emin berkay

emin berkay
@ekisporter
bir damla kan, binbir endişe.
2/10
·240 syf.··
2025 3. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2025 22:17
Daha çok yazarın kendi kafasında kurguladığı ama bilimsel bir yazı imajı vermeye çalıştığı bir kitap. Sürekli labaratuvardan, bilimsel çalışmalardan, deneylerden bahsediyor lakin bunların doğru olup olmadığını araştırabilmesi veya kaynağında okuyabilmesi için okuyucuya ne bir kaynak kitap ne makale yazısı ne de en ufak bir bilgi veriyor. Bu sebeple tüm kitap boyunca aktarmaya çalıştığı bilimsellik havada kalıyor. Belki bir araştırma yazısı veyahut makale olarak okumuyoruz kitabı ama hep bilimsel yazılardan bahseden bu kitap için gerçeklikle bir bağlantı vermesini ya da ya da kitabın sonunda bahsedilen bu bilgiler için bir kaynakça sunmasını bekliyorsun. Kitabın ortalarına doğru daha çok tahin, zeytin, sirke vb. besinlerin tanıtımı ve faydalarını açıklama kitabına dönüştü. Suyun faydalarını da anlatıyor ama bir süre sonra verdiği bilgiler tekrara düşmeye başlıyor. Ledün ilmi ile kuantum fiziğini karıştırıp ortaya değişik bir tablo çıkarmış. Açıkçası okumaya pek de değmez. Burada anlatılan bilgilerin çoğu ne bilimsel gerçekliğe ne de dini bir dayanağa sahip. Suyun faydalarını okumak isteyen birkaç makale okusa çok daha fazla bilgiye sahip olabilir.
Alıntı
Su KanunuMustafa Kaya · Fenomen Kitaplar · 20162,188 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yavaşla - K. SAYAR / Yavaşlayın! Bu hayattan sadece bir defa geçeceksiniz.
9/10
·246 syf.··
2023 172. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2023 12:30
Hızlı gidince her şeye yetişebileceğini sanıyor insan değil mi? Daha çok çalıştıkça daha çok kazanacağını, Daha çok kazandıkça daha mutlu olacağını, Koştukça daha erken varacağını... "Acele giden ecele gider," der bir atasözü. Hiç okumamışçasına ecele doğru ivmelenmiş gidiyoruz. "Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor hiç yaşamamış gibi ölüyoruz." Hıza itiyor içinde yaşadığımız çağ, farkında olmadan kapılıp gidiyoruz. Momo kitabını okumuş muydunuz? İnsanlar mutlu mesut yaşayıp giderken birden duman adamlar ortaya çıkıyor ve zamanlarını onlara yatırıyorlar. Daha hızlı çalışmaya, daha çok koşturmaya başlıyorlar ancak onlar hızlandıkça zaman daha da çabuk geçiyor. Dönüp baktıklarında ne kendilerine ne de sevdiklerine ayıracak vakitleri kalmış. Ne kadar hızlanırsanız hızlanın zamandan önde gidemezsiniz. Üstat Necip Fazıl Kısakürek'in dediği gibi: "Zaman, korkunç daire; ilk ve son nokta nerde? Bazı geriden gelen, yüz bin devir ilerde!" Bazen geriden gelmek gerek, yavaş yavaş, tadını çıkara çıkara... Gülmenin aksine üzerine uzun uzun düşünerek izlediğim bir film vardı: Mandıra Filozofu. "Daha görecek kaç yazın kaldı Cavit Bey," diyordu Mustafa Ali. Hiç düşündünüz mü? Daha kaç yaz var önünüzde? "Ölecektim. Öyle yaşlanıp elden ayaktan kesilince değil üstelik, bu­gün yarın. Belki yeni bir mevsim göremeden, tek bir yeşil erik daha yiyemeden, kıymetli defterimin sonuna gelemeden..." diyor Nermin Yıldırım Dokunmadan isimli eserinde. Öyleyse bu koşuşturmaca niye? Hayatı kaçırıyoruz farkında değil misiniz? Geleceği yakalamak için an'ı kaçırıyoruz. Gelecek gelmiyor, kaçan an bir daha var olmuyor. Ne der Fyodor Dostoyevski "Aslında insanı en çok acıtan şey hayal kırıklıkları değil, yaşanması mümkünken yaşamadığı mutluluklardır." Yaşamadığımızla kalıyoruz. "Kaleden kaleye şahin uçurdum, ah ile vah ile günüm geçirdim," der
Kişisel Gelişim
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,3bin okunma
"Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır." Montaigne
Edebiyat
"Farkında mısınız, dolu dolu, muteber bir hayat sürmek için ne kadar da az şeye ihtiyacımız var aslında?"