devrik başkan
Hiç kurumaz ellerimde sisli bir tarladan geçen yaralı geyiğin kanı devrik dizeler arasında yol arayan ben Şiir Cumhuriyeti'nin devrik başkanı
Sayfa 43·Kitabı okudu
Şiir
Birlikte hareket etmek her durumda başarıyı getirir
“Venezuela burjuvazisinin Nisan 2002’de bir darbe tezgâhlamasının nedeni, bunun böyle sürmesini sağlamaktı. Ama şampanya olgunlaşmamıştı. Dışarıda sokaklarda bir şeyler oluyordu. Yavaş ama kesindi: Saraya ulaşan yollar yine insanlarla doluyordu, ama bu kez gelenler, öğleden sonraki şık orta sınıf göstericiler değil, beyzbol şapkaları ve tişörtleriyle kılıksız insanlardı. Ulaşmaları zaman alıyordu. Aşmaları gereken bir yol vardı. Onlar, Caracas merkezindeki şatafatlı iş ve yaşam semtlerine tepeden bakan harap tepe yamaçlarına tünemiş gecekondu semtlerinden geliyorlardı. Çok geçmeden caddeler hıncahınç insanla doldu. Dağılmayı reddettiler. Devrik Başkana sadık başkanlık muhafızları da onları dağıtmak için harekete geçmeyi reddetti. Bir askeri helikopter, 48 saat içinde Başkan Hugo Chavez’i Miraflores’e geri getirmişti. Darbe sona ermişti. Kentli yoksulların kitlesel hareketiyle yenilmişti.”
Sayfa 434 - Yordam Kitap·Kitabı okudu
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ocak 1920’deki Reichstag etrafındaki işçi gösterisine Freikorps’un müdahalesi 147 işçinin ölümüyle sonuçlanınca, her zaman bu tip gösterilere karşı Freikorps’un kullanılmasından yana olan savunma bakanı Gustav Noske bile durumdan endişelendi ve Brigade Eckart’ın dağıtılmasını istedi. Bu isteğe birde hükümetin mütteffiklerin istekleri karşısındaki aczi eklenince General Lüttwitz birlikleriyle beraber Berlin’e girdi ve hükümeti devirdi. Bu hükümetin yerine General Lüttwitz gazeteci Wolfgang Kapp’ı getirdi. Stutgart’ta kaçan devrik hükümet işçileri ülke çapında genel greve çağırdı. İşçi hareketleri tekrar başlamıştı. Sanayi merkezi Ruhr’da silahlanan 100.000 işçi bu bölgedeki Freikorps birliklerini dağıtarak bölgede kontrolü ele geçirdi.Bu gelişmeler karşısında Kapp Hükümeti istifa etti. Berlin’ e dönen eski hükümet grevlerin bitirilmesi karşılığında Savunma Bakanı Noske’nin görevden alınmasını sağladı. NSDAP, Bavyera’da yavaşça ama dikkate değer şekilde güçleniyordu. Zaten Bavyera Almanya’da siyasal sağın kalesi konumundaydı. Hatta Bavyera’nın Almanya’dan ayrılıp özerk devlet olmasını isteyenler bile vardı. Bu sırada Binbaşı Ernst Roehm Reichswehr’in sağ partileri destekleme ve Freikorps’ları silahlandırma bölümünün başına geçti. NSDAP’nin gelişimini ilgiyle izliyordu ve kısa bir süre sonra kendiside bu harekete katıldı. Hitler’deki kitleleri etkileme yeteneğinin farkına vardı. İleride Hitler’in sıkı bir takipçisi ve dostu olmasına rağmen Roehm ilk başlarda kendi görüşlerini ve siyasetini uygulayabileceği yer olarak bu partiyi görmüştü. Aralık 1920’de NSDAP ordudan sağladığı gizli ödenek ile bağımsız Volkischer Beobachter (halkın gözcüsü) gazetesini satın aldı. Hitler’in artık kendi görüşlerini daha etkili bir şekilde yayabileceği bir gazetesi vardı. Parti yönetimini
Başkan telefonla ayaklanmanın komutanıyla konuşmakta, komutan ona, ailesiyle birlikte bir uçağa binip ülkeyi terk etmesini önermekteydi. Gelgelelim o, ha deyince ülkelerinden kaçmış başka devrik liderler gibi uzak bir ülkede bitkisel yaşam sürerek ömrünü dolduracak insanlardan değildi. Serinkanlılıkla, "Siz beni yanlış tanıdınız, vatan hainleri! Beni buraya halkım getirdi; ancak ölü olarak giderim," diye karşılık verdi.
İran masasının başındaki görevli, Tahran'daki CIA görevlilerine böyle bir şeyin tekrarlanmayacağından emin olduğunu bildiriyordu. Ancak ülkesinden kaçan İran şahının ABD'ye kabul edilmesi halinde aynı şeyin bir kez daha olabileceği düşünülüyordu. 21 Ekim 1979'da, Tahran'daki CIA görevlisi William J. Daugherty, merkezden aldığı telgrafı hayretle okudu. Hasta olan devrik İran şahı, tedavi amacıyla ABD'ye kabul edilmişti. Başkan Carter, şahın yakın dostlarının ve özellikle Henry Kissinger'ın baskılarına boyun eğmek ve şahın ABD'ye gelmesine izin vermek zorunda kalmıştı. Yeni İran yönetiminin intikam almak için bazı adımlar atabileceğinden endişe eden Carter için bu karar hiç de kolay olmamıştı. Jimmy Carter, "Eğer İranlılar, bir yolunu bulup 20 deniz piyademizi rehin alır ve her sabah güneş doğarken birini kurşuna dizerlerse ne yaparız?" diye soruyor ve ekliyordu: "Şah, tenisi California'da oynayacağına gitsin Acapulco'da oynasın diyerek ABD'ye gelmesine karşı çıkıyordu. Şahın armağanlarıyla yıllardır şımartılmış ABD'li dostları, sonunda ABD başkanını ikna etmeyi başardı ve şah ABD'ye geldi. Bu arada Beyaz Saray'dan hiç kimse CIAnın bu konuda ne düşündüğünü sormak zahmetine bile katlanmamıştı. İki hafta sonra Humeyni yanlısı bir grup İranlı öğrenci Tahran'daki ABD Büyükelçiliği'ni işgal ederek elçilik mensuplarının tamamını rehin aldı. Ve böylece 53 elçilik mensubu, Jimmy Carter'ın artakalan 444 günlük başkanlık süresince, Humeynî yanlısı İranlı gençlerin elinde dayanılmaz bir cehennem azabı yaşayacaktı. İşkencelerin en şiddetlisini ise İran'a gelmeden dokuz ay önce CIAya giren, İran siyaseti ve İran halkı hakkında hemen hiçbir bilgisi olmayan Daugherty görecekti.
Darbe
Darbe günü güneş parlıyordu: yeni yeni kıpırdanmaya başlamış olan ürkek ilkbahar mevsiminde henüz pek seyrek görülen bir olay. ... Başkan Jaime'yi karşılamaya geldi. Başına, sırtındaki şık spor takım ve ayağındaki İtalyan ayakkabılarıyla çelişen bir savaş miğferi geçirmişti. Olağanüstü birşeylerin olup bittiğini Jaime o zaman kavradı. Başkan kısaca, "Deniz kuvvetleri başkaldırdı, Doktor," diye açıklamada bulundu. "Dövüşmek zamanı geldi artık." ... Ayaklanmanın çapını iskandil etmek ve barışçı bir anlaşmaya varabilmek için isyancılarla telefon görüşmelerine başlandı. Ne var ki sabah saat dokuz buçukta ülkenin bütün silahlı birlikleri darbe yanlısı subayların komutasına girmiş bulunuyordu. Ülkenin her köşesindeki üslerde, anayasaya bağlı kalanların temizlenmesi almış yürümüştü. Ulusal muhafızların komutanı saraydaki adamlarına oradan ayrılmaları için buyruk verdi, çünkü polis de biraz önce darbecilere katılmıştı. Başkan, "Gidebilirsiniz, compañeros, ama silahlarınızı burada bırakın," dedi. Muhafızlar şaşkın ve utanmış durumdaydılar, ne var ki komutanın buyruğu kesindi. Hükümet Başkanının bakışlarındaki meydan okuyuşa katılmaya bir tekinin bile cesareti yoktu. Silahlarını avluda bırakarak eğik başlarla dışarıya çıktılar. İçlerinden biri kapıya gelince durdu. "Ben sizinle kalıyorum, Compañero Başkan," dedi. Kuşluk saati olduğundan durumun diyalogla çözüme bağlanamayacağı açıkça anlaşılmış bulunuyordu; hemen herkes saraydan ayrılmaya başlamıştı. Geride yalnızca yakın dostlarla özel muhafızlar kalmıştı. Başkan kendi kızlarına saraydan ayrılmalarını emretmek zorunda kaldı. Kızları zorla alıp götürdüler; sokaktan babalarının adını çağırdıkları duyulabiliyordu. Binada, ikinci katın salonlarında, aşağı yukarı otuz kişi kalmıştı şimdi. Jaime de bunların arasındaydı. Bir
E-kitap·Kitabı okudu
Teknoloji