7/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 20:52
20. yy en büyük yazarlarından kabul edilen #ThomasMann ‘ın #AldananKadın isimli uzun öyküsü yazarın ölmeden önce tamamladığı son öyküsü. Hikaye, 1920’lerin Düsseldorf’unda geçiyor. Ana kahramanımız Frau Rosalie von Tümmler, ellili yaşlarda iki çocuklu dul bir kadın. On yılı aşkın süredir dul olan Rosalie kocası Yarbay von Tümmler’i trajikomik bir şekilde kaybetmiş. Yirmi yıllık evliliği süresince sayısız kez aldatılmış, değersiz hissetmiş. Kocasını kaybettiğinde henüz on sekiz yaşında olan kızı Anna ve ondan on iki yaş küçük oğlu Eduard ile kocasının görev bölgesinden ayrılarak Düsseldorf’a yerleşmiş. Hem kendi doğa aşığı olduğu için hem de kızı oradaki ünlü bir sanat akademisine gitmek istediği için güzel bir başlangıç olmuş. Yaşça oğlundan epey büyük olan ve kendisi için bir arkadaş haline gelen kızıyla son derece sıcak, güven dolu bir ilişkisi vardı ve yaşadığı geçiş döneminin sıkıntılarını (menopoz) ondan saklamıyordu. Şu anda yirmi dokuzunda, yakında otuzuna basacak olan Anna evlenmemişti, sırf egoistliğinden ötürü, kızını bir erkeğe vermektense ev arkadaşı ve can yoldaşı olarak yanında tutmayı tercih ettiğinden Rosalie'nin de bu durumdan şikayetçi olduğu söylenemezdi. Tipi rahmetli babasına benzeyen, beşeri bilimlere pek yatkın olmayıp daha ziyade köprüler ve yollar yapmanın hayalini kuran ve mühendis olmak isteyen uzun boylu, kızıl kafa oğluyla pek bir şey paylaştığı söylenemezdi. Oğluna ingilizce dersi vermeye gelen genç adam her şeyi bambaşka bir hale getirdi. Utanç yüklü gelişmelerin yolda olduğu Anna' nın sessiz, endişeli gözleminden kaçmamıştı. Zaten Rosalie de daha fazla içinde tutamadı ve bu heyecanı kızıyla paylaştı. Ken Keaton yirmi dört yaşlarında, savaşın oralara sürüklediği bir Amerikalıydı, bir süredir şehirde kalıyor ve birkaç evde İngilizce dersi
Aldanan KadınThomas Mann · Can Yayınları · 20121,909 okunma
Levko ve Galya
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 14:59
Mayıs Gecesi - Nikolay Gogol Puanım ️: 10/8 Nikolay Gogol Ukrayna ve Kazak halk öyküleri ile büyümüş ve ileride edebi eserlerinde Ukrayna gelenekleri hakkında birçok küçük hikayeler yazmıştır. Bu hikayelerin en başında “Mayıs Gecesi” adlı Ukrayna köy yaşantısını ve doğa tasvirleri ile sade anlaşılır bir dilde kısacık bir hikaye birleştirmeyi başaran Gogol, yine biz okurlara hayranlıkla baktığımız hiciv dolu bir macera sunuyor. Baş kahramanımız Levko, köyün güzeller güzeli Galya adlı genç kıza aşıktır. Levko ve Galya'nın aşkı anlatıldığı bu hikayenin görülmeyen bir durumu ise Çarlık Rusyası'nın yozlaşmış idari sistemi ve köy halkının “Galova”( Muhtar ) olarak bilinen bir insanın kendisini oranın adeta kralı gibi zannederek o bölgeyi kendi kurallarına göre hükmetmeye çalışmaktadır. Nikolay Gogol, bu hikaye ile birlikte ilk dönem eserlerinde sıkça gördüğümüz bir sistem eleştirisi yazmaktadır. “Mayıs Gecesi” bu hikayelerin sadece küçük bir örneğidir. Bakalım baş kahramanımız Levko hikayenin sonunda aşkına kavuşabilecek mi ? Herkese keyifli okumalar.
Edebiyat & Roman
Mayıs GecesiNikolay Gogol · Yordam Kitap Yayınları · 2020652 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Namaste’ler senin olsun Tagore:)
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 09:36
Hindu şair Tagore ile tanıştım bu kitapta. Aşk, doğa, aydınlanma üzerine hayata dokunan en önemli konuları işlemiş. İnsan aşkına dair yazdıkları beni gülümsetti. Hem çok aşık hem de o umursamaz tavrı beni mestetti. Hızlıca okuyup bitirebileceğiniz çerezlik bir kitap. Tavsiye ediyorum..
İnceleme
BahçıvanRabindranath Tagore · Kapra Yayıncılık · 2024216 okunma
Denizin üzerinde uçuşan hüzün kelebekleri
7/10
·464 syf.··
2026 2. kitabı
Çok fazla betimleme içeren, okurken çokça zorlandığım bir kitap oldu. Hikayeye tam alışmışken yazarın uzunca anlattığı doğa tasvirleri akışı bozarak okuyucunun kopmasına neden oluyor. Bolca kullanılan denizcilik terimleri de akışı bozan ve okuyucuyu zorlayan bir başka etken. Hikayeye gelecek olursak; başkahramanımız Gilliatt, toplumdan soyut bir biçimde büyümüş, yetenekli ve çalışkan bir genç. Tabii ki toplumdan soyut bir biçimde büyüdüğü için de insanlardan uzak duran, sosyal iletişimde çekingen bir kişilik. Aşkı uğruna imkansız denilen olayların içerisinden istidatı, kararlılığı ve mücadeleci yapısı ile başarıyla çıkıyor. Ancak bu başarı ona mutluluk getiriyor mu ? Her başarı beklenen sonuçları vermiyor. Kitap herkese farklı şekillerde tezahür edip kişiliği doğrultusunda farklı mesajlar vermiştir ama bana öz saygı ile öz değer kavramlarının özümsenerek yaşanması gerekliliğinin önemini anlattı diyebilirim. Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir fakat iyi insanlar yetiştirme misyonumuz olması gerektiği gibi kendi değerinin farkında olan, değersizlik duygusundan arınmış insanlar yetiştirmek de misyonumuz olmalı. Gilliatt’ın aile ortamında büyümemesi ve sosyal çevreden kopukluğu hayattaki yegane amacı gibi gördüğü, uğruna büyük çabalar sarf ettiği aşkına ulaşamaması neticesinde hazin bir sona yol açtı maalesef.
Deniz İşçileriVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,509 okunma
«Biz sadece bu bir kereliğine bu dünyadayız.» S. 144.
10/10
·152 syf.·
2026 4. kitabı
Jostein Gaarder Norveçli, 8 Ağustos 1952’de Oslo’da doğmuş, felsefeci ve yazardır. Onu dünya çapında, özellikle gençlere felsefeyi sevdiren "Sofi'nin Dünyası" adlı eseriyle tanıyoruz. Annesi edebiyatçı ve babası bir eğitimci olmasından ötürü entelektüel bir ortamda büyümüş. Oslo Üniversitesi'nde İskandinav Dilleri ve Teoloji alanında eğitim almış. Yazarlığa başlamadan önce, uzun yıllar boyunca Bergen'de lise düzeyinde felsefe ve dinler tarihi öğretmenliği yapmış. Bu tecrübesiyle karmaşık konuları daha genç bir kitlenin anlayabileceği bir düzeyde anlatma becerisi kazanmış. Genellikle hikaye içinde hikaye anlatmayı, çerçeve öykü tarzını benimsemektedir. O, sadece bir yazar değil, aynı zamanda çevre ve insan hakları konularında aktif bir sestir. Eşiyle beraber 1997 yılında, çevre ve kalkınma projelerini destekleyen Sophie Prize’ı (Sophie Ödülü) kurmuş. Bu ödül, 2013 yılına kadar her yıl çevre bilincine katkı sağlayan kişilere verilmesi hedeflenmiş. En bilinen eserlerinden "İskambil Falı (1990)" kader ve özgür irade üzerine kurgusu olan bir yolculuk hikayesini anlatıyor. Yazar küresel başarısını "Sofi'nin Dünyası (1991)" eseriyle kazanmış. Bu metninde, genç bir kızın posta kutusunda bulduğu anonim mektuplarla felsefe tarihine giriş yapmasını konu alıyor. Yazarın bu eseri 60'tan fazla dile çevrilip, 40 milyondan fazla satması sebebiyle onu yaşayan en popüler yazarlardan biri haline getirmiş. "Aynadaki Muamma (1993)", yaşam, ölüm ve varoluş üzerine hüzünlü ama umut dolu bir diyalogtur. "Hayat Kısa (1996)" Aziz Augustinus'un hayatına ve aşkına dair kurgusal bir mektuptur. Ve bir diğer eseri ise "Maya (1999)", yaşamın evrimi ve genetik miras üzerine felsefi bir romandır. Gaarder'ın 2003 yılında yayımlanan "Portakal Kız (Appelsinpiken)" adlı okumuş olduğum bu eseri, ölüm, yaşam ve sevgi
Edebiyat
Portakal KızJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 2021803 okunma
8/10
·252 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Selam Müptelalar Akşam Yıldızı’nı bitirdiğimde içimde hem bir hayret hem de tuhaf bir huzur kaldı. Sanki 12 bin yıl öncesine gidip insanlığın ilk adımlarına, ilk aşkına ve ilk inanç kıvılcımlarına tanıklık etmiş gibiydim. İskender Pala’yı ilk kez bu kitapla okudum ve anlatımındaki şiirsellik, bilgiyi hikâyenin içine yedirme biçimi beni şaşırttı. Kitabın dili hem güçlü hem de atmosferi taşıyacak kadar canlıydı. Hikâye Kuzgun Obası’nda başlıyor. Çira’nın doğurduğu, albino özellikler taşıyan bebeği Tırnak, kabile tarafından uğursuzluk olarak görülüyor ve kurban edilmek isteniyor. Tam bu noktada obayı yok eden büyük bir doğa felaketi yaşanıyor. Enkazdan sadece dört canlı kurtuluyor: Sarıca, Çira, Tırnak ve sadık köpek Parmak. Bu dörtlünün yolculuğu, insanlığın avcı-toplayıcı hayattan yerleşik düzene geçişini ve inançla kurduğu ilk bağı simgesel bir anlatıya dönüştürüyor. Sarıca ile Çira’nın aşkı, romanın duygusal omurgasını oluşturuyor. Akşam Yıldızı’na bakarak verdikleri sözler, sevginin zamanla bir inanca dönüşmesini sade ama etkileyici bir dille hissettiriyor okuyucuya. Parmak’ın sadakati ise hem ilk evcilleşmenin hem de koşulsuz bağlılığın simgesi olarak oldukça dokunaklı. Göbeklitepe ve Dirsektepe bölümleri kitabın en çarpıcı sahneleri arasında, taşlar, hayvan figürleri ve mistik atmosfer içinde insan neden tapınak yaptı? sorusu güçlü biçimde okuyucunun zihnine yerleşiyor. Roman boyunca mitolojik ve dini göndermeler hikâyenin ritmini bozmadan, aksine anlatımı daha da derinleştirerek ilerlerken; korku ile inanç arasındaki o ince çizgi, özellikle Tırnak karakteri üzerinden çarpıcı bir şekilde işleniyor. Toplumun kendinden olmayanı dışlaması ve bunun nelere yol açtığı, bugün için de düşündürücü bir anlam taşıyor. Tırnak ile Sarıca arasındaki çatışma ise iyi ile
2026 Okuma Raporları
Akşam Yıldızıİskender Pala · Kapı Yayınları · 20208,2bin okunma