Puan vermedi·132 syf.··
Beğendi
·
2025 192. kitabı
Agustina Bazterrica, Değersizler’de günümüz korkularını geleceğe taşıyarak felaket karşısında insanın ahlaki çöküşünü irdeleyen bir distopya kurar. Çevresel kıyametin hüküm sürdüğü bu dünyada doğa artık üretmez, döngüler durur; yaşam yalnızca hayatta kalma içgüdüsüne indirgenir. Bu gelecekte kadınlar şiddetten kaçıp bir manastıra sığınır; ancak burası keşke bir kurtuluş alanı olsa; itaatin ve sınıflandırmanın soğuk yüzüdür maalesef. “Değersiz” ilan edilen kadınlar, kutsala erişme vaadiyle bedenleri dâhil her şeyden vazgeçmeye zorlanır; zaten ellerinde kalan tek şey de kendi bedenleridir. Roman, iklim krizinin yarattığı kaosu kadın bedeni üzerinden merkeze alırken Selden Sonra’yı anımsatan bir doğa–kültür çatışması kurar; bunu feminist bir distopya zemininde derinleştirir. Bedenin ritüeller ve kutsallık söylemiyle denetim altına alınışı ise Damızlık Kızın Öyküsü’nü çağrıştırır; patriyarkanın yok olmadığı, yalnızca biçim değiştirerek sürdüğü bir düzeni işaret eder. Bu noktada Ben, Kirke’deki büyücü kadın da Değersizler’de yerini bulur. Bilgisi ve bedeni yüzünden tehdit sayılan, gücü kutsallıkla değil korkuyla anılan kadın. Büyü yok belki; ama kadının sözünün, bilgisinin ve bedeninin aynı korkuyla bastırılışı, Kirke’nin yalnızlığını hatırlatan kadim bir dışlanmayı yeniden üretir. Anlatıcının gizlice tuttuğu günlükle yazmak yasak, tehlikeli ve bedel gerektiren bir varoluş eylemine dönüşür; mürekkep tükendiğinde kana, kendi kanına başvurulması, kuşatılmışlığın en çarpıcı ifadesidir. Bu yönleriyle Değersizler, saf bir dehşet romanından çok; iklim krizi, totaliter ideolojiler ve insan içgüdülerinin karanlık yüzü arasında tutulmuş, bakmaktan da asla kaçamadığımız rahatsız edici bir aynaya dönüşür. Leziz Kadavralar kadar zirve olmayabilir (ama nasıl olsun, değil mi?
DeğersizlerAgustina Bazterrica · Siren Yayınları · 2025165 okunma
Davet Her Müslümanın Sorumluluğundadır
Puan vermedi·303 syf.··
2025 68. kitabı
Aldülhamid Bilali ( Allah kendisine rahmet etsin), bu kitabında İslam davetçilerinde olması gereken özellikleri derlemiştir. Bunu yaparken, olması gerektiği, gibi delillerini ayetlerden ve hadislerden getirmiştir ve ek olarak sahabe-i kiramdan örneklikleri bize taşımıştır. Kendisi kitap boyunca şerh amacıyla çok nadir olarak şerh amacıya araya girmiştir; genellikle tutumu mütefekkirler ile bize aracılık yapmak olmuştur. Müteffekirler arasında da Seyyid Kutub' a (rahimehullah) özel bir yer ayrıldığını ifade etmemiz gerekse de kasıtlı bir hizipçilikte olmadığı açıktır. Bu kitabı okurken unutulmaması gereken önemli bir husus şudur: İslam daveti her Müslüman'ın vazifelerinden biridir. Fıkhı olarak bazen farz-ı kifaye gibi olabilmişse de günümüzde bu durum farz-ı ayn olarak gözükmektedir. Dolayısıyla bu kitap bir "İslam davetçisi nasıl oluyormuş" diye düşünelerek okunmamalıdır; "ben nasıl olmalıyım" fikriyle okunmalıdır. Temsil'in en önemli tebliğ metodu olduğunu unutmamak kaydıyla. *** İdare etmek ve yağcılık hususu İbni Battal diyor ki: "İnsanları idare etmek ve onlara durumlarına göre davranmak, müminlerin ahlâkındandır. Bu, insanlara karşı ağır başlı olmak, yumuşak konuşmak ve kaba saba sözleri terketmektir. Bu şekilde davranmak insanlar arasında ülfet ve sevgi peyda eder. Bazı insanlar idare etmeyi yağcılık zannederler. Bu çok yanlıştır. Çünkü insanları idare etmek mendub, yağcılık ise haramdır. İkisinin arasındaki fark şudur, yağcılık adı üstünde yağdan türetilmiş bir kelimedir. Bir şeyi yağla kapladığınız zaman, o şeyin içi örtülür dışı ise parlar. Alimler yağcılığı, fasık biriyle muaşeret edip onun fıskına rıza göstermek ve yaptıklarını yanlış bulmamak şeklinde izah etmişlerdir. İdare etmeyi ise, cahili eğitmek için, ona yumuşak davranmak, fasığı, kötü
Arınma YoluAbdulhamid Bilali · Şafak Yayınları · 199211 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·216 syf.··
2025 95. kitabı
Bugün Eyüp'e götürdüm çocukları. Yerin altında binlercesi suskunken, yerin üzerinde binlerce ölü yürüyordu. Eyüp Camii haziresinde gömülmek için mutlaka makam mevki sahibi olmak gerekiyordu o zamanlarda. Orada tebessüm mezar taşı senin benim gibi isimsiz ve makamsızların harcı değildi. Mezar taşı şahidesinde Mustafa Râkım Efendi hattı olması ne büyük ayrıcalıktı! Ölümü güzelleştirmek gâyesinin bir meyvesiydi Eyüp. Ölüm orada yaşanıyordu! Medeniyetimizin Mimarları kitabı bana o kadar sıcak geldi ki. Yazar bizim oralı. Trabzon Of'a bağlı Bölümlü Köyü, eski adı yani Rumca adı Zisino. Çok emek verdiğini tahmin ediyorum kitabı hazırlarken. Çünkü yüzlerce isim zikredilmişti kitapta. Yani yüzlerce mezar taşı demek bu! Her mezar taşında uzun veya kısa bir ömrün hâşiyesi ve hâtimesi yazar. Kanuni'nin türbesine giderseniz Mohaç'taki kanın kokusunu alırsınız, Yavuz'un türbesine giderseniz Mısır'a uzanan çöl kumlarının sıcaklığını duyarsınız. Fatih'in türbesinde şahi toplarının sesini işitirsiniz. Mimar Sinan'ın türbesinde Suleymaniye esaslarının sesini bulur, Bâkî'nin mezarında hoş sedâyı tecrübe edersiniz... Yüzlerce isim... Her biri yaşanmış birer hayat... Hayat hayat üzerine medeniyetler kuruluyor! Mekke'nin fethini, İstanbul'un fethiyle düğümlersiniz, Eba Eyyub El-Ensarî'nin kabrini ziyaret ederken. Akşemsettin'de Hacı Bayram'ı bulur, Hacı Bayram'da Somuncu Baba'yı istişmam edersiniz, oradan tekrar baglanırsınız İstanbul'un fethine. Molla Fenârî, Molla Hüsrev ile İstanbul'dan yola çıkar Mekke'nin fethine vâsıl olursunuz. Kemalpaşazâde'nin atından sıçrayan çamurla Çaldıran ve Mercidabık'a ulaşır oradan yine Mekke'ye hadim'ul Haremeyn olarak Mekke'ye vâsıl olursunuz. Ashab-ı Bedir ile gözünüzü açar, Çanakkale'de Bedrin Aslanları gibi savaşırsınız... Medeniyet sanki böyle
Medeniyetimizin MimarlarıKamil Çakır · Gülhane Yayınları · 20191 okunma
Puan vermedi·193 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2025 09:52
Yahya Kemal Beyatlı/ Aziz İstanbul Üstat Yahya Kemal Beyatlı Avrupa da bulunduğu dönem de İstanbul'un nüfusunu sormuşlar.. Üstat; mübalağa ederek Yirmi milyon demiş. O kadar var mı? diye sordukların da " İstanbul'u ben bilirim ölüleri ile yaşarlar." diyerek cevap vermiş. Biraz düşününce nedenini anlıyor insan ki, benim nazarım da hem cevap, hem mesaj dır. Aziz İstanbul kitabı Üstat'ın İstanbul sevgisinden kaynaklanarak kaleme aldığı bir eserdir. İyi ki de kaleme almış, o duygu yoğunluğu, O özlemini, düşünce ve fikirlerini kitabı okurken hissediyorsunuz. Kendisi 1884 Üsküp doğumlu olmasına rağmen İstanbul'u farklı bir bakış açısı ile anlatmış. Vakıa Üstat Aşiyan mezarlığında meftun dur. Allah rahmet Eylesin... Eserde; İstanbul'un önce tarihini, İstanbul Fethi ve önemini, İllerini, Mimarisini, Yaşadığı dönem ve İnsanlarını, anılarıyla beraber kaleme almıştır. Bende Bir İstanbul doğumlu olarak, inceleme yazma gereği duydum. İstanbul bambaşka bir şehir.. Hem maddi hem manevi özellikleri olan bir şehirdir. Asya ile Avrupayı bağlayan yedi tepe İstanbul.. Günümüz ekonomi şartlarında gezmek bile pahalı iken, kiracı olarak yaşamaya çalışan insanları da anlamak lazım. İstanbul'un Güzelliğini anlatan Şair Nedim'in şu mısraları geldi aklıma: Bu şehr-i İstanbul ki bî mislü behâdır Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedadır “Bu İstanbul şehri paha biçilemezdir ve yalnızca bir taşına acem (İran) mülkünün tamamı feda edilir.“ Altında mı üstünde midir cennet-i âlâ Elhak bu ne hâlet bu ne hoş âb-ü havâdır “Yüce cennet acaba onun altında mıdır, yoksa üstünde mi? Hakikat şu ki, onun hâli, havası, suyu ne hoştur.” Konuİstanbul olunca şairlerimizden Necip Fazıl Kısakürek Canım İstanbul şiiri de çok güzeldir. Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten bir şey; hava,
Aziz İstanbulYahya Kemal Beyatlı · İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları · 2025915 okunma
Bay Şeriatsız Şeriati Sizden rahatsız olmuyorum...
3/10
·544 syf.·
2025 120. kitabı
Çöle İniş Ali Şeriati Allah bu ümmeti ve ümmetin evlatlarını Şeriatsız Şeriati ve türevlerinden korusun. Amin. Hatrı ve değeri yüksek olan birinin beraber okuyalım mı demesi üzerine başladığım bu kitabı zor ve uzun da sürse bitirdim. Kitap 545 sayfa olduğu ve kitap içinde iki kitap olduğu için inceleme de uzun olacak... Öncelikle şunu belirtmek isterim ki ben İslam'la felsefeyi, İslam'la sosyolojiyi, İslam'la tüm siyasi ideolojileri harman yapanlara karşıyım. Bunu Şeriati'de yapsa karşıyım, bunu Dücane'de yapsa karşıyım adı sanı ne olursa olsun, kim olursa olsun karşıyım. Hatta bunu kendim yapsam kendime de karşı olurum. Zira bana göre İslam her şeyin üstünde en yegane ve en müesses nizamdır. Şunu da belirtmek isterim ki bence Hubut/Kevir birleşik bu kadar kalın bir kitap olmasa daha iyi olurdu ikisi de ayrı kitap hacminde ağır bir kitaptı bu kitabın din bakımından benim nazarımda 1/10 puan ama ben 3/10 verdim çünkü 1- Zaten en düşük puan sistemde 1 2- Yer yer Attar, Mevlana, Şems, Hafız-ı Şirazi gibi isimlerden alıntılar yapması, 3- Beraber okuduğumuz arkadaş mutlu hissettiği için, 4- Yer yer siyasi ve bireysel konularda güzel tespitler yaptığı için 3/10 Ama dediğim gibi dini açıdan beş para etmez. Önce birinci kitabı irdeleyelim Hubut. Bay Mülhid burada yaratılışı inceliyor. Ama dedikleri, fikirleri öyle ipe sapa gelmez şeyler bakalım ne diyor? Ben, şu yapılan ve her gün büyük miktarlarla piyasaya sürülen insanlardan anladım ki melekler iş başına ücret alıyorlar ve baştan savma iş yapıyorlar. Hatta şu balçığın, çamurun ve lığın içine çöp katıyorlar. Ruh, duygu, akıl, güzellik mayasından, o kutsal ilahi kıvılcımdan çalıyorlar; gizlice çalıyorlar ve sinir, barsak, dolu işkembe, kemik, deri, yün ve
Din
Çöle İnişAli Şeriati · Fecr Yayınları · 2010248 okunma
6/10
·400 syf.··
2024 32. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2024 21:21
MİHMANDAR .. Yazılmış en güzel Ebâ Eyüp el Ensârî kitaplarından biri "Mihmandar" Bir İskender Pala hayranı olarak pek tabii ki bu romanını da çok severek okudum. "Mihmandar" kelimesinin kısaca anlamına değinecek olursak: Farsça mihmân (misafir) ve dâr (sahip olan) kelimelerinden meydana gelen mihmândâr “misafir ağırlayan kimse” demektir. Osmanlı kültüründe bu tabir, Medine’ye hicretinde Resûl-i Ekrem’i yedi ay kadar evinde misafir eden Ebû Eyyûb el-Ensârî için “mihmândâr-ı nebî” (mihmândâr-ı Peygamberî) şeklinde bir unvan olarak da kullanılmıştır. Kelime bugün daha çok dışarıdan yurda gelen ziyaretçileri karşılamak ve burada kalacakları süre içinde kendilerine yardımcı olmakla görevli kişileri ifade etmektedir. (TDV İslâm Ansiklopedisinden alınmıştır) Romanın kurgusunu sadece tarihî açıdan değil , manevî olarakta çok doyurucu buldum. Ayrıca tüm İskender Pala romanlarında olduğu gibi bu eseri de çok orijinal ve zengin bir karakter kadrosuna sahipti. Adeta zaman içinde bir yolculuk yapmış hissiyatıyla okumaya doyamadığım bir yolculuk yaptığımı söyleyebilirim. Romanın yaşattığı duygu yoğunluğu sizi okur okumaz Eyüp Sultan'ı bir de bu duygularla ziyaret etmeye sevk edecektir. Henüz bu eserle tanışmayan arkadaşlarım çok şey kaybettiğini bilsin isterim. Ve okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar diliyorum... İskender Pala
Edebiyat
Mihmandarİskender Pala · Kapı Yayınları · 202014,2bin okunma