Puan vermedi·68 syf.··
2026 20. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:15
Sezai Karakoç’un bu eseri, İslam düşünce tarihinde derin izler bırakmış, bir neslin inşasını ve zihniyet dönüşümünü hedefleyen adeta bir manifesto niteliğindedir. Kitap, yozlaşmış modernleşme ile geleneksel donukluk arasında sıkışmış İslam dünyasının yeniden ayağa kalkış formülünü sunar. Karakoç’a göre "Diriliş", geçmişe körü körüne bir ağıt yakmak değil; İslam’ın öz değerlerini modern çağın diliyle yeniden yorumlayarak ruhsal, zihniyet ve eylemsel bir canlanış yakalamaktır.
Diriliş Neslinin AmentüsüSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202322,5bin okunma
10/10
·552 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 12:29
"Bir gece tan atarken yüce Tanrı Dağı'ndan, Kürşad'ın gür sesi duyulacak: Atlar Vey ırmağında sulansın! Güneş doğduğu yerde karşılansın! Emri tekrar edecek; Gök, toprak, deniz... Bozkurtlar uluyacak bütün Anadolu'dan; Biz de sizdeniz, biz de sizdeniz!" Okuduğum en etkileyici tarihi roman.. Zaten büyük bir Atsız hayranıydım bu eserden sonra kat be kat arttı hayranlığım. Türk’ün töresi, diriliş ruhu, aşkı,sadakati kusursuz işlenmiş. Özellikle Kürşad’ın 40 çerisiyle Çin sarayını bastığı o anlar öyle muhteşemdi ki.. Çinlilere estirdiği o korku bile yüreğimi kabarttı. Her Türk gencinin okuması gerekir ki bu milli şuurla yetişsinler.
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202517,9bin okunma
Puan vermedi·236 syf.··
2026 50. kitabı
José Saramago’nun "Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş" adlı eseri modern masal gibidir. Saramago, insanlığın en büyük kadim arzusu ölümsüzlüğü hırpalıyor. Ölümsüzlük bir lütuf olmanın ötesinde toplumsal bir felaketse? ​ ​Roman, edebiyat tarihinin en çarpıcı ve unutulmaz giriş cümlelerinden biriyle açılır: ​"Ertesi gün hiç kimse ölmedi." ​Adı belirtilmeyen bir ülkede, 1 Ocak itibarıyla ölüm tamamen durur. İlk başta bu durum muazzam bir coşkuyla karşılanır; insanoğlu nihayet en büyük düşmanını yenmiş, ebedi hayatı bulmuştur. Ancak Saramago’nun ironisi tam da burada devreye girer. Ölüm döşeğinde olan, bitkisel hayattaki hastalar ölmemekte, ama iyileşmemektedir de. Sağlık sistemi kilitlenir. İş yapamaz hale gelen cenaze levazımatçıları, hükümete baskı yaparak hayvan cenazeleri kaldırmak gibi absürt yaratıcı çözümler aramaya başlar. ​Kilise büyük bir varoluşsal krize girer. Çünkü ölüm ve dolayısıyla yeniden diriliş yoksa, dinin vadettiği cennet/cehennem ve kurtuluş teorisi tamamen çökmüştür. ​Devlet, sonsuza kadar emekli maaşı ödemek zorunda kalacağı gerçeğiyle yüzleşince çöküşün eşiğine gelir. ​Saramago, insanlığın ütopya olarak gördüğü bir durumu, kusursuz bir distopyaya dönüştürür. ​Kitap, yapısal olarak keskin bir şekilde ikiye ayrılır. Bu yönüyle hem toplumsal bir hiciv hem de bireysel bir yüzleşme hikayesidir: ​Toplumsal anlamda odak noktası makro düzeydedir. Devletin, mafyanın (romandaki adıyla Maphia) ve kurumların ölümün yokluğuyla nasıl başa çıkmaya çalıştığı anlatılır. Ölmek isteyen ama ölemeyen yaşlı akrabalarını sınırın dışına (ölümün hala geçerli olduğu komşu ülkelere) götüren aileler ve bu kaçakçılıktan rant devşiren mafya üzerinden insan doğasının ahlaki çürümüşlüğü gözler önüne serilir. ​Kişisel anlamda ölüm bir mektup göndererek grevine son verdiğini
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
Her Türk gencinin muhakkak okuması gereken bir eser
10/10
·688 syf.··
2026 18. kitabı
Çanakkale Savaşının kara savaşlarını oldukça detaylı ve bir o kadar da akıcı anlatılmış bu kitap tam bir tarih romanı. Bu eserin okullarda ders olarak okutulması ve Türk’ün özünü, birliğini, kendini unutmaması, varlığını başka milletlere emanet etmemesi gerektiğini anlatan şahane bir eser olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kitapta dönemin savaş şartlarında dahi orduya destek olmak isteyen kadınlara karşı sözde Türk olduğunu söyleyen e*kekler tarafından bir aşağılama çabası olduğunun işlenmesi çok hoşuma gitti. Tabi ki tarih o sesleri kesti ve Atatürk sayesinde bugünkü özgürlüğümüzü elde edebildik. Unutmamak ve hep içimizde yaşatmak dileğiyle…
1000Kitap
DirilişTurgut Özakman · Bilgi Yayınevi · 20146bin okunma
İyilik meleği tolstoy.
7/10
·637 syf.··
2026 30. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 16:04
Bu tolstoy un okuduğum ikinci veya üçüncü kitabı emin değilim tam. Ama hatırlamadığım kadarıyla hemen hepsi dostluk, kardeşlik, birbimize iyi davranalım teması etrafında dönüyor. Bu kitaba gelecek olursak baş karakterimiz Nehlüdov'un ve bir zamanlar sevdiği Katyuşa nın dirilişini anlatıyor. Ama hepimiz biliyor ki dirilmek için önce ölmek gerekir. O yüzden başta iyi başlayan 2 karakterin orta kısımlara doğru aşırı bozulması ve kitabın sonunda tekrar iyiliğe ( dirilmek) dönmesini anlatıyor. İyiliği ise temel bir kaç şey üzerinden anlatıyor, Hapishane şartlarından, ceza sisteminden, yargılamadan, gardiyanların işkencesinden ve komple sistemin hatalı olmasından dem vurarak başlıyor. İlerleyen kısımlarda ise dine giriyor, isa nın öğretilerinden yani size kötülük edene iyilik edin " ancak böyle düzelir hayat mesajı veriyor. Cezalandırma ile hapis ile îdam ile kimse düzelmez. Hatta malum hapishane şartlarının aşırı kötülüğünden dolayı, yani tembellik ve sürekli kötü insanlar ile beraber bulunmanın, olası iyi insanları bile kötüye çevireceğini anlatıyor. Ana karakterlerimizin diriliş hikayesi ise, bizim Nehlüdov bu gariban Katyuşa yı iğfal etmesiyle ( kitapta böyle yazıyor) gariban Katyuşa kötü yola düşüyor, ve kader ya bir gün mahkeme de Katyuşa yargılanırken bizim Nehlüdov da jüri üyesi olarak mahkeme de bulunuyor. Bu yüzden o sönen vicdan ilk kıvılcımı çakıyor ve dirilme başlıyor. Kitapta beğenmediğim kısımlara gelecek olursam da tolstoy kendini tekrar ediyor, bir kaç kalıp cümlesi var onları en az 3 4 defa tekrar ettirdiğini görmek gözüme battı. Örneğin bi kıza beyaza kaçan sarı saçlı dedikten sonra başka bir bölümde başka bir kıza da aynı şekilde beyaza kaçacak kadar sarı saçlı diyor. Çok basit hatalar bence. Ve biraz da sıkıcı olabiliyor, fazla göze sokuyor işte
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma
8/10
·%79 (504/637 syf.)··
37 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:59
Diriliş Lev Tolstoy Bu kitabı normalde okuduklarımdan daha uzun bi süre zarfında sindire sindire okudum. Uzun zaman sonra kitap incelemesi yazmaya iten ise sanırım Tolstoy’un kaliteli uzun ama hiç sıkmayan olaylar örgüsü, hapishanelerin içler acısı durumu ve boşa denilebilir belki ama başkasına adanmış bi hayatın sonunda kendini ve kendi gerçeklerini bulan bi adam oldu. Kısaca değinmek istediğim olaylar burada, eski hapishane sisteminin iğrençliği ve acımasızlığı, hukuk sisteminin yozlaşmış olması ve insan hayatının bi suçlu olsun veya olmasın ne kadar küçük düşürüldüğü, onlara işkence edildiği ve mahkumların ruhsal açıdan psikolojik çöküşünü gözler önüne seriyor. Ana kahramanlarımıza dönecek olursak Nehlüdov namı değer Prensimiz , benim yorumum üzere gençlik ihtirası, heyecan ve zekiyle bi insanın duygularıyla (Maslova-Katyuşa) oynayıp sonunu sonrasını düşünmeden yaptığı hareketler ve davranışlar. Ve beklenmedik anda geçmişinden çıkıp gelen Maslova ile karşılaştıktan sonra gelen ahlaki sorgulama, geçmişiyle hesaplaşma ve geçmişi telafi edip vicdanını rahatlatma çabası. Tabi bütün kitabı buraya sığdırmam mümkün değil o yüzden diyebileceğim bir insan geçmişi değiştiremez maalesef, telafi etmek için her yolu deneyip her fedakarlığı yapıp ana kahramanımız Nehlüdov gibi sonunda kendi yolunu da bulabilir ama kendini de kaybedebilir tabi açık uçlu :) Umarım faydalı olmuştur, keyifli okumalar dilerim
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma