Doğa, sıradan bir çocuk değil. Onun zihninde fıkırdayıp duran fikirler, dünyayı çok daha renkli ve macera dolu bir yere dönüştürmeye fazlasıyla yetiyor!
Karar çıkmaz ayın son çarşambasında verilecek, yani hiç verilmeyecek, çünkü bilirsiniz ya, yargıçlar süreyi uzatmakta doğadan da ileri giderler ve kendi yazdıklarını da bozarlar. Paris yargıçlarına sorarsanız sonsuz şeyleri yalnız Tanrının yapabileceğini söyler dururlar. Doğa hiçbir şeyi ölümsüz yaratmaz, ürettiği her şeye bir son ve süre verir; gelgelelim bu sabah ortakçıları önlerinde askıda kalan davaları hem sonsuz hem ölümsüz kılarlar.
Doğa ana ki doğurgan eliyle etrafa saçtığı mebzul miktardaki hayat tohumunun sadece en iyilerini seçiyordu. Yarış atlarının ve hıyarların soylarını geliştirirken insanın taklit edip kullandığı yöntem de buydu. Şüphesiz Kozmos’un yaratıcısı çok daha iyi bir yöntem geliştirebilirdi, ama bu özel Kozmos’un yaratıkları, bu özel yöntemi sineye çekmek durumundaydılar.
İslam'la ilk defa Güney Yemen'in Joar bölgesinde Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin kamplarında tanıştım.
O zamanlar Doğu Afrika'daki çok önemli bir İsrail hedefine saldırı düzenlemek için bir grup savaşçıyla birlikte eğitim görüyorduk.
Kutsal değerler için kendilerini feda etmeye hazır olan bu savaşçıların hepsi Müslüman'dı.
Ben o zamanlar komünisttim. Fakat bütünsel bir sistem olma iddiasındaki materyalizm benim için her şeyi açıklayabilme özelliğine sahip değildi.
Fizikçiler "Doğa boşluktan nefret eder" derler. İnsan doğası için de aynı şey geçerlidir ve ruhani boşluk boşlukların en beteridir.
Marksizm'den beni uzaklaştıran en büyük neden kutsallığın eksikliği oldu.
Çünkü manevi güçle ilişkiye girmek insanın yaratılışında varolan bir olgudur.
İslam'ın özünde büyük bir manevi güç bulunuyor.
Bu güç insana müthiş bir özgüven ve kâinatla içten ve samimi bir ilişki kurma olanağı sağlıyor.
İslam, bu dört duvar arasında Allah'a yakınlaştığım sürece beni özgür kılıyor.
Batı insanı ve birçok Marksist, İslam'ın kutup yıldızı ve yol göstericiliği sayesinde doğru yolu bulacak ve dünya İslam'la özgürleşecektir.
“Biri, kültür ve uygarlığın ilk gömülen insanla başladığını söylemişti. Bu durumda mezarlık bir kültür müzesidir, hatta bir mozoledir. Evet, ama onun (organik) sonu da aynı şekilde yine orada bir yerde yatar. Kültür, toprağa yatırılan bedene artık bakamaz, burada görevi doğa devralır. Doğa o bedeni, o etin çözülüşünü himayesi altına alır. Doğa son patologdur, indirgemeci ve yapısökücüdür, hepsi bir arada. Aşağıda bedene ne olduğunu düşünmekten kaçınırız, aslında olanlar doğadışı bir şey değildir. Hafızayı koruyan şey o taş haç ve üzerindeki isimler ile tarihler değildir. Bize aşağıda yatanı hatırlatan, çekirdekten filizlenmiş bir kiraz ağacının organik formu, bir çalı, kır otları ya da etrafta cirit atan bir kertenkeledir.”