Şöyle düşün ;
Şehrin kirli duvarlarından akarken
Usul usul yükselen güneş
Sokağın koynunda yatan bir kedidir
Kimi zaman insan
Maskelenmiş suretlerin gölgeleri düştükçe üzerine
Daha da ıssızlaşır
Ve uğultusu çalınır kulağına
Oradan oraya atılan ritimsiz adımların , yorgun bakışların
Nasıl sıkışırsa göğüs kafesinde çırpınan kalp kuşu
Bilinmezlik de öyle sızar mazgallardan
Yeryüzünün kalbine doğru…
İğdiş edilmiş yıldızlardan hayır gelmez
Karanlık sere serpe uzanır
Titrek sokak lambasının altında
Sanki daha bir parlar insanın içindeki boşluk
Böyle kurşuni zamanlarda…
Kasvetli bir yanılsamadır
Küçük bir su birikintisinde gördüğün belirsizlik
Dingin ama soğuk…
Ve yinede umudu çağrıştırmalı her bakış
Ensene çarpan boğukda olsa yüreğinde varlık
Şeyma ile kitaplığımızda ikişer adet bulunan kitaplarımızı çekilişle size hediye etmek istiyoruz. Okumak istediğiniz grup numarasını yorumlarda belirterek çekilişe katılabilirsiniz.
15 Şubat Pazar günü inşallah çekilişi yapacağız. Kazananlara şimdiden hayırlı olsun. İstifadeli okumalar. 😊
1.Grup
Ömrün tükenir ama kelimelerin değil.
Ruhum bedenden ayrılırken.
Ölümün nasıl bir duygu ,
Olduğunu bile yazmak isterim.
Belki öyle bir anlatırım ki;
Okuyan ölüme hazır olmak ister
Belki de en güzel ölüm için ölmeyi bekler.
O yüzden bir şair gibi ölmeyi yeğlerim.
İki mısra söylenir arkamdan;
“Hüzünlü ve dertliydi.
Sessiz göz yaşları ve
Yaralı bir kalple
Uğurlandı son yolculuğuna”
Bir daha mucize duymayacak gibi bakar bazısı.
Çarşaf gibi bir ummanın ortasında bir küçücük kayık içinde. Umman da gök de masmavi…
Bedenin burada da ruhun uzaklarda…
Ummanın sularını, göğün sonsuzluğunu ya da tüm mavilikleri içsen sızı dinmeyecek gibi. Karşılık bulamamış bir şeyler var bu sızıda. Ruhunda, birinin hiçbir zaman dönmeyeceğini anlamanın sonsuz acısı var. O ruh sızlıyor. O ruh yanıyor. Nesimi’nin türküsü gibi bu sözler.
Dert kokuyor.
Bu nasıl bir derttir dermanı yoktur
Bedenimde degil ruhumda sızı
Görünmez bir yara acısı çoktur
Bedenimde degil ruhumda sızı