Puan vermedi·292 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:11
Fakir Baykurt’un 1960 yılında tamamladığı Irazca’nın Dirliği adlı romanının ilk baskısı 1961 yılında Remzi Kitabevi tarafından yayımlanır. Irazca’nın Dirliği romanı, hakim bakış açısıyla anlatılır. Yılanların Öcü, Irazca’nın Dirliği, Kara Ahmet Destanı üçlemesinin ikinci romanıdır. Irazca’nın Dirliği’nde olaylar, Burdur’un Erle Çukuru bölgesindeki Karataş köyünde geçmektedir. Eserde, Irazca Ana, oğlu Kara Bayram, gelini Haçça ve torunlarının köy muhtarı ve onun çocuklarının kötü davranışlarına karşı mücadeleleri ele alınmaktadır. Irazca dirliği romanında en son yaşanan olayların üzerinden bir sene zaman geçmiş.Kara bayram yaşadığı sorunları barışarak çözmüş.Şimdilik durumlarında bir sorun sıkıntı görünmüyor, yaşayıp gidiyorlar. Köylü erkeklerin kadına bakış açısı tarihten bu yana olduğu gibi aşağılayıcı, düşkün bir unsur olarak bakılıyor. Hacelinin Kara Bayram Ailesine ev meselesi yüzünden kin ve nefreti bitmemiş, ve öç almak için fırsat kolluyor. Ama bunu kardeşi ve muhtarın oğlu yapıyor. Yazar bu kitabında da halk ağzı'nı kullanıyor. Kara Bayram'ın ağlu Ahmet'e yapılan bir kötülük yüzünden,Irazca'nın dirliği bozulacak, düşmanlıklar tekrar başlayacak ama okuduğum kadarıyla Haceli'nin kardeşi Boz ömer ve Muhtarın oğlu Cemal üzerinden devam edecek. Ve tekrar kavgalar başlıyor, ve sonucu büyük bir tahlihsizlikle bitiyor. Kara bayram ağır bir şekilde yaralanıyor. Savaşa giden kocalar, ardında bıraktıkları kadınlar. Geride kalanların çektikleri özlem, sorunlar sıkıntılar...Savaşa giden kocaların yaşadıkları ve ölümleri anlatılmış eserde. Kara bayram oğluna yapılan kötülüğü duyar. Ve çocuğuna dayak atar. Bu konu konuşulur Aile içinde ve kaymakam'a şikayete gidilir. Neden kaymakam çünkü bir önceki kitaptaki kaymakam ailenin yanında yer almış hakkını, hukukunu
Edebiyat
Irazca'nın DirliğiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık Dağıtım · 20181,612 okunma
9/10
·625 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 00:16
Tanrı İmparator sonrası darmadağın olmuş bir evrenin tam ortasında. Binlerce yıllık bir sessizliğin ardından, Dağılış'tan dönenlerin yarattığı kaos, Bene Gesserit’in kadim planlarını ve bildiğimiz tüm güç dengelerini kökten sarsıyor. Felsefi derinliğinden ödün vermeden tempoyu bu kadar yükseltmesi, serinin neden bir bilimkurgu efsanesi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor; kısacası hem zihin açan, hem de soluksuz bırakan, tam anlamıyla modern bir epik kitap.
1000Kitap
Dune SapkınlarıFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20212,805 okunma
9/10
·56 syf.··
2026 3207. kitabı
Dağılış, bireyin kendi benliğiyle çatışmasını merkezine alan, yoğun ve sarsıcı bir metin. Mário de Sá-Carneiro, bu eserinde insanın iç dünyasındaki parçalanmayı, kimlik krizini ve varoluşsal huzursuzluğu çarpıcı bir iç monolog diliyle anlatıyor. Roman, klasik bir olay örgüsünden çok, ruh hâllerinin ve düşünce kırılmalarının izini sürüyor. Eserdeki anlatıcı, kendini ve çevresini sürekli sorgularken okuru da bu zihinsel dağınıklığın içine çekiyor. Gerçeklik ile hayal, benlik ile yabancılaşma arasındaki sınırlar giderek silikleşiyor. Bu yönüyle Dağılış, yalnızca bir hikâye değil; insan ruhunun karanlık ve kırılgan yanlarına tutulmuş bir ayna niteliğinde. Dil zaman zaman ağır ve yoğun olsa da bu bilinçli bir tercih gibi duruyor; çünkü metnin ruh hâliyle birebir örtüşüyor. Kolay okunan bir kitap olmaktan ziyade, okurdan dikkat ve duygusal katılım talep eden bir eser. Modernist edebiyatı, psikolojik derinliği ve varoluş temalarını sevenler için etkileyici ve düşündürücü bir okuma deneyimi sunuyor. Kısacası Dağılış, insanın kendi içindeki çözülüşünü cesur ve rahatsız edici bir dürüstlükle anlatan, izi kolay silinmeyen bir kitap.
DağılışMario de Sa-Carneiro · Yedinci Kat Yayınları · 20259 okunma
Bilim Kurgu Nasıl Hayalkırıklığına Dönüşür?
3/10
·432 syf.··
2026 2. kitabı
·
75 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 22:21
İlgili okuyucuların DİKKATİNE! Bu inceleme yazısı bolca Spoiler ve hayal kırıklığı içermektedir. :( Mara gözlerini açtığında bir hastane odasında, bir bacağı alçıdadır. Büyük bir kaza geçirdiği ve hafızasını kaybettiği söylenir. Fakat gerçek bambaşkadır. Bu roman Mara’nın on yıllardır uyuduğunu öğrenirken ve öğrenirken yaşadıklarını konu almış. Bilim kurgu alanında yazılmış. Konusu ve hikayesi çok güzel. Ana karakter iyi düşünülmüş ve kurgulanmış fakat diğer karakterlerin, yardımcı ana karakterler de dahil olmak üzere, altı boş kalmış. Bu sebeple hikaye ve konu derinliğini yitirmiş. Gelecekte geçen bu hikayeyi okuyucuya daha iyi kavratabilmek adına yönetim sistemi, sistemdeki elementler, teknolojik gelişmeler, deneyler ve bunlara bağlı terimler sayfalarca anlatılmış da anlatılmış. Benim okuma deneyimimde gereksiz ve var olmayan bilim, buna bağlı deney ve terimlerle zihnim yoruldu. Hikayenin keyfini çıkaramadım açıkçası. Karakterlerin hayatlarını kitabın ortalarından itibaren birbiriyle kesiştirmeye çalışmış yazar fakat bazıları çok zorlama kalmış. Mesela sırf yönetim sistemini anlatabilmek adına hikayeye dahil edildiğini düşündüğüm “Kelda” karakteri ana karakteri 3 kere görüyor sırf merakından ve bunlardan biri de kitabın sonunda. Kelda’dan bahsetmişken, yönetim sistemi içerisinde oluşmuş gizli örgüt çok çabuk dağılıyor. Sebebi de örgütteki en baskın karakterlerden biri olan Kelda’nın yönetim kuruluna (Tol) girdikten sonra öyle istemesi. “Hadi bakalım ben kurula girdim Voltran bitmiştir.” Böyle bir dağılış olabilir mi? Mesela Mara’nın çocuğunu bulma yolculuğu da çok çabuk sona eriyor. Kavuşma? Kavuşma yok. Kitaptaki eksik ve boşlukları saymakla bitiremem. Kitabın sonu o kadar saçma bitiyor ki sanki teslim tarihi gelmiş bir ödeve alelacele yazılmış bir son gibi. Tam
MegaverseUzay Görmüş · Eksik Parça · 202335 okunma
8/10
·125 syf.··
2025 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 16:58
"Cinleri, perileri, hayalleri ve sorunlarıyla koyun koyuna yaşayan köylüleri sergileyip, taptaze bir hava estirmişsin. Son otuz yıllık toplumsal gelişmemiz, kırsaldaki dağılış, kentlere yığılış, bu yığılmanın içerdiği nice sorun, çocuk­ luk hayallerinin alacası arasında, ne güzel anlatılıyor. " - Attila ilhan diye yorum yapmış. Arka kapakta. Yerinde de bir yorum olmuş...
Berci Kristin Çöp MasallarıLatife Tekin · Adam Yayınları · 19842,372 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2025 133. kitabı
Mario De Sacarneiro henüz 25'inde hayatına son verirken yaşadığı buhranları 1913 de kaleme aldığı dağılış eserinde okuyuculara yansıtıyor. Portekiz'in en önemli şairlerinden biri olarak kabul edilen Mario; hasretlik içinde, büyük özlemler, yaşayamadıkları ve hissedemediklerine karşı. Kendisine sorduğu "Ne eksikti bende bağ mı? İz mi?" Sorusuna cevap bulmaya çalışırken, özlemlerinin sahibi olamadığından yakınıyor satırlarında. Hissetmek istiyor ama ruhu kaybolmuş halde, ne hayatta var olabiliyor ne de ölümde. "Yoksa başka bir dünyadan göçmen miyim, kendi acımda bile kendimi bulamayan?" Arayış, dağılış, özlem, çırpınış var çokça #dağılış eserinde kaleme aldığı şiirlerde. ~ "Kayboldum kendi içimde, Çünkü bir labirenttim ben, Ve şimdi kendimi hissederken, Kendime duyduğum bi'özlem bu sadece." ~ "Hayatımın içinden yürüdüm, Çılgın bir yıldız gibi düşler içinde. Her şeyi aşabilme tutkusu ile, Hayatıma fark edemedim bile..." ~ "Benim için zaman hep dündür, Ne yarınım var ne de bugünüm: Başkalarından kaçan zaman, Bana hep dün olarak görünür." ~ "Nasıl ağlarsa insan bir sevgiliye, Öyle ağlıyorum kendime. Kendi kendine ihanet eden, Sadakatsiz bir sevgiliydim ben." ~ Yedinci Kat Yayınları bibliyofil okuur Reklam değil.
DağılışMario de Sa-Carneiro · Yedinci Kat Yayınları · 20259 okunma