Han imparatorlarının tümü, önemli makamlarda en iyi ki­şilere görev vermeye çaba gösterdi ve İmparator Wu da farklı değildi. Yetenekli insanların öne çıkmasını isteyen bir duyuru yayımladı: Olağanüstü işler için olağanüstü adamlar gerekir. Fırlayıp gi­den ya da çifte atan bir at, en sonunda son derecede değerli bir hayvan haline gelebilir. Dünyanın nefret ettiği bir adam, yaşamında büyük şeyler başarabilir. Yola gelmez at neyse, karasevdalı adam da odur; bu sadece bir eğitim sorunudur. Bu nedenle, Bizim generallerimiz, Bizim bakanlarımız ve Bizim uzak devletlerdeki elçilerimiz olmaları için parlak ve olağanüstü yeteneklere sahip kişiler aramalarını çeşitli bölge yetkililerine emrediyoruz.
“‘Kitap tanıtma yazısı’ diye bir yazma türü var hiç kuşkusuz. Ama bence bunun kadar kesin bir olgu daha var: Kimi kitapları yazmak, olanaksız. Onlar, öyle kitaplar ki, yalnızca okunmaya ve yaşanmaya açık. Buna karşılık yazıyla betimlenemezler, salt duyurulabilirler belki, başkaları da okusun diye, o kadar. Ama anlatılamazlar. Benimkisi de, ancak bir duyuru olabilecek; Tezer Özlü’nün Yaşamın Ucuna Yolculuk adlı kitabı için çok, pek çok güzel şeyler yazmak geliyor içimden. Ama yazımda bu güzellik düşlerine yaklaşmayı ne denli başarırsam başarayım, gerçeği değiştirebilmem olanaksız: Bu kitap yaşanabilir ancak, çünkü yaşamın kendisi.” (Ahmet Cemal)
Sayfa 53·Kitabı okudu
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bugün Taksim Meydanı’na birisi çıksa, “Allah vardır!” diye bağırsa, kimse o vatandaşa dokunmaz. Belki bazıları, “Tanrı’nın varlığı zaten aşikâr, ne diye bağırıyorsun?” diyerek, bu kişiye deli muamelesi yapabilir. Ancak karşılaşacağı en kötü senaryo budur; bunun ötesine geçmez. Bugün Taksim Meydanı’na birisi çıksa, “Allah yoktur!” diye bağırsa, birkaç dakika içinde bu kişinin etrafında oluşan kalabalık onu tartaklamaya, dövmeye başlar, hatta onu linç bile edebilir. İstanbul’un Ümraniye, Dudullu, Gaziosmanpaşa, Sultanbeyli gibi ilçelerinde değil; Erzurum’da, Erzincan’da, Şanlıurfa’da, Yozgat’ta, Kayseri’de, Konya’da değil; İstanbul’un ve Türkiye’nin en modern ve çoğulcu ilçelerinden biri olan Beyoğlu’nda, Taksim Meydanı’nda ateist çağrı yapan vatandaşın başına gelecek olan budur. Nitekim yılın her günü, günde beş vakit ezan sesi eşliğinde, Allah’ın yüce olduğu ve Muhammed’in de onun peygamberi olduğu tüm halka sesli bir biçimde duyurulmaktadır. Herkes dindar olmadığı ve bunu dinlemek zorunda da olmadığı halde, kimse cami minarelerinin hoparlörlerini parçalamıyor, imamların üzerine yürümüyor. Oysa bir kişi günde beş kez bir hoparlörden “Allah yoktur! Muhammed de Allah’ın peygamberi değildir!” diye bir duyuru yapsa, o kişinin sağ kalma olasılığı çok düşüktür. Söz konusu kişi en iyi ihtimalle tutuklanır ve kendisini hapishanede bulur. İşte böyle bir ülkede demokrasinin varlığından, temel insan haklarından, düşünce ve ifade özgürlüğünden söz etmek olanaklı değildir. Böyle bir ülkede din, tek ve mutlak gerçek olmak iddiasıyla, toplumsal yaşamı tamamıyla baskı altına almıştır.
Akıl'sız Akıllılara Duyuru !
"Akıllı bir varlık olduğun için akıldan yoksun canlılara ,olaylara ve nesnelere yüce ve hoşgörülü davran. Fakat akla sahip insanlara toplumun bir parçasıymış gibi davran. Daima Tanrılara yakarmayı ihmal etme ve "bunun daha ne kadar zaman süreceği"ne dair endişelenme. Çünkü böyle yaşanırsa 3 saat bile kâfidir."
Sayfa 58 - Türkiye iş Bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Psikolog ve düşünce adamı Doktor Sahibuzzemani bize şöyle bir şey anlatıyordu: Misal olarak bir tımarhanede otuz yıl şoförlük yapmış bir hasta var. "Saat 12.00; yemekhaneye gidin ve yemeğinizi yiyin!" diye duyuru yapıldığında bütün hastalar yemek yemek için koridordan yemekhaneye giderken bir kişinin yolun ortasında durduğu görülüyor. Ona neden gitmediği soruldu­ğunda: "Benzinim bitti." diyor. Ona bisküvi ve su verildiğinde: "Tamam, bu beni yemekhaneye ulaştırır ." diyor ve sonra yola devam ediyor.
Sayfa 186
Felsefe
Ailesi müşrik olan kardeşlere duyuru!
Üsame b. Zeyd (r.a.)'dan. Hz. Peygamber (s.a.v.): "Müslüman kâfire, kâfir de Müslümana mirasçı olamaz." buyurmuştur.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Din