İmam ve şehid Hasan el-Benna'nın öncelediği ilk şey, Müslümanların İslami anlayışlarını tashih etmek, batılı laiklerin din adına kabul ettirdiklerini tekrar iade etmekti.
Bunlar İslam'ı şeraitsiz bir akide, devletsiz bir din, kuvvetsiz bir hak, cihadsız bir barış (teslimiyet) hâline getirmek istiyorlardı.
Fakat Hasan el-Bennâ, - yaratıcının de istediği gibi - bu dini
hem akide hem şeriat, hem din hem devlet, hem hak hem kuvvet, hem barış hem cihad, hem mushaf hem de kılıç olarak görüyordu.
Hükümetlerin halkı üzerindeki itaat hakkı ile halkın hükümetleri üzerindeki adalet hakkının arasının ayrılmaması gerekir.
Hâkim/yönetici her ne kadar itaat edilmesi vacip olan biri olsa da o, hata eden, şehvetinin kendisine galebe çalabileceği bir insandır.
Onu hatasından döndürecek veya şehvetinin azgınlı ğından kurtarabilecek ancak ümmetin söz ve fiiliyle ona yaptığı nasihattir.
İyiliklerle kötülükler karıştığında, şüpheler ve birbirini gerektirmeler meydana gelir.
Bazıları, iyilikleri göz önüne alarak, birçok kötülükleri içerse de iyilik yönünü tercih ederken,
bazıları da kötülükleri göz önüne alarak birçok iyiliği terk etmeye neden olsa da diğer yönü tercih etmişlerdir.
Orta yönü tercih edenler ise her iki yönü de göz önüne almışlardır.