Emirleri bekleyemezdi; dakikalar sayılıydı. Napolyon'un "Vitesse, vitesse, toujours vitesse" (Sürat, sürat, daima sürat) şeklindeki düsturu onun her zaman kullanmaktan hoşlandığı bir deyiş olmuştu.
Artık karanlık çökmüştü ve araba küçük bir köprünün altına dalarken kolumu Jordan'ın altın rengi omzuna dolayıp onu kendime çektim ve akşam yemeğine davet ettim. Birden artık Daisy ile Gatsby yerine, evrensel kuşkuculukla meşgul olan ve kaygısızca kolumun çemberi içinde arkasına yaslanan bu temiz, katı, dar görüşlü kişiyi düşünür olmuştum. Bir nevi coşkulu heyecan içinde kulaklarımda bir deyiş çınlamaya başladı: "Yalnızca kovalanan, kovalayan, meşgul olan ve yorgun olan vardır."
Şöyle bir deyiş vardır: "Sadece en kötü sırrınız kadar hastasınızdır. "
İnsanlardan sakladığımız birçok sırrımız bizim düşündüğümüz kadar kötü değildir. Onları bir kez biriyle paylaştığımız zaman, o sırrın o kadar da utanç verici olmadığını görürüz....Kendinizden her zaman sakladığınız o kadar da fazla mahcubiyetiniz olmayabilir. Gerçekten kendiniz olabileceğinizi ve bunun için sevilebileceğinizi görmeniz gerekir.