Puan vermedi·64 syf.··
2026 36. kitabı
Paul Lafargue'ın "Tembellik Hakkı" kitabını okudum ve dürüst olmak gerekirse çok etkilendim. 19. yüzyılda kaleme alınmış bir eserin, bugünün dünyasını, bitmek tükenmek bilmeyen koşuşturmacayı ve plazalardaki hayatı bu denli net resmetmesi beni ziyadesiyle şaşırttı. Günümüzde hepimizin zihnine "Çok çalışmak en büyük meziyettir" fikri yerleştiriliyor. Sürekli bir yerlere yetişme telaşındayız, yorgun düşüyoruz ve sadece çarkın dönmesi için aslında ihtiyacımız olmayan şeyleri alıyoruz. İşte bu kitap, tam da bu noktada bana bir aydınlanma yaşattı. Lafargue, "Hayatımızı neden sadece çalışmak ve tüketmek üzerine inşa ediyoruz? " sorusunu ortaya atıyor ve bu zorunlu çalışma çılgınlığını ustaca eleştiriyor. Beni en çok etkileyen kısım teknolojiyle ilgili olanıydı. Günümüzde teknoloji bu kadar ilerlemişken, hayatımızın daha kolaylaşması ve bize daha fazla boş vakit kalması gerekmez miydi? Oysa tam tersi oldu; bilgisayarlar ve telefonlar yüzünden artık işi eve, yatağımıza kadar taşıyoruz. Makineler bizi özgürleştireceklerine, bizi kendilerine daha çok esir aldılar. Lafargue'ın kastettiği "tembellik", bütün gün hiçbir şey yapmadan öylece uzanmak anlamına gelmiyor. Bir insanın kendine, ilgi alanlarına, sanata, felsefeye ve gerçek manada "yaşamaya" zaman ayırabilmesi demek. Yani hayatı ıskalamamak. Kitap belki her derde deva mükemmel bir çözüm sunmuyor ama çok yerinde bir soru soruyor: Hayatta kalıp bir şeyler harcamak için mi yaşıyoruz, yoksa gerçek yaşam bu mu? Bugün hepimizin deneyimlediği o tükenmişlik halini, stresi ve telaşı anlamak için muazzam bir eser. Modern yaşamın esareti altında ezildiğini hisseden herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202513,3bin okunma
Çağları Aşan Soğukkanlı Strateji
Puan vermedi·43 syf.··
2026 1. kitabı
Şöyle bir durup düşününce; iki bin yılı aşkın bir süre önce yazılmış bir askeri taktik metninin, bugün hâlâ modern dünyanın en çok konuşulan kitaplarından biri olması gerçekten ilginç bir durum. Savaş Sanatı’nı elime alırken açıkçası çağ dışı kalmış, sadece tarih meraklılarına hitap eden askeri emirler silsilesi bulacağımı sanıyordum. Ancak sayfaları çevirdikçe karşılaştığım şey, salt bir ordu yönetme kılavuzu değil; insan psikolojisi, strateji ve kriz yönetimi üzerine kurulmuş, zamansız bir gözlem bütünü oldu. Sun Tzu, sanki iki orduyu değil de insanın doğasındaki o temel mücadele ve hayatta kalma güdüsünü masaya yatırıyor. Okurken kendinizi bir askeri kampta değil, stratejik düşüncenin tam merkezinde bir gözlemci gibi hissediyorsunuz. Siz de bilirsiniz ki popüler kültür bu tarz klasik yapıtları genelde göklere çıkarır ve her derde deva bir kişisel gelişim kitabı gibi pazarlar. İşin aslına bakarsak, kitaba tamamen kusursuz bir başyapıt gözüyle bakmak da, onu tamamen çağ dışı ilan etmek de haksızlık olur. Sun Tzu’nun "Savaşmadan kazanmak en büyük başarıdır" ya da "Düşmanını ve kendini tanırsan yenilmezsin" gibi aforizmaları, evet, bugün iş dünyasından günlük ilişkilere kadar uyarlanabilecek cinsten çok mantıklı öngörüler. Ancak diğer taraftan bakıldığında, metnin katı, hiyerarşik ve dönemin mutlak güç dengelerine dayanan yapısını da göz ardı edemeyiz. Kitap boyunca yazarın o soğukkanlı, manipülatif ve tamamen sonuca odaklı felsefesini incelerken, bir yanıyla zekice bulduğum hamlelerin, diğer yanıyla modern dünyanın etik değerleriyle ne kadar örtüştüğünü sorgulamadan edemedim. Sonuç olarak, bu incecik metni ne bir hayat kılavuzu olarak kutsamak ne de basite indirgeyip rafa kaldırmak gerekiyor. Benim için bu okuma deneyimi, insan zihninin strateji üretme becerisini ve
Savaş SanatıSun Tzu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202649,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 16:45
Bu kitapta beni en çok etkileyen şey olaylardan çok, bir insanın hayata karşı yavaş yavaş tükenen direncini izlemek oldu. Okurken bir karakterin başından geçenleri değil, yılların yükünü omuzlarında taşıyan bir adamın iç dünyasını dinliyormuş gibi hissettim. Daha ilk sayfalarda karşıma çıkan şu cümle kitabın tonunu belirledi: “Yalnız olmak kötü fakat insanlara karışmak daha da kötü.” Bay Hiç Kimse ne yalnızlığıyla barışabilmiş ne de insanlarla kurduğu ilişkilerde huzur bulabilmiş biri. Bu yüzden kitap boyunca onun geçmişiyle, pişmanlıklarıyla ve hayata karşı duyduğu kırgınlıkla birlikte yol alıyoruz. Kitapta sık sık kader, yaşlılık ve hayatta kalma mücadelesi üzerine düşüncelerle karşılaşıyoruz: “Kader herkesi mağlup eder.” “Hayat her zaman çıkmazlarla doludur.” Bu sözler karamsar görünse de aslında anlatıcının yaşadıklarının doğal bir sonucu gibi duruyor. Çünkü hayat ona çoğu zaman cömert davranmamış. En çok etkilendiğim bölümlerden biri ise yoksulluk ve insan onuru üzerine söyledikleriydi: “Açken saygınlığın hiçbir anlamı yoktur.” Bu satırlarda insanın teorilerden, ideallerden ve gururdan önce yaşamak zorunda olduğunu çok net hissediyorsunuz. Aşk üzerine söyledikleri de en az hayat kadar sert: “Farkındalık eziyettir, çaresizce sevmek ise çifte eziyettir.” “Aşk her derde deva değildi.” Bu yüzden kitap bir aşk hikâyesinden çok, kaybedenlerin ve hayata tutunmaya çalışanların hikâyesi gibi geldi bana.
İnceleme
Bay Hiç Kimsenin KayboluşuAhmed Taibaoui · Livera Yayınevi · 202554 okunma
10/10
·244 syf.··
Beğendi
·
2026 139. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 00:31
Karikatürlü kitaplar pek ilgimi çekmezdi yazarı Murat Menteş olunca ilgiden de öteye gitti merakım okumak istedim. Okurken keyif aldığım, ders çıkardığım ve en önemlisi bildiğim ancak araştırmaya vakit ayıramadığım değerli Ömer Hayyam, Charles Dickens, Fatma Aliye Hanım, Stefan Zweig, Abdülhak Şinasi Hisar, Isaac Asimov, Susan Sontag, Oğuz Atay, Tomris Uyar 9 üstadımızın düşüncelerine, yaşantılarına ve bakış açılarına, ikili diyaloglar şeklinde bilgi dolu kitap sayesinde ulaşmış oldum. Söyleşi tadında olması ayrıca sıkmıyor insanı. Bu seriyi ve Murat Menteş'i sevdim. Tavsiye ederim.
Derde Deva Randevu 3Murat Menteş · Alfa Yayınları · 0563 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 15:52
"Türkler nasıl Müslüman oldu? Gök Tengri'den ve Şamanizm'den nasıl vazgeçti? Araçların İslamı yayma faaliyetleri sırasında kaç yüz bin Türk kılıçtan geçirildi?" Sorularının cevaplarını bulmak için Şamanizm ve Gök Tengri İnanç Sisteminin peşine düşen Sevil, ulaştığı gerçekleri anlatmaya başladığında bu iki kadim dine Satanizm gözüyle bakanların hedefi haline gelir. Büyük bir baskı altında, kendi gibi düşünen birini ararken yolu Amasya'nın uzak bir köyünde şifa dağıtan ve gelecekten haber veren bir kadınla, Ayana Hatunla kesişir. "Dert yerde, şifa göktedir. Bize düşen görev, şifayı gökten indirip derde deva olmaktır" diyen Ayana için de, Sevil için de hem bir aydınlanma hem de kaçma kovalamaca süreci başlar, hayat artık eskisi gibi olmayacaktır.
AyanaMustafa Mutlu · Kırmız Kedi Yayınevi · 202217 okunma
7/10
·240 syf.··
2026 214. kitabı
Çok zekice işlenmiş bir kitap. Hem baskısı çok güzel hem de içeriğinde bazı bölümleri çizgi-roman şeklinde yansıtması. Derde deva randevu l'i de okumuştum şimdi de ikincisini. Kitaba karşı genel yorumum güzel ve detaylı bir şekilde yazılmış bir eser. Dünya çapında bilinen önemli kişilere soru cevap yapıp, söyleşi şeklinde kaleme almış. Ama tabii kendimce eleştirdiği noktalar var, mesela kitap beni tam o doygunluğu ulaştırmadı. Sanatçıdan veya bir yazardan bahsediyor ama yazarı tanıdım veya artık onu bilmiyorum diyemedim. Çünkü sadece biraz düşünceye yönelik sorular soruyor ve arada aksama oluyordu. Güzel ve hoş bir tadı vardı kitabın. - Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Derde Deva Randevu 2Murat Menteş · Alfa Yayıncılık · 20191,776 okunma