Dilan

Dilan
Eyleme geçmeyi ertelerken organizmanın harcadığı enerji, o eylemi gerçekleştirerek harcayacağı enerjiden çok daha fazla olduğu gibi, kişinin kendine saygısının azalmasına da neden olur. Çünkü en sonunda eyleme geçmek "zorunda" kaldığımızda bu artık kendi seçimimiz olmaz. Kendi seçimimiz dışında sürüklenmiş olmanın bedeli ise mutsuzlukla ödenir.
Psikoloji
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Muhtemelen kitaplar yalnızca çocukluk döneminde hayatımız­da derin bir iz bırakır. Hayatımızın ilerleyen yıllarında okuduklarımızı beğenir, eğlenceli bulur, onlar vasıtasıyla bazı görüşle­rimizi değiştirebiliriz ama daha ziyade zaten düşündüğümüz şeylerin teyidini görürüz kitaplarda. Fakat çocuklukta tüm kitaplar bize geleceği anlatan kehanetlerle doludur ve kartlara bakıp uzun bir yolculuk veya boğulma yoluyla ölüm gören bir falcı gibi gelecekte olacakları etkilerler. Sanırım kitapların geçmişte bizi heyecanlandırmaları bundan kaynaklanıyor.
Alıntı
“Tarihçi; geçmişi olabildiğince olmuş olana, gerçeğe en yakın haliyle sunmak zorundadır. Bu noktada tarihi bir yapboz oyununa benzetebiliriz. Çok sayıda parçadan oluşan bu oyundaki eksik parçalar ne kadar az sayıda ise yapbozun üzerindeki resim o denli anlaşılır hâle gelir. Kimi zaman kayıp parçalar var olanlardan çok daha fazladır ve resmin genel görüntüsü anlaşılamayabilir. Burada roman yazarlarının kaleme aldıkları tarihi kurmacalar devreye girer. Söz gelimi Türk Kurtuluş Savaşı’nı ele alan romanların tarihsel dönemi yansıtan birer belge olduğunu kimse iddia edemez ancak bu yapıtların dönemin anlaşılır kılınmasında rolü olduğunu da yadsıyamaz.”
Edebiyat
Kafama bir düşünce saplandı: Yaşamımda ilk kez, onca şair tarafından dile getirilen, onca düşünür tarafından nihai bilgelik olarak ortaya konan gerçeği gördüm. Gerçek: İnsanın özleyebileceği nihai ve en yüksek hedef, sevgidir. O anda, insan şiirinin ve insan düşünce ve inancının vermesi gereken gizin anlamını kavradım: İnsanın sevgiyle ve sevgi içinde kurtuluşu. Dünyada hiçbir şeyi kalmayan bir insanın, kısa bir an için de olsa, sevdiği insana ilişkin düşüncelerle ne kadar mutlu olabileceğini anladım. Tam bir yalnızlık konumunda, insan kendini olumlu eylemle dile getiremediği, çektiği acılara doğru bir tavırla -onurlu bir tavırla- katlanmaktan başka yapacak hiçbir şeyi olmadığı zaman, sevdiği insana ilişkin içinde taşıdığı imgeye sevgiyle yoğunlaşarak doyuma ulaşabiliyordu.
İnsan ve Duygular
İnsanın kendi zevklerine ve mizacına çok fazla bağlanmaması gerekir. Bizim en önemli özelliğimiz farklı durumlara uyum sağlamayı bilmektir. Öyle gerektiğini düşünüp tek bir yaşam biçimine bağlı kalmak ve bunu kabullenmek var olmaktır, ama yaşamak değildir. En güzel ruhlar çeşitlilik ve esneklik gösterenlerdir. Yaşlı Cato güzel bir örnek oluşturur bu bağlamda: “Her türlü işi aynı biçimde kotarmaya meyilli ve o kadar çok yönlü bir zihni var ki hangi işi yaparsa yapsın sadece o iş için doğmuş olduğu sanılırdı.”
Hayata Dair