İç uyumu yüksek olanlar sakin, özgüvenli ve baskıyla başaçıkabilen kişilerdir. Ancak başarısızlık durumlarıyla yüzleşmekte ve geribildirim almakta zorlanabilirler. İç uyumu düşük olanlar sorumluluk sahibi, mükemmeliyetçi ve titizdir. Ancak duygu durumları değişkenlik gösterebilir. Kendilerini ve çevrelerini sürekli sorgulama eğilimi "geçinilmesi zor" bir insan olarak algılanmalarına neden olabilir.
İç uyumu düşük bireylerin stres ve baskıya toleransları düşük olup eleştirileri kişisel algılama eğilimleri olabilir. Düşük iç uyum ve olumsuz duyguların sağlık üzerinde yıkıcı etkileri olduğu uzun zamandır mutlak gerçek olarak kabul edilir. Ancak gerçek durum bundan epeyce farklıdır. Sağlık ve düşük iç uyumla ilgili en kesin bilgi kişilerin kendilerini iyi hissetmediklerini ifade etmeleridir.
Çünkü düşük iç uyum ağrıya yatkınlığı artırır, bu da "sağlıksızlık" izlenimi yaratır. Akademik çalışmalar ile farklı araştırmaları birbiriyle karşılaştıran çalışmalar; olumsuz duygu durumu, depresyon ve kaygı ile hastalık ve koroner kalp sorunları arasında bir ilişkinin varlığına işaret eder. Ancak bazı araştırmalar da düşük iç uyum ile sağlık sorunları arasındaki ilişkinin belirtildiği gibi olmadığını ortaya koymaktadır.
Bu konuya Friedman, düşük iç uyumu ikiye ayırarak açıklık getirir: Birincisi, sağlıksız olan kötümserliğe yatkınlık, kaygı, depresyon ve sürekli pişmanlıkla ortaya çıkan; ikincisi ise sağlıkla ilgili belirtilere dikkat etmekten ve bunun sonucunda gerekli önlemleri almaktan kaynaklanan sağlıklı olarak adlandırılabilecek düşük iç uyumdur. İlki; depresyon, hastalık ve erken ölüme neden olurken ikincisi sık doktora gitmek, psikosomatik belirtilerle uğraşmak, kendini iyi hissetmediğini söylemek ancak daha az hastalanmak ve daha uzun yaşamak sonucunu doğurur.
Sayfa 53 - Friedman, H. S. (2000). "Long-term relations of personality, health: dynamisms, mechanisms, and tropisms", Journal of Personality, Vol: 68, 1089-1107.