«Fazla endişe insanı uyuşturur. Düşünmeyi de engeller. Aslında mesele, fanatiğin kesinliğini ve mutlak belirsizliğin acısını bir kenara bırakmaktır. Hayatı seçmek, zıtlıkların dışında bu kalıcı ortamda ilerlemek demektir. Sana anlatmaya çalıştığım tutum ise hep 'arada' ilerler. Endişeyle kesinlik, geçmişin mirasıyla geleceğin icadı, gerçekçilikle ütopya, düşünme ve kendiliğindenlik arasındadır. "Bu, ilerlemeyi sağlayan daimi orantısız-dengedir. Boşluğun üzerindeki ipte ilerleyen cambazın yürüyüşü gibi değişken. Denge çubuğu bir o yana, bir bu yana eğilir. Cambaz sallanır ama düşmez. Bir adım daha atar, sonra bir adım daha. Anbean yeniden icat edilen kırılgan bir istikrar içinde ilerler."»
Göklerde kartal gibiydim,
Kanatlarımdan vuruldum;
Mor çiçekli dal gibiydim,
Bahar vaktinde kırıldım.
Yâr olmadı buna devir,
Her günüm bir başka zehir;
Hapishanelerde demir
Parmaklıklara sarıldım.
Coşkundum pınarlar gibi,
Sarhoştum rüzgârlar gibi;
İhtiyar çınarlar gibi
Bir gün içinde devrildim.
Ekmeğim bahtımdan katı,
Bahtım düşmanımdan kötü;
Böyle kepaze hayatı
Sürüklemekten yoruldum.
Kimseye soramadığım,
Duyunca saramadığım,
Görmesem duramadığım
Nazlı yârimden ayrıldım.