summer

summer
but what does it even matter if my intentions are never good? my road to hell isn't paved with good intentions- or bad -it's just my road.
Öğrenci
Yitik Ev
16 Haziran
558 okur puanı
Eylül 2016 tarihinde katıldı
Henry’s ridiculous suit all askew and covered in smashed buttercream flowers, his wrist pinned in Alex’s hand, a thin slice of red across Henry’s cheek.
Sayfa 21 - his wirst o~O
Beside him, he hears Henry mutter slowly, “Oh my fucking Christ.” He registers dimly that it’s the first time he’s ever heard the prince swear, before the flash from someone’s camera goes off.
Sayfa 20 - 75bin dolar değerinde kardeşimin kraliyet pastasının üzerine düşsem edeceğim küfür bu olmazdı kesinlikle jhjsdhdj
“You gonna ask him to dance, then?” Alex rolls his eyes, suddenly imagining twirling around a ballroom while Henry drones sweet nothings about croquet and fox hunting in his ear. The thought makes him want to gag. “In his dreams.” “Aw,” Nora says, “you’re blushing.”
Sayfa 12 - imblushingtooaaaaa
8/10
·398 syf.·
Beğendi
·
2020 16. kitabı
İkinci erken yorum mu?? Aşıyorum kendimi! Her neyse. Şizofren’i, doğrusunu söylemek gerekirse beleş aldık. Kardeşime okuldan bir kitapçının kuponunu dağıtmışlar ve o yerden istediği bir kitabı alabiliyordu, o da bunu almış. Ama tabii aylardır rafta okunmayı bekliyordu çünkü ben bu türden uzun süredir köşe bucak kaçıyordum. Neden bilmiyorum ama en başta gerilim – aksiyon en sevdiğim türken ve sürekli onu okurken belli bir süre sonra bu türden epey uzaklaştım. Ve uzaklaştıkça ne bileyim, olay örgüleri falan gözümü korkutmaya başladı. Ama nisan ayında artık farklı türde bir şeyler okumak istiyordum ve bunu direk okuma listeme dahil ettim. İyi ki de etmişim. Uzun süre sonra böyle kurgular okumak iyi geldi. Şizofren benim genel olarak okurken çok heyecanlanmadığım ama yine de elimden bırakamadığım bir kitap oldu. Arka kısımda yazanlardan pek başka bir şey anlatamayacağım ama yine de ufacık bir konusundan bahsetmek istiyorum. Kitapta Jan Forstner adlı bir psikiyatristimiz var. Yirmi üç yıl önce kardeşi Sven esrarengiz bir şekilde kaybolmuş ve bir daha ondan haber alınamamış. Arkasından da babası trafik kazasında ölmüş. Aradan 23 yıl geçmiş yani normal birisi olsa bu süreçte acısını içine gömer hayata devam ederdi ama Jan bunu bir türlü yapamamış. Hala daha kardeşinin o gece başına neler geldiğini merak ediyor. Ve bir gün, çalıştığı hastanedeki bir hasta intihar edince, olaylar başlıyor. Açıkçası kitap boyunca ciddi manada tek merak ettiğim şey Sven’e ne olduğuydu. O kadar merak ediyordum ki elimden bırakamamamın asıl nedeni buydu. Ve Jan. Yani yaşadığı şey o kadar korkunç ki. Kendimi onun yerine bile koyamıyordum. Kardeşim kaybolsa ve yani sadece kaybolsa, bulunamasa, yaşayıp yaşamadığını bilmeden, hiçbir şey bilmeden ve olabilecek en kötü senaryoları hayal ederek nasıl
ŞizofrenWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20166,9bin okunma
6/10
·320 syf.·
2020 15. kitabı
Erken yazdığım nadir incelemelerden birine daha hoş geldiniz. Bugün normalde yazdığımdan biraz daha farklı bir şekilde yorum yapmayı deneyeceğim. Kitabı sevdiğim ve sevmediğim kısımlar olarak ayıracağım ki sevdiğim ve sevmediğim kısımlar iyice belli olsun. Lola bu üçleme içerisinde bana hep en masum gelen ve en çok merak ettiğim kitap olmuştu. Yani tatlı bir kitap olacağını zaten kapağı gören herkes anlar ama ben Lola’daki tatlığı böyle daha masumane ve sıcak beklemiştim. Ki bir noktada öyleydi ama bir noktada değildi de. Şimdi önce sevmediğim kısımlardan bahsedeceğim ki sona iyi yerler kalsın ve okumak isteyenler için daha iyi bir izlenim oluştursun. SEVMEDİĞİM KISIMLAR 1-) Lola. Yani Lola karakterini gerçekten gerçekten gerçekten hiç ama hiç sevmedim. Genel olarak sadece kendini düşünen, ne istediğini bilmeyen, elindekinden de olmamak için BANA KALIRSA ikili oynayan ve tek yeteneği dikiş dikmek olan bir kızdı. 2-) Max’in ele alınış şekli. Lola’nın iddiasına göre Lola Cricket’a olan aşkını unutmuş, üzerinden çok sular akmış ve Max onun doğru kişisi. Ancak gel gör ki Cricket ortaya çıkınca Max ile arası bozulmaya başlıyor (anında). Cricket ile konuşuyorlar, tabii ki sadece arkadaşça. Ama Lola normalde arkadaşlarını Max’e anlatırken Cricket’ı anlatmıyor. Wow. Bir süre sonra bu konuşmalar açığa çıkıyor. Max Lola’dan açıklama bekliyor. Lola, “BANA NASIL GÜVENMEZSİN??!!” diye olayı dramatize ediyor ve doğru kişi olsa ona güveneceği izlenimi veriyor. Ee, sen beni aldat ben sana güveneyim yine, tabii canım. İlla ki mantıklı bir açıklaman vardır. Sonra barışıyorlar, yaşasın, Lola’nın hala seksi rockçı sevgilisi var! Sonra bu Lola kızımız Cricket’la daha çok yakınlaşmaya başlıyor. Bunu kendi bile itiraf ediyor zaten. Ama kötü bir şey olunca ühühü Max’e ihtiyacım var onu
Lola ve Komşu ÇocukStephanie Perkins · Yabancı Yayınevi · 20193,037 okunma