan çimenler üstüne gözlerini yum
Bir şey var bakışlarında anlatılmaz
Gözlerim kamaşıyor bakamıyorum
Yosun gibi, çimen gibi, yaprak gibi
Yeşil karanlıklar içinde gözlerin
Sen ne kadar yakınımda olursan ol
Yine dünyanın bir ucunda gözlerin
Kızgın çöllerde yapayalnız bir insan
Nasıl duyarsa hasretini susuzluğun
Bir hayal kuyuya nasıl bakarsa uzun uzun
Öylesine düşünüyorum gözlerini
Al bu güneşi, bu aydınlıkları götür
Yeşil karanlığında yalnız bırak beni
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“İslam bizi geri bıraktı, Batı karşısında yenilgilerimizin sebebi İslam’dır!” hükmü, giderek bir inanç, bir yaşama biçimi hâlini aldı. Bunu da modernlik kisvesi altında hınç ve taassupla dolu telkinler hâlinde yaydılar; bu tür ideolojilere ve akımlara neredeyse meşruiyet kazandırıldı… Bu yanılgıların ortasında doğdum ve yetiştim. Gerçeğin ise tam tersi olduğunu pek çok bedel ödeyerek idrak ettim.
Hayatımın ilk yarısı bir korku filmi gibi geçti… Varoluşuna sahih bir neden bulamayan insan; bilsin yahut bilmesin korku, endişe ve vehim içindedir. Ben bu marazî hâli, bir imtihandan geçiyor gibi ve en ağır derecelerde yaşadım…
Allah hepimizi ve özellikle yeni nesilleri böylesi azaplardan esirgesin…
Şimdi şu eski koltuklarda oturuyorum ve gücümün yettiğince tefekkür ediyorum... Herkes geleceğe doğru hayal kurar; bense geçmişe doğru… Bir bahçeye yolculuk yapıyorum… Manolyalar, frenk üzümleri, yıldız çiçekleri, çimenler; tam bir cennet bahçesi… Bir zamanlar, yani çocukluğumda öyle bir
bahçenin ortasındaydım; ama o nimetin o günlerde şükrünü eda edebilme hassasiyetine sahip değildim. Şimdiki hâlimle; aklım ve gönlümle o güzel bahçeye dönüyorum… Çimenlerin üzerine seccademi serip şükür namazı kılıyorum. Bu benim geçmişe doğru yolculuğum, geçmişe dönük hayalim.
Ne demek biliyor musun bir insanı sevmek
Birden dünyada kötü insan kalmıyor
Puhu kuşları saka kuşlarının şarkısını söylüyor geceye
Bütün erkekler kadınların önünde inceliğe dönüşüyor
Tanrı, çocukların sevgisiyle iyileştiriyor dünyamızı
Sular yıldızlar çimenler bahçeler güneş salkımları
Hepsi günde bin kez sonsuzluğundan doğuruyor bizi
Uzaktan gelen insanları sevmiyorum, derdi annem. Bizim kim olduğumuza dair fikirleri yok, ama bize bunu yapmalısınız , şunu yapmalısınız deyip duruyorlar. Şehre gidip onlara oranın kokuştuğunu söyleyip sonra da hani çimenler nerede, gökyüzü ne zamandır sarı diye mi sorsam?