"Zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, onunla ölçüyordum: ”Onu gördüm - görmedim, göreceğim - görmeyeceğim, gelecek - gelmeyecek..”
YouTube kitap kanalımda Yuval Noah Harari'nin kitapları için hazırladığım okuma rehberini izleyebilirsiniz: ytbe.one/8wVLBr6aIg0
"Yaşamak için bir sebebiniz varsa her şeyle baş edebilirsiniz." Friedrich Nietzsche
Şimdi, başlığı gördün ve geldin. Bu yazının içeriğinde haliyle neler olacak diye merak ediyorsun. Hatta belki bir ateistsin ve bu yazıda geçen evrim ile ilgili düşüncelerin bir hatasını bulabilmek için ısrarla okumaya devam edeceksin. Belki de bir teistsin ve üstüne ayetler atılmasını, ayetler var ayetler!!!11 denmesini isteyeceksin. Eğer gerçekten bunları okumak istiyorsan, bunu başkaları benden çok daha iyi yapmıştır ve yapıyordur, emin olabilirsin.
Öncelikle bu çağda gerizekalı olmak çok kolay. Bence Tanrı'nın varlığına inanmak ya da inanmamak bir gerizekalılık göstergesi değildir. Tam tersine, Tanrı'nın varlığına inanan ya da inanmayan insanları gerizekalı olarak göstermeye çalışan insanlar gerizekalıdır. Nasıl? Gerizekalıception oldu değil mi böyle de, neyse... Biz konumuza geri dönelim.
Elimizde iki konu var, bunlardan birisi bilim, diğeri de din. Bunlar hakkında size detaylı yorum yapabilecek kapasiteyi kendimde göremiyorum. Yani bu konuların uzmanı değilim. Evrimsel biyologlar, ilahiyatçılar ve bu konunun eğitimini alanlar zaten size yeterince bilgi sağlayabilir bu konuda. Fakat sadece inandığım ve kabul ettiğim bazı çerçeveler var. Biz de zaten bu sitede bunun için yok muyuz? Farklı çerçevelerden bakıp başka bakış açılarını görebilmek ve düşünce yelpazemizi genişletebilmek için... O zaman başlıyorum.
Aslında ne bilimin ne de dinin birbirinin doktrinlerini çürütmeye niyeti var diye düşünüyorum. Bu ikisi de zamanında kozmik ve fizik dünyası hakkında araştırmalar yapıp da bu çalışmalarını yapmaya onu teşvik edenin Allah ve Kur'an olmasını
Kitapların amacı yaşamayı öğretmek değil (ders verenlerin hüzünlü görevidir bu), içimizde yaşama, başka türlü yaşama isteği uyandırmaktır: kendi içimizde yaşama imkanını, yaşamın ilkesini bulmak. İki kitabın arasında yaşam sıkıcıdır (iki okumanın arası tekdüze, gündelik işlerle doludur), ama kitap farklı bir varoluş umudunu uyandırır. Kitaplar, gündelik yaşamın sıkıntısından kaçış değil, bir yaşamdan ötekine geçiş aracı olmalıdır.
"Vücutlarımız, birbirimize en kolay vereceğimiz şeydir. Asıl mesele, birbirimize hayatlarımızı verebilmektir. Baştan aşağıya, sadece bir aşkın olabilmek, bir aynanın içine iki kişi girip oradan tek bir ruh olarak çıkabilmektir."