Bir haber gördüm: Samsun'da biri, arabası
arıza yapınca benzin döküp yakmış ve söndürülene kadar da orada öylece durup
izlemiş. O anda neler düşünmüş olabileceğini tahayyül etmeye çalışırken, senden gizleyecek değilim, hoşlanmaya başladım adamdan. Hayallerimin erkeğini bulmuş olabileceğimi düşünüyorum. Hal böyleyken, ben bir Samsun’a kadar gidip geleceğim, kusura bakmazsan bir de araba yakmayı deneyeceğim Osman.
"Nova, sakın yengeci de öpeyim deme. Isırır."
"Bir deneyeyim. Belki prense falan dönüşür."
Masala yaptığım atıfı hemen anladı. Tüm masalları ezbere bildiğini sandım.
"Kurbağa o!" diye itiraz etti.
"Yine de şansımı deneyeceğim."
"Ben zaten bir prensim, başka prens aramana gerek yok."
"Şansımı deneyip öptüm ama maalesef. İblis iblistir!"
Tardieu' nün bir oyununda çaresiz durumda olan müşterisine, "Bir de can sıkıntısını deneseniz..." diyordu gişe memuru. Ben de UMUTSUZLUK'u deneyeceğim bundan böyle.
"Deneyeceğim Hasan, ama ölürsem ne olacak? Yazmak beni öldürecek."
"Seni öldüremez. Zannettiğinden daha güçlüsün. Anılar öldüremez. Dayanamayacağın kadar acıtır, belki. Ona direnebilirsek de bizi içine çeken boğucu bir dehlizden, üzerinde yüzdüğümüz bir denize dönüşür. Mesafeleri katedebiliriz. Ona hükmeder kendi irademizi kabul ettiririz."
Putperest bir arkadaş deneyeceğim, diye düşündüm, Hristiyanların iyi kalpliliğinin içi boş bir nezaketten başka bir şey olmadığı ortaya çıktığına göre.