crescent

Söyleme Bilmesinler...
10/10
·200 syf.··
2024 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 22:25
Can Yücel "Bazen ; hayat yorar insanı..." diyor. O kadar haklı ki. Beklemek, özlemek ve affetmek o kadar yoruyor ki. İnsan yoruldukça bazı şeyleri suskunlukla geçirmek istiyor. Herşeyi boş vermek ihtiyacı duyuyor. Ateş hep düştüğü yeri yakıyor. İnsanlar yaralı... En çok da ailelerinden yaralılar. Bir ömür boyu silinmeyecek yaraları var. Bir kenarda deşilmeyi bekleyen kabuk bağlamış yaralar bunlar. Kurcalamadığın zaman kanamazlar. Fakat bir gün bir bakarsın deşilmez dediğin o yaralar deşilmiş. Hiç olmayacak zamanda, hiç olmayacak şekilde. Ve bu yaraların temelinde hep aynı şey var. Sevgisizlik... Bir kelime bu kadar ağır, bu kadar anlam yüklü ve bir o kadarda acı olabilirmi? Herkes kalabalıklar içinde, aile içinde yalnız bir başına... Herkes kendisi ile baş başa ve kendine göre haklı şu hayatta. İnsanların birbirlerine karşı olan sırları biter mi? Son bulurmu bu yalanlar? Çok sevdiğim bir söz vardır; "Tanıdığımı sandığım insanlarla, tanışmaya devam ediyorum." Şermin Yaşar diyor ya "Evlenip aynı çatı altında yaşıyorlar diye karı koca olurlar mı insanlar? Aynı ana babadan oldular diye birbirlerine sahiden kardeş olurlar mı çocuklar? Yıllar kalbini dağlasa da içlerindeki o kor söner mi âşıkların? Her şeyi aşikar olanların sakladıkları sırlar daha mı çoktur?" İnsan çoğu zaman sevilmekten daha çok anlaşılmaya ihtiyaç duyuyor. Susarak anlaşılmaya... Kim bilir belki de sırlarımızın ortaya çıkış noktasıda burasıdır. İnsanlar anlaşılmak istiyor fakat hiçbiri anlamak için çaba göstermiyor. Şermin Yaşar Söyleme Bilmesinler kitabında da aslında tam olarak bu konuya değiniyor. Söyleme bilmesinler.. Ethem diyor ya "yaşamak ayrı dert, yaşadığını anlatamamak ayrı dert. Anlatsan, seni anlayacakları bile şüpheli." Taşımaktan yorulduğunuz sırlarınız oluyor fakat anlamazlar diye kimseye anlatamıyorsunuz.
İnsan ve Duygular
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·96 syf.··
2023 27. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2023 17:58
Lev Tolstoy 'un "İnsan Neyle Yaşar?" adlı eseri bir çok ders niteliği taşıyan öykü lerden oluşan bir kitaptır. Tolstoy bu eserinde bizlere bir sürü mesaj vermiş ve iyi insan olmayı öğütlemiştir. Tolstoy'un Türkiye'de en çok okunan kitabının bu kitap olmasının belkide nedenlerinden biriside bizim kültürümüzde ki duygularla bağlantılı olmasıdır. Peki İnsan Neyle Yaşar? İnsan sevgiyle, merhametle Yaşar. Elindekinin kıymetini bilerek Yaşar. Tabi bu kitabı bitirince sadece insanın Neyle yaşayacağını değil insanın Neyle yaşayamayacağınıda gördüm. İnsan bencilliği ile, kalbindeki merhametsizlik duygusu ile, kendisini yiyip bitiren kin duygusu ile ve her zaman daha fazla arzusu ile yaşayamaz. Bu duyguları kendisinde barındıran İnsanlar sadece var olurlar. Hayatın, yaşamanın değerini ve kıymetini bulamazlar. "İnsanlar sadece kendi hayatları için kaygılandıkları, kendilerini kolladıkları için Yaşar sanırdım, oysa onları yaşatan tek şey sevgiymiş."
İnsan neyle yaşar?
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234,4bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2024 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2024 22:24
Sabahattin Ali en beğendiğim yazarlar arasında. Kişilik olarak da, yazar olarak da çok muhteşem bir şahsiyet. Birtakım zorlu süreçlerden geçmesi, sevdiği kadından ayrı kalmasına neden olmuş. Hatta çocuğu Filiz'in büyüdüğü dönemlerde de ondan ayrı kalmak zorunda kalmış. Kızı Filiz Alinin verilerine dayanarak hazırlanmış olan "Canım Aliye, Ruhum Filiz" adlı eserde, eşine ve çocuğuna yazdığı mektupların günümüz Türkçesine çevrilmiş halini okuyoruz. Canım Aliye, Ruhum Filiz Sabahattin Ali
Mektup
Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202031,6bin okunma
10/10
·160 syf.··
2023 1. kitabı
Hor görülen, değirsizleştirilen, sevgisiz bir ailenin içinde görünmez olan bir adam, görünmez Raif Efendi... Masum bir sevgi nasıl yaşanır, duyguların ağır yüküyle nasıl hayata tertemiz tutunulur bize bunları öğretecek kadar yaşanmışlığa sahip, içinde ne denli derin yaralar barındırmış, yaraları kabuk bağlamamış Raif Efendi. Sadece kendi içinde konuşmayı yeğler, her şeyi kara defterine yazardı.. Raif Efendinin hayatının dönüm noktası olan hikayesi Berlin de Maria Puderin portresini görmesi ile başlar.. İlk önce portresi ile tanır Maria Puderi Raif Efendi. Her gün hayran kaldığı Kürk Mantolu Modannasını izlemeye gider ve saatlerce portrenin karşısında hayranlıkla izler Kürk Mantolu Modannayı. Portredeki kadın olan Maria Puder yanına gelip oturmasına rağmen Raif Efendi hergün saatlerce portresini izlediği bu kadını tanımaz. Öylesine büyülenmiştir... Ardından başka bir yerde tesadüfen karşılaşan bu ikili hayattan soğumuş olmalarına rağmen yaşamları birleştiği anda birden değişiverirler. Yaşadıkları herşey Berlin sokaklarına bir anı olarak kazınır. Birbirleri sayesinde hayata tekrar ısınır, hayatın bir manası olduğuna tekrardan inanırlar. Memleketi Ankara'ya dönmek zorunda kalan Raif Efendi, hayatının aşkını bir trenle bilinmezliğe doğru yolcu eder. " "Şimdi ben gidiyorum. Fakat ne zaman çağırırsan gelirim..." Evvela ne demek istediğini anlamadım. O da bir an durdu ve ilave etti: "Nereye çağırırsan gelirim!" " "İçimde yarım kalmış bir konuşmanın üzüntüsü vardı ." Mektuplaşmalar gecikmez, dört gözle birbirlerinden mektup beklerler, sık sık mektuplar gelir ve gider. Bir süre sonra Maria Puderin mektupları kesilir... Maria'yı bir daha göremeyeceğini zanneden Raif Efendi sonunda mutlu olamayacağı bir evlilik yapar. Ömrünün sonuna kadar Maria'yı unutamayan Raif Efendi
Kürk Mantolu Madonna
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma
10/10
·256 syf.··
2023 3. kitabı
"İçimizdeki Şeytan" hayata bakışları tamamen farklı olan iki gencin aşklarını ve boşanmalarını konu alır. Ömer ve Macide'nin aşkı, Bedri'nin eski öğrencisi Macide için yaptıkları.. Ömer felsefe öğrencisi, felsefi ufku genişlemiş, olaylara mantık çerçevesinde bakabilen bir gençtir. Öğrenciliğinin yanı sıra postane de çalışır ama ne iş yaptığını kendisi bile tam olarak bilmez. Arkadaş çevresi sorumsuz, sürekli etraftan borç para isteyen, günü kurtarmaya çalışan, sahtekar, alkolik, yalancı ve işe yaramaz kişilerle doludur. Hayatın anlamını sorgulayan, toplumsal meseleleri mantıklı bir düsturla yorumlayıp var olmanın ve insancıl yaşamanın önemini kavrayan Ömer, düşüncelerini uygulamaya geldiği zaman icraatte yoktur. Çok saf ve kim nereye çekerse oraya sorgusuz gitmeye çok müsait bir gençtir. Vapurda macideyi görmesi ile başlar hikayemiz. Kitabın başlarında "ilk görüşte aşk" desekte sonlara doğru "henüz olgunlaşmamış ve sorumluluk alamamış bir gencin talihsiz aşkı" olarak yorumluyoruz. Ömerin aşık olduğu Macide karakteri ise müzikte oldukça yetenekli ama bir o kadar da kendi ayakları üzerinde duramayan, mutluluğu sadece bir erkeğe sığınmakta arayan bir kız. Birilerinden medet umması ve var olmanın hep birileri için olduğunu düşünmesi onu her zaman mutsuzluğa sürüklemiştir. Ömer bedenen güçlü ama zihnen zayıftır. Suçu içindeki şeytana atması ve zihninde beslediği gerçek aşkın çok fedakarlık istemesi Ömerin belkide "yanlış zamanda, doğru insan" olduğunu düşündürdü. "Kim bilir... Belki uzak bir günde, büsbütün başka insanlar olarak, tekrar karşılaşır ve belki gülüşerek birbirimize ellerimizi uzatırız..." ♡ “Ne diye benim ruhumun ahengini bozdun?” ♡ "…ben daha çok kendi içimde yaşayan bir insanım." İçimizdeki Şeytan Sabahattin Ali
İçimizdeki Şeytan
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,1bin okunma