Sahaflığın en sevdiği yanlarından biri de dertlenmeye zaman bırakmayan bu işin, hiç beklenmedik bir zamanda, kapıdan
giren hiç tanımadığı ama kitaplar sayesinde yüzyıllardır tanıdığı biriyle ilginç bir konuda sohbete açık olan aralığıydı.
Böylece, dilden dile çevrilen, incir çekirdeğine eziyet çok dilli telefon konuşması, diyaloglar arasına giren uzun suskunluklar, derin sigara çekişler ve Kabakıç Elizabeth’in meraklı bakışları arasında şöyle sürüp gidiyor:
— Onu çok özledim.
— O da seni özlemiş.
— Sahi mi?
— Sahiymiş.
— Yarın ne yapıyormuş?
— Çalışıyormuş.
— Ben onu gene ararım.
— İyi!
— İyi geceler.
— İyi geceler.